ÖLÜ MÜZİSYENLER
Sizlerden, Beethoven, Bach, Mozart, Düşlerimin özü alev aldı. Katedraller inşa ettiniz kalbimde, Andından tutuşturdunuz zirvelerdeki arzumu. Sizler o coşkusuydunuz ve parlak alayıydınız Düşüncelerimin duaya doğru giden. Fırtınanın gazabıydınız siz, o ışık Uzak kulelerde parıldayan. Büyük isimler, bulamıyorum sizi şimdi Gençliğin bu gürültülü yıllarında, kıyametin içinden Barışa doğru çabalayan: Alnımda taşıyorum Sürgün edilmiş hayatların bir çelengini. Sizin bir payınız yok yanı başımda savaşan, Gülen ve acı çeken o delikanlılarla. Fügleriniz ve senfonileriniz getirmedi Ölen dostlarıma dair hiçbir anıyı. Çünkü ne zaman beynim onların izini sürse, Argo bir dille çağırırım onları geri. Fox-trot ezgileriyle büyülerim hayaletlerini. "Küçük bir içkiden daha bir şey olmaz bize." Rag-time düşünürüm; birazcık rag-time; Ve görürüm yüzlerinin üşüştüğünü etrafıma O aksak ritmin sesiyle. Anlatacak öyle neşeli şeyleri var ki onların, O kusursuz 'Blighty' yarasıyla cehennemden eve dönenlerin... * * *
Bir NFK şiiri geldi aklıma bu sayfada ,
Ben hasta bir adamım. Hayır, bedenim değil, ruhum hasta, beynim hasta. Bütün değerlerimi kaybettim sanki. Hiçbir şeyi umursamıyorum. Birkaç ay önce gelseydin her şey çok farklı olurdu. Ama artık çok geç.
Sayfa 461
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Öyle bir dünyadayım ki şimdi, Ellerim tutabildikleriyle kalmış, Büyük beynim kıvrım kıvrım, donuk. Artık ne karanlık var benim için, ne aydınlık, Ne sıcak, ne soğuk..
Sayfa 41
Edebiyat
— Bitiyor bu salak cümle, çok şükür! diye düşünürken beynim, nokta yerine virgül nakşedip sürdürüyor keman gıcırtısını.
alt dudağım titreyerek, "beni mutlu eden şeyler listeme seni eklemek için çok mu geç oldu? önemli değil, yine de seni ekliyorum," dedim. yanağında bir gamze belirdi ve bana bunu zaten biliyormuş gibi baktı. başıyla evini işaret ederek, "gel, bella," diye mırıldandı. eklemlerim kilitlenmeden önce tek bir adım attım, ayaklarım yere yapıştı ve hareket edemedim. benim hareket edemediğimi fark ettiğinde diğer yanağındaki gamzesi belirdi. eve bakarak, "komik olan ne?" diye mırıldandım. “evimize girmek için neden bu kadar gerginsin? benim gergin olmam gerekmez miydi?" "hayır," diye homurdandım. koltuk altlarımda ter birikmeye başlamıştı ve beynim bizim evimiz demesine takılmış ve orada sıkışıp kalmıştı. açıkçası, beni buraya en son getirdiğinde yaptıklarından dolayı hâlá çok utanıyordum. ve bu durumla ilgili daha da rahatsız edici olan şey, onunla kalmamı istemesiydi. çünkü kahrolası bir nedenden dolayı, enzo sevilmeye değer biri olduğuma karar vermişti. sanırım tekne kazası geçirdiğimizde o kadar sert kafasını vurmuştu ki aklını kaybetmişti ama ben onu bırakamayacak kadar bencildim. o gün ikimiz de bir parçamızı kaybetmiştik. ama o deniz fenerinde takılıp kaldığımız zaman diliminde geriye kalan dağınık parçalarımızı yavaş yavaş birleştirdik, ta ki birlikte olmamızın ayrı olmamızdan daha anlamlı olduğuna anlayana kadar. enzo'nun sevilmeye değer olduğuna şüphe yoktu ve bu beni korkutsa da artık ondan kaçmak istemiyordum. ön kapının önünde durup gözleri güneş ışığından parıldarken tamamen bana döndü. sıcaklıktan yoksun olsa da pat diye, "ne?" diye sordum. yüzünde bir sırıtış belirdi ve göğsüme çarpan eller dondu. kalbim ve vücudum gerçekten sinir bozucu olan bu basit hareketle felç oldu. "seni affettiğimi biliyorum, değil mi?" diye sordu. burnumu çektim. "bu
Sayfa 340·Kitabı okudu
Aman Allahım! Gözlerim karardı. Beynim durdu. Orada birini gördüm. Onu gördüm? O!
Sayfa 58·Kitabı okudu