Fuzûli Şekspir'den. Nefi Korney'den, Nedim Göte'den çok daha büyüktür. Yalnız onları anlamak için onlara kendi gözleri ile bakmalıyız. Bugünkü göz, bilhassa Avrupalı gözü onların büyüklüğünü göremez. Çünkü duyuş, düşünüş ve seciye ayrıdır. Şark ve Garp dehasının şekli ve rengi birbirine taban tabana zıttır. Şark toplayıcı, Garp yayıcıdır. Garp görür, şark sezer. Garbin bir cümle ile anlattığını Şark bir hece ile duyurur. Ayni ruh halleri olduğu gibi edebiyata aksetmiştir. Bizimkilere göre "eğer maksud eserse misrai berceste kâfidir." Avrupalı bizimkilerin bir mısradan duyduğunu bir kitap okumadıkça anlıyamaz. Onun için ayni duygunun ifadesi Fuzûlî'de bir gazel, Şekspir'de bir kitap olur.
Koca Ragip Paşa’nın, “Eğer maksûd eserse, mısra-ı berceste kâfidir." diye ünlü bir sözü vardır. En güzel mısra, en güzel ses, en güzel ahenk ve sadece en güzel!.. Şiirin karakteri böyle. Ve şiir, kültürün en seçkin unsurlarından birisidir.Sözü şiir kılan özelliklere sahip olduğunda büyüleyici bir hal alır. Onda şairin hisleri, sezgisi, muhakemesi, müşahedesi, kısacası, bütünüyle iç dünyası ve dış dünyanın ruhunda uyandırdığı tedailer yer alır. Toplumun geçmişi ve bugünkü durumuyla ilgili değişik halleri, tıpkı bir mimari eserdeki müşahhas uyum kadar canlı ve estetik bir biçimde bir araya gelir.Ve şair... En güzelin peşinde ömür boyu koşup duran kelime avcısı. İçinden kopup geldiği kültürün, nesilden nesile hisli taşıyıcısı. Renklerin ve şekillerin dünyasında başı dönen seyyah. İnce bir ruh, hassas bir yürek, kapıları ardına kadar açık bir gönül. Hem herkesle beraber, hem de olabildiğince yalnız.Artık bütün iş, şairi ve şiirini tanımaya kalmıştır.