Birlikte avlanıp avlarını birlikte yere indirdikleri, birlikte açlık çektikleri günler unutulmuş, geçmişte kalmıştı artık. Şu anda önlerindeki mesele aşktı ve aşk, yiyecek bulmaktan daha amansız, daha acımasız bir meseleydi.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Alıntı
Ateşin üzerine odunları dizerken bedenini ne kadar beğendiğini fark etti, daha önce hiç böyle hissetmemişti. Hareket eden kaslarını izledi, parmaklarının maharetli işleyişiyle ilgilendi. Ateşin ışığında parmaklarını teker teker ve hep beraber, yavaş yavaş ve defalarca büküp açtı, kâh iyice geriyor, kâh hızla bir şeyi kavrar gibi yapıyordu. Tırnaklarının yapısını inceledi; parmak uçlarını önce yumuşakça, sonra sertçe dürterek sinir duyarlılıklarını ölçtü. Büyülenmişti sanki, bu kadar güzel, tıkır tıkır ve hassas çalışan, bu kadar marifetli vücudunu ne kadar çok sevdiğini hissetti bir anda. Sonra sabırsızlıkla kendisine yönelmiş o kurt çemberine korku dolu bir bakış attı ve bir geyik veya tavşan nasıl sık sık ona yemek olmuşsa, bu mükemmel vücudun da şu gözü dönmüş canavarların aç dişleri tarafından kesilip parçalanacak avdan başka bir şey olmadığını, bu çapcanlı bedenin ağırlığınca et dışında bir şey olarak görülmediğini kavradı, yumruk yemiş gibi.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Alıntı
Annesi, şu koca dünyada kendisine acıyan, onunla alay etmeyen tek varlıktı!
Yazarlarla Dedikodu 7- Jack London
Selam! En sevdiğiniz serime
sisi
sisi
'nin ricası ile
Jack London
Jack London
ile devam ediyoruz. Ancak bundan sonra seriyi isteklere kapatmak istiyorum izninizle.. Jack London önce macerayı yaşayıp sonra
Edebiyat
Korku, hiçbir yaratığın kaçınamayacağı, reddedemeyeceği yabani bir mirastı.
Bunlar hayatın yansımasıydı ve hayat kendini yansıtabildiğinde mutlu olurdu.