O, ne sevgi verebilen ne de sevgi alabilen bir kadındı.
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş; Eşini gâib eyleyen bir kuş Gibi kar Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar... Ey kulûbun sürûd-ı şeydâsı Ey kebûterlerin neşideleri, O baharın bu işte ferdâsı: Kapladı bir derin sükûta yeri Karlar Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar Ey uçarken düşüp ölen kelebek Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek Gibi kar Seni solgun hadîkalarda arar; Sen açarken çiçekler üstünde Ufacık bir çiçekli yelpaze, Na'şın üstünde şimdi ey mürde Başladı parça parça pervâze Karlar Ki semâdan düşer, düşer ağlar! Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar; Küçücük, ser-sefîd baykuşlar Gibi kar Sizi dallarda lânelerde arar. Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân, Şimdi boş kaldı ser-te-ser yuvalar; Yuvalarda yetim-i bî-efgan! Son kalan mai tüyleri kovalar
Sayfa 84 - Cenap Şahabeddin:
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yeter ki gönül yüceliğe niyetli olsun..
Giderken ona bir hediye götüremez, ama eli boş gitmek geleneklere aykırı olduğundan, yoldan kopardığım bir yeşil yaprağı takdim ederdim: Benim bu berg-i sebz-i hakiranemi kabul eyleme yüceliğini gösterirdi.
Alıntı
BAK DİK BAŞLI SERVİ RÜZGARDAN NE ÇEKİYOR
Düşmez bulunsa her nerede i‘tibardan Yok farkı kâmiliñ zer-i hâlis-‘ayârdan Mihr-i sürûr u şem‘-i safânın esîriyiz Fehm eyledim tetâbu‘-i leyl ü nehârdan Etmez soğuk mu‘âmeleden menfa‘at zuhûr Mahrûm eder şitâ şeceri berg ü bârdan Cismin değilse kâbil-i sıhhat ne fâ’ide Nûş eylesen devâ kadeh-i zer-nigârdan ‘Ukbâda yok meziyyeti dünyâ şükûhunun ‘İzzet gelir mi meyyite zîb-i mezârdan Yokdur bekâsı zevk-i ü gam-ı bâğ-ı ‘âlemin Bir ‘ibret al mürûr-ı hazân ü bahârdan Handân olan da cevr-i felekden değil masûn Kâbil mi gül halâs ede dâmânı hârdan Berbâd olur Emîrî ser-efrâz-ı kibr olan Bak serv-i ser-keşe ne çeker rûzgârdan
Ol sebebden fârisî lafz île çohdur nazm kim Nazm-ı nâzük Türk lâfzıyle iğen düşvâr olur Mende tevfîk olsa bû düşvârı âsân eylerem Nev-bahâr olgaç dikenden berg-i gül ızhâr olur "Fars diliyle, Türkçeden daha çok şiir söylenmiştir. Bunun sebebi Türk diliyle ince şiir söylemenin çok güç olmasıdır. Fakat Allah yardım ederse ben bu güçlüğü yener, kolaylaştırırım. İlkbahar geldiği zaman, nasıl, dikenden gül yaprağı belirirse ben de diken gibi sert sanılan Türkçe ile gül yaprağı gibi ince şiirler söyleyeceğim." Fuzûlî
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
Sûz-ı 'aşkunla kaçan kim dilden âh u zâr olur / Âh dûd u dûd ebr ü ebr âteş-bâr olur 2 Aksa eşküm dîdeden ol gevher-i nâ-yâb içün / Eşk seyl ü seyl yem yem pür-dür-i şeh-vâr olur 3 Yansa dâg-ı sînem üzre hasret-i haddünle nâr / Nâr nûr u nûr hûr u hûr pür-envâr olur 4 Kûhdan geçse gam-ı zülfünle âhum sarsarı / Kûh deşt ü deşt bâg u bâg sünbül-zâr olur 5 Goncaya baksa lebünsüz çeşm-i Bâkî bir nazar / Gonca berg ü berg hâr u hâr hançer-dâr olur
Alıntı