5/10
·776 syf.··
2020 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 00:00
Bir aşk hikayesinin üzerine kurulmuş, polisiye ile tarihi roman arası bir İttihat ve Terakki serüveni. Özellikle dönemin tarihine ilgisi olanların merak ve zevkle okuyabilecekleri bir roman. Ahmet Ümit'in her zamanki sinematografik anlatımı, okuduklarınızı film sahneleri seyreder gibi hissetmenizi sağlayarak romanı sürükleyici kılıyor. Eski İttihatçı, aynı zamanda edebiyat ve sanat aşığı Şehsuvar Sami'nin, halen unutamadığı gençlik aşkı Ester’e yazdığı mektuplarla anlatılıyor bütün olaylar. Cumhuriyet’in ilk yılları, romanın temel zamanı ama mektuplarda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşundan, işgal İstanbul’una kadarki süreç, geri dönüşlerle Şehsuvar’ın anılarından anlatılmış. Şehsuvar’ın aşkı ve vatanı arasında kalmışlığı ekseninde bireysellik ile toplumsallık irdeleniyor esasen. Edebiyat ve müzik de romanda ön plana çıkan unsurlar... Kahramanların birbirleriyle diyaloglarında, satır arası anekdotlarda, sık sık yerli ve yabancı romanlara, yazarlara, sanatçılara yapılan atıflarla, bu durum pekiştirilmiş. Eserde geçen mekanlar bir belgesel gibi yazılmış. Dönemin gazeteleri, İstanbul’u, özellikle Beyoğlu, yani Pera ve çevresi, tüm gerçek kişileri, gerçek mekanları, gerçek atmosferi ile yansıtılmış. Son olarak, romanın sonunda bir mini sözlük, ve en önemlisi de İttihat ve Terakki’yi anlatan romanlar indeksi verilmesi de ayrı bir güzellik olmuş. Kitabın sıkça tekrara düşmesi can sıkıcıydı, sayfa iki yüzlerdeki konuşmalar dört yüzlerde yine karşınıza çıkıyor, altı yüzlerde yine karşınıza çıkıyor. Haliyle can sıkıcı bir hal alıyor ve sırf uzun tutmak için laf olsun diye yazılmış gibi geliyor tekrar eden kısımlar... Konu, anlatım güzel ama aşırı uzun tutulmuş.... Ahmet Ümit
Edebiyat & Roman
Elveda Güzel Vatanım (Cep Boy)Ahmet Ümit · Everest Yayınları · 201714bin okunma
1930'larda İstanbul.
Puan vermedi·360 syf.··
2026 6. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 14:19
İstanbul okumalarıma devam ediyorum. Galata, Pera, Beyoğlu kitabından sonra tercihim Osman Cemal Kaygılı'dan "Köşe Bucak İstanbul", oldu. Kitap Osman Cemal' in 1931 yılındaki gazete yazılarından oluşuyor. Her yazısında İstanbul'un ayrı bir semtini, mahallesini, köyünü gezdiriyor Osman Cemal. Ama okuru Süleymaniye'nin avlusuna değil, o avlunun arkasındaki kahvehaneye götürüyor. Beyoğlu'nda pasajın girişindeki ışıltıya değil, arka kapısındaki çöp toplayan kişiye odaklanıyor. Osman Cemal çok iyi bir gözlemci, kitabındaki tiplemelerin hepsi şahsına münhasır. Ayrıca çok iyi ağız yapıp karakterlerinin konuşmalarını yazıya geçirmiş. Osman Cemal bir yaz insanı, sayfiye yerlerini çok seviyor. Çoğu yeri kışın kasvetli bulup yazının ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. Manzaraya, doğaya, gezinti yerlerine hayran. Ayrıca kendisi iyi suyu çok seviyor, ama sadece Osman Cemal değil; muhtemel ki o dönemde iyi suya hayranlık durumu varmış. Bir sayfiye yerinin ya da bir semtin güzel olması için iyi bir suyunun da olması lazım geliyormuş. Kitapta bununla ilgili o kadar çok nüans var ki... Okuma notlarıma bunların çoğunu geçirdim. Keçe suyu, Valide suyu, Taşdelen suyu, Hamidiye suyu, Kanlıkavak suyu... Bunlardan en iyileri Kağıthane sırtlarından çıkarılan keçe suyu ve Belgrad Ormanlarından toplanılan valide suyuymuş. Eğer bir kahvehane keçe suyu veriyorsa kalite olarak bir tık daha yukarıda görülüyormuş. "Florya bence, bir de iyi su olsa, İstanbul'un en güzel yeridir." (syf 187). 1930ların İstanbul'unda deniz İstanbul'un sadece kıyısında duran bir süs değil, hayatın tam kalbinde bir eğlence alanıymış. Denize girmek toplu bir eğlence kültürüymüş. 1920lere kadar deniz hamamları varmış. Kadınlar ve erkeklerin ayrı şekilde denize girmesini sağlayan ahşap yapılar olan deniz hamamları
Tarih-Araştırma
Köşe Bucak İstanbulOsman Cemal Kaygılı · Can Yayınları · 201971 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·269 syf.·
2026 29. kitabı
Kitabın adına bakıp aldanmamak gerek. Tarihi Mısır apartmanı ve Pera hakkında kapsamlı bilgi edinirim diye okumaya başladım ancak bu beklentimi karşılayamadı. Yine de Beyoğlu, Pera ve Mısır apartmanı da yer alıyor anlatıda ama daha ziyade yazarın aile öyküsü demek daha doğru olur. Anne, baba tarafının hikayelerini kendi çocukluğundan itibaren anlatıyor. Pera’nın o eski atmosferi, Beyoğlu’nun sanatsal ruhu, Mısır Apartmanı’nda yaşamış gelmiş geçmiş sanatçılar ve onlarla ilgili hatıralar, İstanbul’un zamanla değişen kültürel hayatı güzel yansıtılmış. Yüksek puan vermem bu yüzden. Beklentimle alakası yoktu ancak çok naif güzel diliyle geçen zaman beni etkisi altına aldı.
Gönlümde Pera Aklımda Mısır ApartmanıSema Temizkan · Heyamola Yayınları · 20194 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 23. kitabı
Merhaba bugün sizlere sevgili arkadaşım Firdevs un şiddetle tavsiyesi üzerine okumuş olduğum bir kitapla geldim. @hulya_b_demir in kalame almış olduğu "BİLİNMEZE DOĞRU" kitabı. Kırım'ın Aluşta şehrinden başlayıp,Selanik'e ordan da İstanbul'un Pera (Beyoğlu) ilçesine uzanan bir hikaye. 1944 yılında Kırım Tatarlarının sürgün edilmesi ile başlıyor hikayemiz. Çok zor zamanlar geçirmiş Kadir'in ailesi ve diğer Türkler. Yerlerinden edilmişler,işkencelere maruz kalmışlar.Çoğu Kırımlı da çareyi topraklarını bırakıp göç etmekte bulmuş. Ama bu göç kimisi için bir son,kimisi için ise yeni bir hayat demekti. Kadir ve ailesi için ise yeni bir hayat. Kadir bir Kırım Tatarı idi.Yulian ise bir Rus. İki aile için de onların aşkı büyük bir sıkıntı olur ama iki aşık asla vazgeçmezler. Yulian babası Vlademir ve annesi Tatya'yı bırakıp Kadir'e gider. İkiz kız çocukları olur.Vera(Bepa) ve Nevreste (Katherina). Bebekler daha küçükken Kırım da sürgünler başlar.Kadir'in evine de baskına gelirler. İki bebegini de alıp ormana doğru kaçırırlar Bolşevikler.Bebeklerden birini bulamazlar ama Vera'yı çamura batmış vaziyette bulurlar. Yulian için bu bir yıkımdır.Bir daha asla yüzü gülmez. O gece bebekleri kaçırtan Yulian'ın babası Vlademyr idi.Yani dedeleri. Çok zaman geçmeden ülke yangın yerine döner.Her iki tataf da mecbur göç etmek zorundadırlar. Kadir'in babası öldürülür annesi de çok sürmez ölür. Eşi Yulian ve kızları Vera ile tek başına kalırlar. Öte yandan da Vlademir öldürülür.Tatya torunu Katherina ile tek başına kalır. Birbirlerinden habersiz Kadir ve ailesi İstanbul'a, Tatya ve Katherina ise Selanik'e göç eder. Bundan sonra herkes için hayat yeni baştan başlar.Tatya Selanik'te Katherina'yı büyütür. Kadir ve Yulian da İstanbul'da yaşam mücadelesi verirler. Kadir'in halası
Bilinmeze DoğruHülya Başarangil Demir · Bilge Kültür-Sanat Yayınları · 202562 okunma
7/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
İnsan ruhunun karanlık ve ışıklı dehlizlerinde gezinirken, tutkunun ve kibrin nasıl iç içe geçtiğine, aşk denen o yüce ve bir o kadar da yıkıcı afetin insanı nasıl un ufak ettiğine tanık olmak, bir meleğin dahi hafızasını sarsacak kadar ağır bir yüktür. "Madam Pera", sadece eski İstanbul'un, o ihtişamlı ve kozmopolit Beyoğlu'nun şık salonlarında geçen bir dönem anlatısı değil; aynı zamanda insanın kendi eliyle inşa ettiği, kendi arzularıyla tutuşturduğu bir cehennemin anatomisidir. Dışarıda kolera salgını, ölüm, yoksulluk ve savaş şehrin üzerine ağır bir pelerin gibi çökerken, içeride, kristal kadehlerin ışıltısı ve özel dikim Fransız kıyafetlerinin ihtişamı arasında kendilerini dünyadan yalıtmış bir avuç insan, birbirlerinin ruhlarındaki yaraları kanatmaktadır. Bu masanın etrafında toplananlar, yalnızca dostluklarını değil, gizli kıskançlıklarını, bastırılmış hırslarını ve derin korkularını da birbirlerine ikram ederler. Güzelliğiyle etrafındaki her canlıyı ve eşyayı kendi çekim alanına hapseden, kibrini bir zırh gibi kuşanan Pera; zekasıyla etrafını manipüle eden, aşkı bir savaş gibi gören zehirli ve çekici Tamara; geçmişin asaletine sığınan Gavarş; alaycılığının ardında büyük bir sevgi açlığı saklayan Tavit ve elbette bu gösterişli tiyatronun en masum, dolayısıyla da en acımasızca kurban edilecek olan aktörü Ethem... Bu hikayenin merkezinde, insanın o en büyük trajedisi, yani koşulsuz, hastalıklı ve nihayetinde yok edici bir sevgi yatar. Ethem, Pera'ya duyduğu aşkı bir din, bir ibadet gibi yaşar; onu bir put gibi yüceltir. Ancak bu öyle bir aşktır ki, Pera'nın uçarı, özgürlüğüne düşkün, sadakati kendi narsizmine kurban eden doğası karşısında Ethem'i günden güne zehirler. Pera, kendisine sunulan bu saf sevgiyi bir oyun hamuru gibi ezer, Ethem'in gururunu hiçe sayar
Madam PeraHakan Laloğlu · Armoni Yayıncılık · 20247 okunma
Beyoğlu Rapsodisi
Puan vermedi
Beyoğlu’ nun en eski ama yıllara inat tüm ihtişamını hala koruyan tarihi sembollerinden biri olan Galatasaray Lisesi’ nde Selim- Nihat ve Kenan arasında başlayan sıkı dostluğun beraberinde getirdiği maceraların, kıskançlıkların, aşkların ve ansızın ortaya çıkmasına rağmen kökleri çok eskilere dayanan bir cinayetin öyküsü “Beyoğlu Rapsodisi” Baş kahramanlardan biri olan Selim’in ağzından anlatılan roman, sürekli olarak geçmişe, üç sıkı dostun ilk gençlik yıllarına ve o dönemde yaşadıklarının şimdilere bıraktığı etkilere dönerek aktarılıyor hikaye, okuyucuya. Romanın diğer kahramanlarından olan Kenan, zengin, uçarı, hayatta her şeyi elde etmeye alışmış, hukuk okumasına rağmen babasının işini sürdüren ama aynı zamanda tüm sosyal ve sanatsal faaliyetlerden geri kalmayan bir karakter. Kadınları etkilemekte hiç zorlanmayan müzmin bir bekar olması da iki arkadaşından ayırt edici bir diğer özelliği.Olayları kendinden dinlediğimiz Selim ise; mimarlık okuyup, babasının tekstil fabrikasının başına geçer, evlenir, canından çok sevdiği bir oğlu ve klasik Türk ailesi kadar olağan “gözüken” bir yaşamı vardır. Üçüncü ve en talihsiz kahraman rolünde ise Nihat var. Ne Kenan ve Selim kadar zengin ne başarılı ne de eğitimlidir. Bu yüzden tüm maddi ihtiyaçları arkadaşları tarafından karşılanır. Olayların gelişmesi Kenan’ ın “ölümsüzlüğü yakalama” hayaliyle başlar ve tüm ailelerin, işlerin karışmasına yetecek kadar büyür. Bu hayali gerçekleştirebilmek için cinayetlerin resmini çekmeye karar verir Kenan ve diğerleri de seferber olur bu proje için, ne kadar isteksiz olsalar da. Ama başlarına açtıkları bu dert tahminlerinden çok daha pahalıya patlar hepsine. Hikayenin hiç akla gelmeyecek ve okuyucuyu çok şaşırtacak bir sonla bitmesi ise romanı okumaya değer yapan başlıca özelliği; bir
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,9bin okunma