Beyza Daş

"Mutluluk bir seyahat şekli olmasi gerekirken, bir türlü ulaşılamıyan hayali istasyonlar haline geliyor. Yüzlerimiz,hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar veremiyor. Aynı hava sıcaklığında bir gün üşürken,bir başka gün terleyebiliyoruz. Bir gün kahkahalarla güldüğümüz espriye,bir başka güntebessüm etmekte zorlanıyoruz.Su bazen sıfır derecede donmuyor,bazen kaynamıyor yüz derecede."
"Gamsız insanlara eğlence gelirmiş yaşamak; yüreğin hisli mi işkencedesin talihe bak." -Mehmet Akif Ersoy
Şiir
“Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda, ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslına bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım? diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum.”
İşte şimdi birden sarhoş oluyorum. Açık havadır bu. Derinden derine sarsıyor insanı. Yürüyorum ama ayağım yere basmıyor,saydamlaşmışım gibi. Gelecek hakkındaki tasarılar da suya düşüyor. Geçmiş de yitiyor. Bencillik de değil kendinizi kaptırdığınız duygu. Çünkü artık kendinizi de düşünmediğinizi biliyorsunuz. Başkalarını mı düşünuyorsunuz,onların kaygısını mı besliyorsunuz içinizde? O da değil.Yalnızca mekândan,dünyadan,çevrenizden bir uzaklaşma hali. Yeniden kendinize gelmeniz için bir şeyle sarsılmanız gerek. Çok güçlü bir şey olmasa da olur o şey. Otellerin,bankaların,ünlü şarkıcıların adını reklâm eden,durmadan yanıp sönen,bir çember çevresinde dönüp duran renk renk ışıklar baş dönmesini çoğaltıyor. Artık ruhunuz her şeye hazırdır. Sebepsiz bir hüzne de, yersiz bir sevince de. /Rasim Özdönören