Zehr/a

SENİN SEVGİN BENİM SERMÂYEM...
10/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2020 245. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2020 13:54
الحمد لله منشئ الخلق من عدم ثم الصلاه على المختار في القدم 'Mahlûkatı yoktan var eden Allah'a hamd olsun. Sonra ezelde seçilen Muhammed'i Muhtâr'a salât ü selam olsun.' Kitabı bir nebzede olsa ifade edebilmek için öncelikle ismini açıklamakta fayda olabileceğini düşündüm. Sıkça duyduğumuz ve çoğumuzun bilmediği bir hitap olan Üsve-i Hasene nedir? ÜSVE-İ HASENE أسوة حسنة: Genellikle Hz. Muhammed için kullanılan güzel örnek anlamında bir Kur’an tabiridir. ÜSVE, "teessi" edilecek, yani uyulacak, arkasından gidilecek örnek, meşk, nümûne-i imtisal demektir. Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanıp Allah'ı çok zikretmekte olan kimseler için, yoksa sadece dünya hayat ve süsünü arayanlar ve Allah'ı, ahireti düşünmeyenler için değil. Ahzab Suresi 21. Ayeti Celile'de şöyle buyrulur: 'Lekad kâne leküm fî rasulullahi üsvetün hasenetün' 'Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için.' "Sizin için Resulullah'ta." Bu âyet, Resulullah'ın "Peygamber size neyi verdi ise onu alın, size neyi yasak ettiyse ondan sakının" (Haşr, 59/7) âyeti gibi, yalnız sözleriyle değil, fiil ve hareketleriyle dahi delil ve kendisine uyulan bir peygamber olduğunu hükme bağlar. Yani Resulullah din ve ahlakın teorik kısmını tebliğ ve hükme bağlamakla kalmamış, gerek savaşta ve gerek barış zamanında fiilleri ve uygulamaları ile ve bütün incelikleriyle kendisinde canlı olarak güzel bir uyma örneği olacak ders ve örnek vermiştir. Onun için Hz. Muhammed'in hayat hikâyesinde her açıdan insanlık dünyası için pek güzel bir örnek vardır. "(Elmalılı Tefsiri) Üsve-i Hasene... Bu iki kelimeyi 'müslümanım' diyenler olarak iyi bellemeli ve onun bizim hayatımızla alakalı olan boyutunu karakterimize,
Din
Üsve-i Hasene (2 Cilt Takım)Ömer Çelik · Erkam Yayınları · 201977 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ZEKASINA HAYRAN KALDIĞIM ÜSTÂD
Puan vermedi·568 syf.··
2018 86. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2018 13:52
* Şu ara nükseden yazmak iştiyakımı bir nebze olsun dindirmek adına alınmış ani bir kararla bu incelemeyi yazmaya başlamış bulunuyorum... :)) Neden okuduğum onca kitap arasından, uzun bir aradan sonra inceleme yazmaya bu eserle başladığımı soran olmaz da... :) ben kendime sordum ve cevabını da şöyle verdim; Çünkü üstada acayip büyük bir saygı duyuyorum. Yahu insan, bir insanın resmini (fotoğrafını) görünce dahi saygı duruşuna geçmek ister mi?:))) Aynen öyle, ben de böyle bir intiba bırakıyor, Sayın üstad Necip Fazıl Kısakürek ... Kendisini bu kadar saygın ve unutulmaz kılan bence yürekten inandığı İslam davasıdır. Tabi bunun yanında da aksiyoner ruhunun ve mücadeleci kişiliğinin etkiside yadsınamaz... O benim gözümde büyük bir şair, yazar ve en önemlisi harikulâde bir mütefekkirdir... Necip Fazıl denince akla “Çile” gelir hemen, bittabi o eseri de muhteşem lakin kendisinin 'baş eserim' dediği meyvesi 'İdeolocya Örgüsü' dür. Ve kesinlikle bu tanım bu eser için çok yerindedir. Kitap Necip Fazıl'ın dini, siyasi fikirlerini, dava şuurunu, gayretini gözler önüne sermektedir. Rasim Özdenören'in kitap hakkında okuduğum yorumunu buraya eklemezsem olmaz; "Tam 500 sayfalık kitabın nerdeyse her cümlesi derin ve kesin bir İslâmî asabiyetle kaleme alınmıştır... Üstadın siyasal fikirlerinin teşekkül etmeye başladığı 1930'lu yıllar Doğu'da sosyalist/komünist düzenin, Batı'da faşizmin ve nazizmin ortalığı kasıp kavurduğu bir döneme rastlar. Diktatörlüklerin toplumsal/siyasal düzeni riyazî ve hendesî bir disiplin, hatta baskı altında tutma eğilimi ve onun totaliter karakteri, ağır sanayiin ve askerlik mesleğinin isterleriyle de örtüşmektedir. Üstadın rasyonalist kafasının yansıttığı idealizmin, kökende askerî eğitim almış
1000Kitap
İdeolocya ÖrgüsüNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20152,735 okunma
ESKİ DOST İKİ YENİ DOSTTAN İYİDİR! demiş bir Rus atasözü.
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2018 87. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2018 21:35
Evet sonunda namıdeğer Danilov beşlemesinin ilk kitabı Twelve' yi (On İki) okumuş bulunmaktayım. Kitapla ilk tanışmam serinin ikinci kitabı olan "on üç yıl sonra" yı kapak tasarımındaki yoğun mavi tonları sayesinde kitapçı rafında görüp fazla incelemeden serinin ilk kitabı sanarak yanlışlıkla almam sonucu oldu. Biraz gecikmeli de olsa nihayet doğru kitabı bitirebildim. Kitap hakkındaki yorumlarımı yapmadan önce, yazarın renkli hayatı hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Jasper Kent 1968' de İngiltere'de doğmuş. Cambridge'de fen ve doğa bilimleri öğrenimi yaptıktan sonra müzikale merak sarıp 20 yılda müzikal tiyatro alanında oyuncu, çalgıcı, yönetmen ve besteci olarak çalışmış. Yazar Danilov serisi dışında 4 tane de müzikal oyun yazmış. Tarihsel fantazi türündeki kitaplar arasında 6. başyapıt seçilen roman On İki ise Kent'in ilk gerilim romanı olarak, pek çok dile çevrilmiş başarılı bir eseri. Eser, yazarın iki konuya da olan hakimiyetiyle tarih ve fantazya alanlarında gayet başarılıydı. Hatta bu iki ögeyi öyle güzel harmanlayıp okuyucuya sunmuş ki eserin fantastik tarafı sanki tarihin bir parçası haline gelmiş. İçeriğindeki yoğun tarih unsuru, eseri fantastik kitaplardaki hayalcilikten uzaklaştırıp daha gerçekçi bir hale getirmiş. Kitap 1812 yılında Napoleon'un Rusya seferi ile tarihin tozlu sayfalarına giriş yapıyor. 1807 yılında Ruslar ve Fransızların Tilsit görüşmesinde kurdukları ittifak antlaşması, zamanla Ruslar'ın antlaşma şartlarından taviz vermeye başlamasıyla Napoleonla beraber Fransızları kızdırır ve 1812 Haziran'ında büyük bir ordu ile Napoleon sefere çıkar. Kitap bu tarihsel döngü içerisinde başta 4 Rus ajanı olarak tanıdığımız Dimitriy, Binbaşı Vadim, Maksim ve baş karakterimiz Yüzbaşı Aleksey İvonoviç Danilov'un vatanperver mücadelesini, bu uğurda
On İkiJasper Kent · Can Yayınları · 2010644 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
Aklımın ve kalbimin bir köşesinde bayâdır bu tarz bir eser okuma isteği yatıyordu aslında ama fantastik eserleri okumak benim için; gerçek dünyaya kısa bir mola niyetiyle başlayıp, fantastik kitabı okumaya başladığım andan itibaren, kendi hayal dünyamda,mola kavramından tamamen uzaklaştığım, uzun soluklu, gizemli bir maratona dönüşüyor.Ve fark ettim ki bu tarz kitaplar insanı duygusal olarak doyurduğu kadar, zihinsel olarak yorabiliyor.Çünkü okuduğunuz fantastik dünya yazarla beraber zihninize kuruluyor ve inanıp inanmamak tamamen size bırakılıyor.Ama her şeye rağmen okuduğumda mutlu olduğum türlerden biridir fantastique... Gelelim kitabın ana temasına; olaylar kitap boyunca adalar diyarı olan (Bu adaların isimleri tek tek düşünülmüş hatta olayların geçtiği diyarın haritası bile çıkarılmış.) büyülü bir dünyada geçmektedir.Yazar kitabını tanıtırken konusunun: büyümek olduğunu belirtmiş ve büyümenin kendisi için hiçte kolay bir süreç olmadığını ,bu işlemi otuzbir yaşında anca tamamladığını (-tabi ne kadar tamamlanabilirse) vurgulamış.Ursula K. Le Guin için büyümek önemli bir kavram,ön okumadan anladığım kadarıyla bir sonraki kitapta da aynı konu işlenmiş. Kitap zaten ana karakter olan Gontlu Ged'in çocukluğunu anlatarak başlamış hikayeye. Bu tema kitapla bütünleştiği için mi bilmem kitap boyunca benim gözüme pek batmadı. Benim dikkatimi çeken durum ise Çevik Atmaca Ged'in gölgesi ile olan husumeti oldu. Kafamın içindeki gölge hâlâ gizemini korumakta.Ged'e karanlık dünyadan, gözünü hırs, gurur, kibir gibi duyguların bürüdüğü bir anda yaptığı bir büyü ile musallat olan bir gölge var ve bu gölge kitap boyunca Ged'in peşini bırakmamakta, zamanla Ged'in en büyük korkusu hâline dönüşmekte. Kitaptan yaptığım çıkarımlar ise; korkularımızla yüzleşmemizin ne kadar önemli
Edebiyat
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2018 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2018 23:29
Evet, nadiren yaptığım incelemelerden biriyle daha sizlerle karşı karşıyayım. Jane Eyre aslında World Romance Classıcs (Dünya Romantizm Klasikleri) kapsamında bir eser ama kitap yalnızca romantizm içeriğine sahip bir kitap değil.Pek çok klasik gibi anlatmak istediği hadiseler ve vermek isteği mesajlar var.Kitapta bir kadının çocuk yaştan itibaren türlü zorluklardan geçerek,tek başına verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor. Daha bebekken anne ve babasını kaybeden Jane,verildiği akrabasının yanında da kısa zaman içinde kaybettiği dayısıyla bir kez daha ölümle karşılaşır.Hayata hep kayıplarla başlayan Jane çocuk yaşta sevgisiz büyümenin de ne demek olduğunu yengesi ve bencil kuzenleri sayesinde öğrenir. Bu kötü şartlar altında hayata tutunmayı bir şekilde başarır ve kendisini o dönemdeki pek çok kadından daha iyi yetiştirir.Zamanla hayat ona ele avuca sığmaz karakterinin de katkısıyla bambaşka pencereler açar ve farklı insanlarla tanışır. Hayatında iyi bir mürebbiye,çevresi tarafından sevilen sayılan bir insan ,sevgi dolu anlayışlı eş rollerini üstlenir.Yaşadığı ağır şartlar onu acımasız bir insana değil de tam tersine daha anlayışlı ve olgun bir şahsiyete çevirir. Roman 1.tekil şahıs ağzından yazıldığı için,benim gibi Mr.Rochester'ın ya da diger karakterlerin duygu ve düşüncelerini öğrenmek isteyebilirsiniz.Ama bu anlatım tarzının faydaları da olmadı diyemem. Karakteri daha kolay anlamamı sağladı ve onunla empati kurabilmemi kolaylaştırdı. Victoria döneminin İngilteresi'nin anlatıldığı bu kitapta sınıf farklılıklarıda göze batıyor.Jane Eyre'nin,yazarın kendi hayatından esinlenerek kaleme alınmış bir eser olduğu söyleniyor.Hatta Jane'in okuduğu okulun,yazarın ablalarıyla birlikte öğrenim gördüğü Cowan Bridge'deki gittikleri şartları pekte iyi olmayan okul
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Martı Yayınları · 201342,2bin okunma