önlüklerini giymiş, çiçek gibi gülen yüzleri ile yemek yapmayı öğrenip, kendi küçük dertleri ve şaşkınlıkları tarafından yutulmuş bir halde aşık olup evlenirler. bence bu harika. böyle hayata hayır demezdim. ben o yalnız akşamlarda arkadaşlarımı tekrar tekrar arayıp kimseyi evde bulamayınca derimi kızarıklıklar bastığında her şeyden tümüyle yorgun düştüğümde hayatımdan nefret ederim. doğumumdan yetişmemden her şeyden
bir çocuk ile bir yaşlı insan, her ne kadar mutluluk içinde yaşasalar da doldurulamayacak bir boşluk, odanın bir köşesinde soluyan ölüm sessizliği, bir ürperti gibi gelir.