Bir toplumda bir şeyler artık gizlenemeyecek veya görmezden gelinemeyecek kadar yanlış gitmeye başladığında sorulabilecek çeşitli sorular ortaya çıkar. Dün Avrupa bugün ise Ortadoğu için en yaygın şudur: “Bunu bize kim yaptı?” Bu soruya verilen cevap genellikle dış veya iç günah keçilerine, yani yurtdışındaki yabancılara veya yurtiçindeki azınlıklara suç atmaktır. Tarihlerindeki en büyük krizle yüz yüze gelen Osmanlılar farklı bir soru sordu: ” Hata neredeydi ?”
Sayfa 32·Kitabı okuyor
"Asla bir domuzla güreşme, sen kirlenirsin ama bu, domuzun hoşuna gider."
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Bernard Lewis;
"Mustafa Kemal'in din politikası laikliktir, dinsizlik değildir; onun maksadı dini kaldırmak değildir."
Alıntı
Bernard Shaw insanları üçe ayırır: Olayları gerçekleştirenler, onları seyredenler ve olan bitene hayret edenler.
Sayfa 99
1979 İran Devrimi, Ayetullah Humeyni’nin nutuklarının kasetlerle dağıtılması ve emirlerinin telefonla verilmesi özellikleriyle dünya tarihindeki ilk elektronik olarak yürütülen devrimdir. Hitabet yeni bir boyut kazanmış, öncesinde hayal bile edilemeyecek kadar çok kişiye nutuk verme olanağı yaratmıştır.
1000Kitap
Toplumun Koşullarına Rağmen Başarılar ve Diğer Figürlerle Kıyas
Bu işi daha ilginç kılan, bu başarının ortaya çıktığı toplum koşularıdır. Toplumda neredeyse hiçbir tabanı ve beklentisi olmayan muazzam başarılar, yüksek bir sosyal dirence rağmen başarılmıştır. Aslında çok başarılı insanlar, genelde rüzgârın zıddına yüzmemişlerdir. Nisan ayında bazen kar yağar ama bu kar tutmaz. Her filozof, çağının çocuğudur. Zahiren çağına en zıt görünen filozoflarda dahi bu olgu görülür. Kapitalizmin başdüşmanı Marks, rüzgârın ne kadar zıddına yazılıyor görünse de kapitalizmin oluşturduğu Aydınlanma Felsefesi'nin ilkeleri ile düşünürdü. Onlar gibi progresif (ilerlemeci) bir tarih anlayışına inanırdı. Aydınlanmacı iyimserlik diye bilinen tavra, tamamı ile sahipti. Bu yüzden komünizm hayalini, "ilerleme" nin son mertebesi olarak oldukça "iyimser" bir tasvirle ele almıştı. Marks gibi aykırı görünen bir filozof dahi böyleyken... Ya diğerlerini ele alsak? Örneğin, yükselen iktisadi kuramların güçlenen burjuvazi ile bağıntısını düşünsek? Ya da "Voltaire Hristiyanlığa saldırırken halkı mı değiştiriyordu, yoksa halkın bir kesiminin sözcüsü konumunda mıydı?" sorusunu sorsak? Çok az toplumsal önderin, topluma gerçekten önderlik ettiğini söylemek zor değildir. Onların çoğu, gerçekte toplumu değiştirmezler. Çoğu filozof aslında taleplerini dile getirmekte toplumun megafonu olur. Onlar toplumların hedeflerine ulaşmalarında bindikleri atlar, ellerinde taşıdıkları bayraklar olurlar. Toplumlar bu yüzden bir kuşakta değişmezler. Toplumsal devinim fark edilmeyecek yavaşlıkta gerçekleşir. Sert devrimler bile bu yavaş devinimin patlama noktalarından ibarettir. Oysa Hz. Muhammed'in (s.a.v.) öyküsü, bu bağlamda oldukça farklıdır. Leone Catani: "Koca bir kavmi, on sene gibi az bir müddet zarfında nasıl olup da bu kadar derin bir surette sarsmak ve bütün bir dünyayı
Sayfa 399 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam