Berfin Yünlü

Berfin Yünlü

, şu anda okuyor
%23 (16/67 syf.)·
Beğendi
Oscar Wilde
8/10 · 1.726 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Berfin Yünlü

, bir kitap okudu
8/10
·80 syf.·
Beğendi
·
4 saatte okudu
·
2023 13. kitabı
Javier Cercas
7.6/10 · 698 okunma

Berfin Yünlü

, bir kitap okudu
6/10
·144 syf.·
Beğendi
·
3 günde okudu
·
2023 12. kitabı
Renata Salecl
7.7/10 · 218 okunma
“Ömürlerinde hiçbir şeye hırsla yapışmamış olanlar, göçmenlerin gözlerinde bu hırsın alevini gördüler. Şehir ve şehir dolaylarının insanları, kendilerini korumak için bir araya geldiler; her insanın çarpışmaya girişmeden önce yaptığı gibi, kendilerinin iyi, istilâcıların kötü olduklarına kendilerini inandırdılar. Dediler ki: Bu Allahın belâsı Okieler pis ve cahil insanlardır. Yozlaşmış, seks düşkünü heriflerdir. Bu Allahın belâsı Okieler hırsızdırlar. Gördükleri herhangi bir şeyi çalarlar. Onlarda mülkiyet kavramı yoktur. Bu son söz doğruydu: Çünkü malı olmayan bir adam, mülkiyetin büyük tasasını nasıl bilebilirdi? Ve kendisini savunan halk diyordu ki: Bu adamlar hastalık, pislik getiriyorlar memleketimize... Biz onları okullarımıza sokmayız. Onlar yabancıdırlar. Kızkardeşinizin bu heriflerin çocuklarıyle arkadaş olmasını ister misiniz? Memleket bizimdir. Okieleri başıboş bırakamayız. Silâhlı insanların toprakları yoktu, kendilerini topraklara sahip sanıyorlardı. Geceleri asker talimleri yapan memurların malları yoktu ve küçük esnaf da bir defter dolusu alacaklardan başka bir şeye sahip değildi. Ama bir borç bile bir şeydir, hatta bir iş bile bir şeydir. Ve memur şöyle düşünüyordu: Ben haftada on beş dolar alıyorum. Ya bir kör olası Okie on iki dolara çalışırsa? Küçük esnaf da şöyle düşünmekteydi: Borçsuz bir adamla nasıl rekabet edebilirim?“
“Arabasında, karısı yanında, sıska çocukları arkada, yoldan geçen yersiz yurtsuz kalmış aç adam, kâr değil, gıda yetiştirebilecek, ekilmemiş tarlalara bakar; bu adam, toprağı boş bırakmanın ne kadar büyük bir günah, ekilmeyen bir toprağın sıska çocuklara karşı işlenmiş nasıl bir cinayet olduğunu bilir. Ve bu adam, otomobilini yolda sürdükçe her tarlanın çağrısını duyar; bu adam, tarlaları almak, tarlayı, çocuklarını güçlendirmek, karısına biraz oh dedirtmek özlemini duyar. İstek, çağrı, her zaman gözünün önündedir. Tarlalar onu dürtmektedir; içinde güzel suların aktığı, şirketlerin malı olmuş hendekler, onu dürten birer değnektir sanki. Ve güneyde, ağaçlar üzerinde sallanan sapsarı portakalları, koyu yeşil ağaçlarda sallanan küçücük, sapsarı portakalları görür. Bir kimsenin, sıska çocuğuna bir portakal koparmaması, fiyatlar düştüğü zaman denize dökülecek olan bu portakalları çalmaması için her sırada eli silâhlı bir adam nöbet beklemektedir.”