METAL YORGUNLUĞU
o zaman söylediler: metal yorgunluğu
daha dediler yılların var oraya
nice süslerden sonra ulaşılan bir yalınlık gibi
nice bütünlüklerden edinilmiş bir kırılganlığa
eşyanın karanlık kuralları
etin acı tadı
bağımsız kurgusu zamanın
yetmez görünenleri anlamaya
daha dediler yılların var
zamanın biriktirdiği derinlik
çekimin çözülen yasası
şimdi eşiğinde miyim bu şiirin
geldim mi metal yorgunluğa
ilkin savatlı gümüşüm
şimdi bende mi sıra?
*Mayıs 1992*
Gizli kibir vardı bende, gizli körlük vardı, gizli benlik vardı. Ruhsuz ve de mantıklı laflarla gizlemeye çalışıyordum hepsini. Kırılgandım da değilmişim gibi yapıyordum, değilmişim gibi yapıyordum da, beceremiyordum. Hatta ve hatta: Bir ben vardı bende, benden içeri; değil mi ama?
Bir aileyi aile yapan nedir? Büyüseler, yaşlansalar, kavga etseler ve hatta birbirlerinden nefret bile etseler hep yan yana olacaklarını bilmek, değil mi? Bende bu emniyet hissi yoktu. İçinde durduğum hiçbir fotoğrafa ait olmadığımı biliyordum.
"Dünyada tek bir insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki bunda aldanmış olmak bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.
Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık adeta bütün insanlara dağılmıştı."