“Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Mustafa Kemal Atatürk#202162173
Bir müddet sessizlik olduktan sonra şöyle buyurdu: “Mescide açılan tüm kapıları kapatınız. Ancak Ebû Bekir’in evinin kapısı müstesna olsun. Çünkü arkadaşlıkta iyilik ve ihsanca katımda ondan daha efdal olan hiçbir kimse bilmiyorum.” Sonra sözünü şöyle devam ettirdi: “Ben, yeryüzünde Allah’ın kullardan birisini dost edinseydim elbette Ebû Bekir’i dost edinirdim. Fakat onu bir arkadaş ve iman kardeşi edindim ta ki, Allah katında birbirimize kavuşuncaya kadar bu devam etsin.”
“Ölecekmiş, pöh! Böyle yaşamaktansa ölmenin daha iyi olmayacağını kim söyledi sana? On yıldır, bir zamanlar köyünde sahip olduğun on zeytin ağacına dönmeyi ümit ediyorsun.
Köyüymüş! Hah!”
Önemli olan nokta şudur: Eğer İslam özgürlük, bilim ve ekonomik gelişmeye maniyse, İslam toplumu geçmişte, yani Müslümanlar kendi inançlarının kaynak ve ilhamlarına bugün olduğundan daha yakın oldukları bir zamanda bu üç sahada nasıl öncü olmuştur? Bazıları cidden bu soruyu farklı bir biçimde sormuştur: “İslam Müslümanlara ne yapmıştır?” diye değil “Müslümanlar İslam’a ne yaptılar?” diye sorulup suçu belirli hocalara, doktrinlere ve gruplara atarak cevap verdiler.