Ben sanmıştım ki, kapıdan dönersin, hadi indin diyelim aşağı apartman kapısından dönersin, mahallenin köşesinden dönersin, gece çat kapı dönersin. Kapı sesi duyulmadı. Şaka yapıyorsun sandım, cenaze nefesi dinleyen insanların umuduyla odaları dolandım. Belki saklanmışsındır, sen de beni bekliyorsundur kapının arkasında falan diye düşündüm, Mu-azzeeeez diye seslendim odalarda. Banyo dolabının içine bile baktım Muazzez. Mutfak masasının altına baktım, çiçeklerin arkasına, yatağın altına... Hiç şakadan anlamıyorsun Muazzez, ben seni terk etsem en fazla perdenin arkasına saklanırdım ki, oraya da baktım.
Dönüp tekrar koltuğun aynı yerine yığıldım. Saate baktım, gece olmuş. Yelkovan gitti, gitti, gitti, gitti diyordu bu kez.
Biliyoruz, gitti dedim yelkovana. Oturduğum yerde bacaklarımı karnıma çekip yana yıkıldım.Sallana sallana uykuya dalmayı beklerken o geldi. Aklım çıktı Muazzez. Kızım depresyon öyle tak diye gelir mi? Geldi valla. Sen gittin o geldi Toplamış ne var ne yok yanına, bütün sıkıntıları, karın ağrılarını, bozuk kalp atışlarını, ten üşümesini, mide kramplarını, sık sık tuvalete gidişleri, hiç yapamayışları, kesin bende bir hastalık var ama kimse bilmiyor vehimlerini, uykusuz geceleri, uykulu halleri, el titremelerini, kalkıp gidiverme hissini, intihar etsem edebilir miyim acaba sorularını, iç çekişleri, dalıp dalıp gitmeleri, hepsini toplamış valizine gelmiş. Kay öteye deyip kıvrıldı yanıma. Sen de nereden çıktın diyemedim. Nasıl sana benziyordu depresyonum anlatamam Muazzez. Kokusu sen, bakışı sen, gülüşü sen... Duman olmuşsun da duman etmeye gelmişsin gibi uzandın yanıma.