Ya Rab! Hayatta nedir bu lezzet? Hayata rapteden bu garip kuvvet! Hayat ki bi-beka, pur-derd ü keder, Yine emel O, nedir bu hikmet? Bir an bırakmaz insanı rahat, Bin türlü alam, derd-i mai'şet. Çocukluğunda ağlar beşikte, Feryatla geçer o vakt-i ismet! Civanlığında bin türlü amal, Şeyhuhetinde bin türlü mihnet. Vakt-i ecelde mazi bir an, Bir an için mi bunca sefalet? Hatifi bir ses verdi cevabı. Dedi: "Hayatta bu zevk ü kıymet, Akiller için seyr-i bedayi. Cahiller için yemekle şehvet!"
Mem bi Dîcle ra Dipeyîve
Naçari ji heyşetê diçû dûr Hemderdi dibû digel şetê kûr ​"Ey şibhetê eşkê min rewane! Bêsebr û sikûn î, aşiqane ​Bêsebr û qerar û bêsikûn î Yan şubhetê min tu jî cunûnî? ​Qet nîne ji bo te qerarek Xalib di dilê te dane yarek ​Her lehze te jî çi tête bîrê? Sergeşte dibî li rex Cizîrê ​Ev şehre ye ger ji bo te mehbûb Hasil gerîyaye bo te metlûb ​Daîm di dilê te da ne menzîl Destê te li gerdenê hemaîl ​Hêja ji Xwedê tu fikri nakî Her rojê hezarê şikri nakî ... Mem, Dicle'yle Konuşuyor Çaresiz, insanlardan uzak olurdu Derin nehirle dert ortağı olurdu
Sayfa 290
Kurdî
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ya Rab! Hayatta nedir bu lezzet? Hayata rapteden bu garip kuvvet! Hayat ki bi-beka, pur-derd ü keder, Yine emel O, nedir bu hikmet? Bir an bırakmaz insanı rahat, Bin türlü alam, derd-i mai'şet. Çocukluğunda ağlar beşikte, Feryatla geçer o vakt-i ismet! Civanlığında bin türlü amal, Şeyhuhetinde bin türlü mihnet. Vakt-i ecelde mazi bir an, Bir an için mi bunca sefalet? Hatifi bir ses verdi cevabı. Dedi: "Hayatta bu zevk ü kıymet, Akiller için seyr-i bedayi. Cahiller için yemekle şehvet!"
Sayfa 95·Kitabı okudu
Alıntı
Bi'set
Peygamberlerin bir kısmı ,Araplarla aynı kökten gelen İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdir. Bunlardan sadece beş tanesinin Arap asıllı peygamber olduğu kabul edilir. Bunlar İsmail, Hud ,Lut ,Salih, Şuayb ve Muhammed (sas) olmak üzere beş kişidir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
Muhteşemm bi şeyy :))
Söğüt ağacı salisilik asit üretiminde çok bilinen bir ağaçtır ve bu kimyasal yıllarca bu ağaçtan elde edilmiştir, ama her bitki bu kimyasalı çeşitli miktarlarda üretir. Bütün bitkiler ayrıca metil salisilat da (Bengay merheminin önemli bir maddesi) üretir. Peki ama bir bitki neden ağrı kesici ve ateş düşürücü üretir ki? Diğer fitokimyasal (yani bitki kaynaklı kimyasal) maddelerde de olduğu gibi, bitkiler salisilik asidi bizim için üretmezler. Bitkiler için salisilik asit, bitkinin bağışıklık sistemini güçlendiren bir "savunma hormonu" dur ve bu maddeyi, bakteri veya virüs saldırısına uğradıklarında üretirler. Salisilik asit çözünebilen bir maddedir ve tam enfeksiyonun ortaya çıktığı noktada salınır, böylece damarlar yoluyla bitkinin diğer kısımlarına bakteri saldırısının başladığı haberi verilir. Bitkinin sağlıklı kısımları bu habere bakteriyi öldürecek veya en azından yayılmasını önleyecek birtakım hamlelerle yanıt verir. Bu hamlelerden biri, enfeksiyon bölgesinin etrafına ölü hücrelerden bir set oluşturmaktır; bu set bakterinin bitkinin diğer kısımlarına hareket etmesini önler. Zaman zaman yapraklar üzerinde bu setleri görürsünüz; bunlar beyaz nokta biçiminde kendilerini belli eder. Yaprak üzerindeki bu noktalar, hücrelerin, yakınlarındaki bakteriler başka yerlere sıçramasın diye kelimenin tam anlamıyla kendilerini öldürdükleri yerlerdir. Geniş anlamda, salisilik asit bitki ve insanlarda benzer işlevlere sahiptir. Bitkiler salisilik asidi enfeksiyonlardan korunmak için (bir başka deyişle, hasta olduklarında) kullanırlar. Biz de salisilik asitten antik çağlardan beri yararlandık, şimdi de onun çağdaş türevi olan aspirini ağrı ve sancılara neden olan enfeksiyona bağlı hastalıklarda kullanıyoruz.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Alıntı
Nebiyy-i Ekrem Efendimizin dünyaya teşrifleri gecesinde, hazan yaprağı gibi, gökkubbeden yıldızlar döküldü. Bu hadise de şuna işaret ediyordu: Bundan böyle şeytan ve cinlerin gökten haber almaları son bul-muştur! "Madem Resûl-i Ekrem (a.s.m.), vahiyle dünyaya çıktı; elbette yarım yamalak ve yalanlarla karışık, kâhinlerin ve gaibten haber verenlerin ve cinlerin ihbaratına [haberlerine] set çekmek lâzımdır ki vahye bir şüphe iras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet, bi'setten evvel kâhinlik çoktu. Kur'an, nâzil olduktan sonra onlara hâtime çekti; hatta çok kâhinler imana geldiler. Çünkü daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar.."
Sayfa 67 - Nesil Yayınları·Kitabı okudu
Roman