Bana söyleyebilirsin, Farah.” Sesi fısıltıyla çıktığında gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Salonda sergilediği tüm o umursamazlığından sıyrılıp eskisi gibi sıcak ve ilgiliydi. “Seni tehdit mi ediyor yoksa sana bir şey mi vadetti?”
“Bunu neden bilmek istiyorsun?” Onun yakınlığından kurtulmak için geriye çekilip alayla konuştum. “Benim hayatım beni ilgilendirir, sen artık umurumda bile değilsin.”
“Aynı şekilde sende benim umurumda değilsin.” Kaşlarını çatarak elimi gösterdi. “Çıkar şu siktiğim yüzüğü!” Ne?
Umurunda olmadığımı söyledikten sadece bir saniye sonra söyledikleriyle beni şoke etmişti. Soru soran gözlerle ona baktığımda az önce ne dediğini yeni fark ediyormuş gibi kendine kızarak, “Umurumda değil,” dedi aceleyle. “İstersen hiç çıkarma, umurumda değil.”