Aşk, yaşamı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır.
Bugünlerde Beyoğlu, Birleşmiş Milletler gibi bir yer oldu. Afrika, Asya, Orta Doğu'dan gelen sığınmacılar İstanbul'u bir dünya şehrine çevirdiler. Bundan rahatsız olanlar epey fazla; işçiler, işsizler, kadınlar... Kiminin işi, ekmeği tehlikede kendilerince, kiminin güvenliği. Ama hiç kimse ırkçı faşistler kadar saldırgan değil elbette. Onlar sırf gelenler Türk olmadığı için rahatsızlar. Seksen milyon daha Türk gelse Türkiye'ye, gıkları çıkmayacak. Daha yakın zamana kadar Kürtlerin bile İstanbul'a gelmesinden rahatsızdı bu kafatasçı conconlar.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
"Büyüdük mü? Yoksa o hırgürün içinde gençliğimizi mi unuttuk?"
"Biliyorum ama bencil olmayan var mı? Üstelik en büyük bencilliğimiz de çocuk yapmak değil mi? Yaşamın ne olduğunu bile bilmeyen bir canlıyı zorunlu olarak dünyaya getiriyorsun. Mutlu olacağının garantisini verebiliyor muyuz ya da hastalıksız, dertsiz, uzun bir ömür sürmesini sağayabiliyor muyuz? Yoo ama sonuçlarını düşünmeden çocuk yapmaya devam ediyoruz. Ya da benim gibi bir çocuğum olsa diye hayal kurmayı sürdürüyoruz."
"Bu kadar saçma sapan bir dünyada, bu kadar mantıklı olmaya çalışmanın ne yararı var ?"
Alıntı
Reklam
Reklam