Puan vermedi·80 syf.··
2026 53. kitabı
Şebnem Ersöz'ün "Ben Yazdım" adlı kitabı klasik anlamda bir olay örgüsüne sahip bir şiir kitabından çok, bir insanın iç dünyasında yaşadığı aşkı, özlemi, yalnızlığı, umudu ve varoluş arayışını adım adım kayda geçirdiği duygusal bir günlük gibi duruyor. Kitap boyunca tekrar eden en güçlü unsur "sen" kavramı. Bu "sen" bazen sevilen bir insan, bazen ulaşılmak istenen bir aşk, bazen de insanın kendi içinde eksik bıraktığı tarafı gibi yorumlanabiliyor. Şair, doğrudan hikâye anlatmak yerine duygularını semboller üzerinden aktarıyor. Toprak, yağmur, yıldız, gökyüzü, ışık, kanat, vuslat, özlem ve yalnızlık gibi imgeler sürekli karşımıza çıkıyor. Kitabın başlangıcındaki şiirlerde dikkat çeken şey, aşkın insanı dönüştüren yönü. "Ben Yazdım", "Nakşettim", "Sen" gibi şiirlerde sevilen kişi yalnızca bir insan değil; adeta hayatın merkezine yerleştirilmiş bir anlam kaynağı hâline geliyor. Şair, sevdiği kişiyi gördüğünde dünyanın canlandığını, gitmesiyle her şeyin anlamını kaybettiğini anlatıyor. Bu durum okura yoğun bir bağlılık hissi veriyor. Ancak bu bağlılık sadece romantik bir aşk değil; insanın eksik parçasını arayışı gibi de okunabiliyor. İlerleyen şiirlerde ise duygular daha karmaşık bir hâl alıyor. "Sessiz", "Hiçlik", "Yalnızlık" gibi şiirlerde şairin içsel boşlukla karşılaştığını görüyoruz. Burada aşkın coşkusu yerini zaman zaman sorgulamaya bırakıyor. İnsan kalabalıkların içinde bile yalnız hissedebilir mi? Sevgi kaybedildiğinde geriye ne kalır? Bir insan kendi içinde kaybolabilir mi? Şair bu soruların etrafında dolaşıyor. Bu yüzden kitap sadece aşk kitabı değil; aynı zamanda yalnızlık ve kimlik arayışının da kitabı. "Ümit", "Kanat" ve "Can" gibi şiirlerde ise karanlığın tamamen hâkim olmasına izin verilmiyor. Şair her düşüşün içinde bir yeniden doğuş ihtimalini koruyor.
Ben YazdımŞebnem Ersöz · Son Çağ Yayınları · 20262 okunma
OKUMASANIZDA OLUR
2/10
·299 syf.··
2026 45. kitabı
İlk olarak kitabın konusu biraz ilgimi çektiğinden okumaya karar vermiştim ama okumasaydım da olurmuş diyebilirim. 2 puan vermemin sebebi de kitabın akıp gitmesinden kaynaklı bir puan daha verdim yoksa 1 verirdim Okursanız bir şey kaybetmezsiniz çerezlik bir kitap eğer sinirleriniz bozulsun istiyorsanız okuyabilirsiniz zira okurken sinirlerimi bozduğunu söyleyebilirim. Neyse Konusuna gelirsek eğer ana karakterimize bir mektup geliyor (kitap direkt konuya giriyor) ve bu mektupta prensin eş seçimi için aday olabileceğini öğreniyoruz şimdi burda aslında mektup göndermeleri de saçma geldi bana televizyon ve telefonlar var kitapta mektup ne alaka? Neyse çok detaya girmeden devam ediyorum. İşte sonrasında kız gitmek istemiyor. Bu kızın bir tane sevgilisi var ve o da diyor ki git gitmen daha mantıklı olur?? Burası ne alaka falan olmuştum. sonrasında başka gece geldiğinde (bu arada kız karakter 16 yaşındaydı sevgilisi kaç yaşında bilmiyorum) kız evlenelim beraber yaşayalım diyor çocukta diyor ki para sıkıntı olur ki bana mantıklı geldi sonra kız diyor ki para sıkıntı olmaz ben seni böyle de seviyorum?? Bunlar ayrılıyor sevgilisi gururlu davrandığından ve iletişim kopukluğu oldu bence birbirlerine karşı dürüst olabilirlerdi planlarından bahsedebilirlerdi ama yok illa gurur ve kız bir iki gece ağladı o kadar sonrasında sanki hiç sevgilisi yokmuş gibi davranıyordu ama sözde öyle hissediyormuş yazar yazınca anladım onu da! Neyse çok saptım sonuç olarak prensin eş seçim töreni sanırım ona katılıyor ve tabiki de seçiliyor ( her ne kadar kız karakter kendisinin seçilmesinin imkanı olmadığını söylese bile!) Ve toplamda 35 kişi seçiliyor bu arada. 35 kız prensin baştan çıkartıp prenste ona uygun olan eşi seçimine dayalı bir roman tüm olay bu ( tabi kitap içerisinde biraz tarih
Beni SeçKiera Cass · Dex Yayınevi · 20131,455 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kişisel görüşlerim değişti gibi
8/10
·336 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:00
Evet, bu kitabı yaklaşık bir buçuk haftadır okuyorum. Kitap gayet hızlı okunuyor eğer sınav haftasında olmasaydım daha erken bir vakitte bitirirdim. Önemli olan anlayarak okumak diyerek kendimi avutuyorum. Kısaca kitap hakkındaki spoiler içermeyen görüşlerimi belirteyim.Bence ortalama bir polisiyeydi.Konu olarak tek farklılık emekli ajanların ana karakter olmasıydı.Eğer öyle olmasaydı çok rahat 6-7 verirdim.Karakterlerin yaşlarının büyük olması asla sıkıcı değildi.Bilge topluluğu konuşuyormuş gibi hissettim.-Ingrid lütfen stalk taktiği verir misin?-Onları okudukça büyümekten korkmamam gerektiğini fark ettim.Kitabı kendi açımdan polisiye ve psikoloji olarak sınıflandırıyorum.Bu türlere ilginiz varsa okuyun derim,pişman olmazsınız. Gelelim spoiler içeren bölüme Kitabın bazı kısımlarının geçmişten bazı kısımlarının gelecekten olması hoşuma gitti.Normalde bazı yazarlar iki bölümde ele alıyor kitabı.Yarısı full geçmiş,kalan yarısı şimdiki zaman şeklinde oluyor.Ben bu hâlini tercih ederim.Akışı bozmadan bizlere bilgi veriyor ve biz de öğrendiğimiz bilgi ile yeni teoriler üretiyoruz.Harika!Jo'yu okurken eğlendim.Karakter geçişleri de iyiydi bölümler arasında ama Diana çok az konuşmadı mı?Biraz daha dünyayı onun gözünden okumak isterdim.Çünkğ şimdi ondan o kadar da nefret edemiyorum.Sonuçta biz resmen bütün olayı Maggie'nin ağzından dinledik.Maggie ile yıldızlarımız bir türlü çakışmadı nedense. Okurken yaptıklarını mantıksız bulmadan edemedim. Evet yeterince mantıklı bir karakter ama bazen aşırı ihtiyatsız davranıyordu. Emekli olunduğunda kariyerin neye dönüşebileceğini gördüğümde ufak bir krize girdim. Ben ne yapacağım hâlâ bilmiyorum. Bilgelikle dolu zaman bize yolumuzu gösterir herhalde xaxax. Bella'nın nasıl canavara dönüştüğünü adım adım izlemek tüyler ürperticiydi.
Duygu ve Düşünce
Casuslar SahiliTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2024765 okunma
NUTUK __Bir Milletin Hafızası__ NUTUK
10/10
·688 syf.·
2026 17. kitabı
Nutuk’un son sayfasını kapattığımda odamın sessizliği değişti. Bir kitabı bitirmiş gibi değildim. Zihnim sanki bir kapıyı kapatmış, başka bir kapıyı açmıştı. Masanın üzerindeki kitap olduğu yerde duruyordu ama zihnim çoktan bulunduğum yerden ayrılmıştı. Bir süre sonra ne odam kaldı ne de duvarlar. Zihnimi açtığımda kendimi Ankara’da buldum. Takvimler 1929 yılını gösteriyordu. Sonbaharın sert ayazı sokaklarda dolaşıyordu. Ben, Ravi, Hiç ve Münzevi eski bir konağın üst katındaki küçük bir okuma odasında oturuyorduk. Bu konak, eski bir karargah binasından dönüştürülmüş bir yapının içindeydi. Duvarlarda haritalar hala duruyor. Fakat artık masanın üzerinde silah değil kitaplar var. Ortadaki ahşap masanın üzerinde Nutuk duruyor. Gaz lambasının sarı ışığı kitabın kapağına vuruyordu. Kömür sobasının içinden gelen çıtırtılar sessizliği bölüyor, sonra yeniden kayboluyordu. Bir süre kitabın ilk sayfalarından konuştuk. Ancak kısa süre sonra fark ettik ki Nutuk’u yalnızca olayları öğrenmek için okumak mümkün değildi. Bu kitapta anlatılanlar yalnızca tarihten ibaret değildi.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,4bin okunma
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 21:49
HARİKAYDI!!!! Açıkcası yazdığı her kitabı bu zaman kadar çok keyifle okumuştum Holly Jackson’ın. Canım yazarım beni yine şaşırtmadı. İncelikle yazılmış, oldukça duygusal ve gerçeklik algınızı kaybettirmeyen bir kitaptı. SPOİLER Ana karakterimiz Jet yaşadığı kasabanın en zengin ailelerinden birinin kızıdır. Hayatı boyunca her şeyi ertelemiştir fakat cadılar bayramı gecesi yaşadığı kazanın sonucunda artık erteleyecek bir hayatının kalmadığını öğrenir ve kendi katilini bulması gerekir. Kalan bu kısa zamanında, kasabada güvenebileceği çok az kişi vardır. Spoiler yazdım fakat zaten bu yazılanlar kitabın arka kısmında yazıyor. Bunları bilerek okuyorsunuz. Her şeyi yazmış gibi gelebilir ama bilmediğimiz o kadar sır var ki… şimdi kitapla alakalı kendi yorumuma geçiyorum. - Luke asla beklediğim biri gibi çıkmadı, evet kötü bir karakterdi ama kitabın sonunda yaptığı şey benim için çok beklenmedikti. - Jet’in katilini öğrenemeden ölmüş olması gerçekten çok üzücüydü.. bir hafta boyunca verdiği çabadan kaynaklı öğrenmesini çok istedim. Ancak yukarıda da dediğim gibi kitap gerçeklik üzerine yazılıydı ve maalesef Jet’in o kadar vakti kalmamıştı. - Jet’in annesi korkunç bir insandı. - Billy’nin annesine sinir oldum. Madem sen o heriften kaçtın da oğlunu niye bıraktın??? - Sophie’nin kayınpederine ve arkadaşına yaptıkları berbattı. Bir de hiç utanmadı. İyi Bir Kızın Cinayet rehberini çok eleştiren de olsa ben bayılmıştım. Hatta 2. Sezonu geldi netflixe muhakkak izleyin. Bu kitapta yer yer duygulandığım ama heyecanla da sonunu beklediğim bir kitap oldu benim için.
Ölüm Beni Bulana DekHolly Jackson · Epsilon Yayınevi · 202633 okunma
10/10
·80 syf.··
2026 143. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"SEVGİLİ MAYAKOVSKİ" "Yaşamak saldırıya uğramaktır, demişti başka bir şair. Hüznün en koyusunu koltuğunun altına alıp gelirken hayat; gidip intiharın soğuk duvarları arasına saklandın ya, aşk olsun!" Herkes bir şeyler söylüyor ama kimse kimseyi duymuyor. Dünya gürültüyle kaplıyken, en çok susanlar acıyor insana. İnsan kalabilmek var. Ve bence kitap boyunca en çok bunun üzerine duruyor yazar. Şu dünyada, tüm bu kaosta, bombaların, yalanların, açlığın, savaşın ortasında hâlâ merhametini, hüznünü, vicdanını kaybetmemek… İnsan kalabilmek. Tanıdık isimler geçiyor satır aralarında. Haraza çocuğu, Gülistan Sarayı, Park-ı Lale, Rey, Tecriş… Her biri bir hikâye, her biri bir yara. Ama en çok o cümleler var ki, tekrar tekrar okudum yutkunarak. Çünkü metin sadece duygu değil, eleştiri de taşıyor. Sosyal, kültürel, ekonomik, politik… Hepsine aynı anda dokunuyor. “Petrol ve dolar yükseldikçe aç kalan insanlar için mi savaşıyor ülkeler?” diye soruyor mesela. Cevap vermek zor. O yüzden sessiz kalıp düşünüyoruz. Okurken farkında olmadan bir terazi kuruyoruz zihnimizde. Bu dünyada kim daha rahat yaşıyor? İyiler mi, kötüler mi? Toplum değiştikçe, ölçütler de değişiyor. “Eskiden azar azar ölüyorduk, şimdi ölmek bir yaşam biçimi oldu” cümlesi tam da bu değişimin özeti sanki. Belki de mektupların en kıymetli yanı bu: Toplumsal değişimi, bir insanın iç sesiyle, samimiyetle aktarması. Ne kadar resmî olursa olsun dünya, bir mektupta her şey kişisel, her şey gerçek. Kitabın en güçlü yanı, yazarın duygusunu saklamaması. Kızgın, üzgün, umutlu ve umutsuz aynı anda. Hiçbir şeyi “nesnel” diye anlatma derdi yok. Tam tersine, öznel olmak en büyük erdemi. Bu yüzden yazarlar, şairler, siyasetçiler de nasibini alıyor eleştiriden. Ama bu kin değil, hayal kırıklığı. Birinin “Bu diyar merhametli
Edebiyat
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202625 okunma