Yaşam belki biz arkadaşları birbirimizden ayırır, birbirimizi düşünmemize pek fırsat vermeyebilir ama biliriz ki, onlar sessiz ya da unutulmuş olsa da her zaman sadık bir şekilde bir yerlerdedirler. Bir şekilde bir araya geldik mi birbirimizi omuzlarından tutup coşkulu bir sevinçle sarsarız. Bizler beklemeye alışığızdır.
Ama falan arkadaşımızın gür kahkahasını artık bir daha duymayacağımızı, şu bahçeye bir daha adım atmayacağımızı yavaş yavaş fark ederiz. İşte o zaman yürek yakmasa da acı olan yasımız başlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse o arkadaşın yerini artık hiçbir şey tutmayacak. Böylesi dostluklar öyle kolay bulunmuyor. Onca ortak anıların, birlikte geçirilen onca zor zamanların, onca kavga ve barışmaların, içten coşkuların yerini hiçbir şey tutamaz. Böyle dostluklar bir daha kurulamaz. Bir meşe fidanını diker dikmez, hemen gölgesini beklemek boşunadır.
Yaşam da böyledir işte. İlk önce yıllar boyunca ağaç dikeriz, zenginleşiriz. Sonra yıllar geçer, zaman tüm bu birikimleri yok eder, bu ağaçları söküp atar. Arkadaşlarımızın gölgeleri bir bir aramızdan ayrılır ve artık kederimiz yaşlanmanın getirdiği o gizli pişmanlığa karışır.