Elveda-spoiler içerir
Puan vermedi·432 syf.··
2026 23. kitabı
Serinin sonu olduğuna inanamıyorum o kadar uzun zaman oldu ki daha bittiğini kavrayabilmiş değilim. Hem mutluyum hem üzgünüm. Kesinlikle böyle bir mutlu sonla bittiği için çok mutluyum. Tüm o yaralı insanların bir araya gelip yaralarını sarıp bir aile olması harikaydı. Bunlarla birlikte eleştireceğim bir kaç şey de var. İlk olarak son kitabın bu kadar çok farklı bakış açısından yazılması evet farklılık ve boyut katıyor ama aynı zamanda kime odaklanacağını da şaşırıyorsun. Benim için olan buydu en azından. Bir diğer de final sanki çok fazla hızlı oldu bitti gibi birden pat morana birden pat luna birden pat tristan yani mesela morana nasıl uyuştu anlamadım gibi hani o kısımlar biraz hızlı oldu. Ah bir de dainn var bu en sevdiğim karakterin o olduğuna kesin karar verdim sanırım kendi kişisel devil ımı istiyorum… İkinci sırada kesinlikle dante var üzümlü kekim öyle green flag ki bencesi. Tristan ve alpha sonu paylaşıyor. Evet seriye başladığımda tristan bir numaraydı ama sonrasında gelen karakterler onun çok üstüne kattı. Dediğim gibi tek eleştireceğim şey finalin çok hızlı olmasıydı yani bu birlik bu kadar çabuk mu ortadan kalkabiliyordu onun dışında harikaydı. He bir de eğer dainn in babası lyla ile kötü bir geçmişi vara xander onun üvey kardeşi mi olmuş oluyor? Orda bir soru işareti oluştu kafamda.
BirlikçiRuNyx · Martı Yayınları · 202678 okunma
Sadist'in bencesi
8/10
·344 syf.··
2026 1. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 01:03
Adamın ondan hiç kurtulamayacağını düşündüm, bazı sahnelerde şimdi çıkıp gelicek yakalanıcaz gibi hissettim psikolojik gerilimin zirvesi gibiydi ya da çok fazla empati yaptım bence ikisi de. Sonunda adamın tekrar yazıya dönmesi güzel ama o evde yaşadığı, kadının ona fiziksel ve psikolojik şiddetinden sonra vücudunda kadının ona bıraktığı izler, kabuslarla yaşamaya devam etme düşüncesi çok zor geldi bana. Bazı kısımları okurken şimdi kaçabilirsin dedim fiziksel olarak değil ruhen şimdi kaçabilirsin ama adam fiziksel olarak başardı yazmak onu gerçekten hayatta tuttu.
Duygu ve Düşünce
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20185,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·231 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 00:00
En iyi kitap listelerinde karşımıza çıkan bir kitap aslında, ancak pek hak ettiği abartıyı göstermiyoruz sanki. Maggie Nelson, Argonautlar’da sanatçı Harry Dodge ile ilişkisini ve annelik deneyimini; cinsiyet, beden, cinsellik, aşk vb. meselelerle birlikte ele alıyor. Queer teoriyi yaşantısı üzerinden irdeliyor, deneyimleriyle değişiyor, sorguluyor. Mesala Harry için internette cinsiyet zamiri olarak ne kullanıldığını arattığı bir bölüm var. Yaşadığı karmaşayı da şeffaflıkla yazmış. Ya da Harry’nin bedeni değişirken hissettiği ikilemleri, çekinceleri…Nelson, birçok yazardan alıntılarla ilerletiyor metni, asla didaktik değil. Felsefeyi, queer teoriyi kişisel yaşama aktarmış. İçten, sorgulayıcı, ufuk açıcı bir kitap. Annelik deneyimi de kitapta önemli bir yer tutuyor. Dayatılan annelik kalıbına karşı özgün, çelişkilerin olduğu sevginin temelinde yeni bir annelik inşa ediyor. “Kalbin çok cinsiyetli anneleri.” Argonautlar’a sadece otobiyografi demek bana yeterli gelmiyor. Ototeori olabilir, felsefeyi ve queer teroyi barındırdığı için. Ancak burada kişisel deneyimden toplumsalı da yansıtan bir yaklaşım var. Annie Ernaux’nun Seneler’i ile bu açıdan benziyor. Nelson daha felsefi. Ernaux’nun otososyobiyografi tarzından yola çıkarak otososyoteori diyebilirim bu kitaba. İnsan illa sınıflandırmak bir türe ait kılmak istiyor, oysa Nelson’ın eleştirdiği şey de buydu! Bir türe ait olmayınca değeri olmuyor mu? Çok cinsiyetli bir kitap bu Kitabın her sayfasını paylaşmak istesem de birkaç sayfa örnek ekledim. Böyle bir kitaba tabii ki #reklam diyeceğim, ille de okunmalı! Bencesi falan yok, çok objektifim burada:)
ArgonautlarMaggie Nelson · Kolektif Kitap · 201992 okunma
7/10
·567 syf.··
2025 119. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 17:37
İnsanlar zaten kötülüğe hazırdır. Gaunt sadece tezgâhı açar. Bu romanı okurken korkudan çok rahatsızlık hissi öne çıkıyor. Çünkü Stephen King burada canavarlarla değil, insanların küçük arzularıyla uğraşıyor. Kimse zorla kötülüğe sürüklenmiyor; herkes yaptığı şeyi kendince haklı buluyor. Asıl ürkütücü olan da bu. Karakterler fazlasıyla tanıdık ve bu tanıdıklık hikâyeyi etkileyici kılıyor. Okurken sık sık “Ben olsam ne yapardım?” sorusu akla geliyor ve bu soru hiç de rahatlatıcı değil. Ruhlar Dükkanı , korkunun dışarıdan değil, insanın içinden başladığını hatırlatan bir roman. Bencesi :) Romanın fikri çok güçlü olsa da anlatım yer yer gereğinden fazla uzuyor. Bazı tekrarlar ve yan karakterler hikâyenin temposunu düşürüyor. Karakter sayısının fazlalığı da herkese aynı ölçüde bağlanmayı zorlaştırıyor. Daha sade ve sıkı bir anlatımla çok daha etkileyici olabilecek bir roman
1000Kitap
Ruhlar DükkanıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,859 okunma
Hepimiz birer oblomov değil miyiz?
9/10
·617 syf.··
2025 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 14:43
Gerçekten çok güzel bir kitap. Neşeli ve sürükleyici. Kendi felsefesini oluşturan nadir romanlardan. Burada önemli olan oblomov değil, oblomovluk. Peki oblomovluk tembellik mi varoluşsal bir tepki mi? Bencesi şöyle: oblomovluk tembellik değil. Tembelliğin içinde zevk vardır. Oblomov yaşadıklarından zevk almıyor. Hatta Olga sayesinde bir süre hayata dönüyor. Ancak sonrası, çöküş. Bu sebeple Romandan çıkardığım sonuç, yazar oblomovluğu aslında teşhir ediyor. "bak bu da bir yaşam biçimi ve nasıl çürüttüğünü gör" diyor. Tabi sadece bireye yapılan bir eleştiri de yok burada. Rus üst -orta sınıfın hareketsizliğine de eleştiri var. Soyluluğun, ekonomik ve sosyal işlevsizliğini temsil eder. Güzel kitap çünkü bugün bile güncelliğini koruyor. Bu kitabı okuyup, ders alıp, değişmek dönüşmek ve direnmek lazım. O ataleti tanıyıp, ona direnmek... Elimizde başka bir şey yok gibi görünüyor. Ek olarak oblomovun demir eksikliği yahut d vitamin eksikliği gibi sorunlari da olabilir, oblomovluk yaptığınızı fark ettiğinizde, kan tahlili yapmanızı da tavsiye ederim :)) Not: Filmini de kesinlikle izlemelisiniz, kitabı okuduktan sonra tabii
Oblomovİvan Gonçarov · İletişim Yayınları · 201949,9bin okunma
aşk değil, korku ve gerilim kitabı
5/10
·524 syf.··
2025 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 10:50
Kitabı okurken o kadar zorlandım ki. Korku kitabıydı benim için. Okuduğum her an hayatımın arka fonunda gerilim müzikleri çaldı. Bir an önce bitsin diye de başından kalkmadım. O kadar yordu ki beni gerçekten şu yorumu yazabilmem bile okuduktan anca 1 hafta sonra nasip oldu. Füsun, Füsun, Füsun… Bıktık senin Füsun’undan. Gerçekten birine bu denli aşık olunabilir mi sorusundan çok bir insan gerçekten bu kadar güzel olabilir mi sorusu dönüp durdu aklımda. Sokaktaki ağaçlar bile Füsun’a aşık nasıl yani? Belki de okuduğum dönem dolayısıyla bu kadar sinir olmuşumdur, bilmiyorum. Benim en sinir olduğum kitap karakteri (bu kitabı elime alana kadar) Werther’di ama Kemal Basmacı… Kalk Werther büyüğün geldi. “Çünkü benim dünyamda yaşayan ve benim durumuma düşen Türk erkeklerinin çoğu gibi ben de delice aşık olduğum kadının aklından neler geçirdiğini, onun hayallerinin ne olduğunu anlamak yerine, onun hakkında hayaller kuruyordum yalnızca.” Bu cümle genel olarak 502 sayfayı özetliyor aslında. 502 sayfa boyunca Kemal’in aşkını (uçsuz bucaksız takıntısını) en ince detayına kadar okumak benim için çok zordu. 2-3 tel saçımın bu süreçte beyazladığını düşünüyorum. 502 sayfa boyunca sadece bu cümleyi okudum aslında. Beni, Füsun’u, Sibel’i ve anneni çok yordun Kemal. Sanılmasın ki Füsun’u seviyorum. Hayır onu da sevmiyorum. Ama 502 sayfa boyunca Füsun’un kutsallaştırılmış betimlemelerini okumak bir noktadan sonra ona sempati beslemenize sebep olabilir, bana olmadı ama aman sizin aklınız yanılmasın. Birini gerçekten seviyorsak onun mutlu olmasını isteriz, onunla mutlu olmayı değil. Phil Dunphy’nin ünlü eseri PHIL’S-OSOPHY de dediği gibi “If you love something, set it free. Unless it’s a tiger.” Aşkı değerlendirmek, anlatmak, yorumlamak haddime değil tabii ki. Sadece sen birine değil
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma