Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Puan vermedi·236 syf.··
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:47
Kitaptaki temel fikrin, ölümün yokluğunun bir kurtuluş değil, insanı hayatın anlamı ve sınırlarıyla yeniden yüzleştiren bir paradoks olduğu şeklinde yorumlanıyor. Bunun haricinde roman bizleri “ölmeyi öğrenmenin, yaşamayı öğrenmek olduğu” fikrine yaklaştırıyor. Alegorik bir anlatımı yeğleyen bu eseri, her ne kadar verilmek istenen mesajlar yönünden başarılı bulsam da biçemsel anlamda “Körlük” romanı kadar başarılı bulmadım. Nitekim yersiz detaylar, bağlamdan kopuk ifadeler ve konu geçişlerindeki tutarsızlıklar zaman zaman kitabı okurken farklı dehlizlere sürükledi beni. Muhteva yönünden beğendiğim, biçem yönünden olumsuz olarak değerlendirdiğim bir eser oldu benim için.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
8/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 17:22
Ne anlattığına değil, nasıl anlattığına odaklanmayı seven biçem meraklısı okurlar için. Dikkat! Bilinçakışı tekniği, mitolojiye yaslanan anlatımı ve ucu açık olaylarla kurguyu okura bırakması gibi özellikleri ile çoğu okurun okuma konforunu bozacak bir romandır. Zorlaştırıcı unsurlara Freudyen bir bakış açısıyla anne figürünü de ekleyelim.
Kutsal BölgeCarlos Fuentes · Ayrıntı Yayınları · 199728 okunma
Reklam
Bir patika açmış
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
"Şair Evlenmesi" ilk tiyatro eseri olması açısından önem arz ediyor. Zamanındaki adayların birbirini görmeden evlenmesi/evlendirilmesi geleneğini ve halkın cehaletini, nikah kıyan imamların zavallılıklarını yansıtmış. Komik sahneleri de var. Hem ilk tiyatro eseri olması hem de toplumun sosyal durumunu yansıtması fazlasıyla önemli. Anlaşılır bir dil de kullanılmış. Müntehâbât-ı Eş'âr, kaside, gazel, kıta ve diğer nazım türlerinden oluşan şiirlerinden oluşuyor. Şiir konusunda çok başarılı bulunmamış. Dilde sadeleştirmenin, halkın anlayacağı tarzda yazmanın savunucusu ve öncüsü olsa da, biçem olarak eski, içerik olarak yeni ürünler ortaya koyabilmiş, şiirleri öyle hemen anlaşılacak türden de değil. Neyse, Şinasi, yabancı şiirleri ilk çeviren, ilk tiyatro eseri veren, ilk gazeteyi çıkaran, hatta yazım kurallarında sesli harfleri kullanma gerekliliğini ilk telaffuz edip bir örnek de ortaya koyan, önemli edebiyatçıları etkileyen bir karakterdir. O, milli edebiyat alanında bir patika açmış, sonradan gelenler o patikayı genişleterek bir otobana dönüştürmüştür.
Şair Evlenmesi - Müntahabat-ı Eş'arİbrahim Şinasi · Kapra Yayıncılık · 202120,4bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Açık Parantez “Açık Parantez” Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan’ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey’e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey’in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; “Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir “tavır” meselesi midir?” (Bilal Can, s. 71) Gibi. Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, “ulvi bir şahsiyet” hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, “Şiir geçmişe atıflarla ilerler” diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz. Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım
Açık ParantezBilal Can · Çıra Edebiyat Yayınları · 20262 okunma
7/10
·239 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:13
Hikaye, 17 yy.'ın ikinci yarısında, 56 topu, çift güvertesi ve 247 mürettebatıyla, Osmanlı'nın denizlerdeki hakimiyetini muhkem kılmaya hizmet eden bir kalyonda geçiyor. Kullanılan dil, mekan ve zamana olabildiğince uygun. Yani, her İhsan Oktay Anar kitabında olduğu gibi yine eski türkçe ifadeler ve bu hikaye özelinde de denizcilik terimleri (hisa etmek, salya etmek, istinga vb) romanda okuru çok sıkmayacak şekilde aralara serpiştirilmiş durumda ki zaten yazarın kitaplarını nevi şahsına münhasır kılan yegane ayırt edici özellik bu olmakla birlikte, okumadan alınan zevki kamçılayan bir tarafı da var. Savaş gemisinin mürettebatındaki bazı kişilere ilaveten hikayenin ana karakterleri dinler tarihindeki bir takım semboller üzerine kurulu. Karakterlerin isimleri açık bir ipucu olsa da kimin kim olduğu romandaki diyaloglar ve metaforlarda gizli. Bu karakterlerin kalyonda farklı görevlerde yer alması okuru yanıltmamalı. Onlar denizci donuna bürünmüş ama bilindik figürler. Kitabın henüz başlarındaki, Diyavol paşanın kaptan kamarasının anlatıldığı bölümde geçen tavus kuşu desenli kilimi bile keskin bir bakışa sahip olan okurlara çok şey anlatabilir. Kullandığı sembolizm bakımından kitabı, aynı yazarın Yedinci Gün'üne benzetebiliriz. Romanın üstteki dokusu, biçemi ve karakterlerinden sonra illa ki izleğinden de bahsetmek gerekir ki bu belki en değerli kısım. İhsan Oktay Anar'ın çoğu kitabında ana temaya hizmet eden bölümleri yeri geldikçe satıraralarında açık bir şekilde okursunuz ve ancak noktaları birleştirdiğinizde romanın, ayakları yere basan bir fikre, kendini er ya da geç getirdiğini bilirsiniz. Mantık hatası yok denecek kadar azdır. Varsa da yazar bunları ustalıkla kapatmasını bilir. Muğlaklık, bazı bazı çelişki, yer yer de peşi sıra tezat ifadeler yazarın okura sunduğu
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,9bin okunma
Romanların Süpernovası
Puan vermedi·248 syf.··
2026 11. kitabı
Türk edebiyatı, altmışların sonuna kadar girdiği büyük bunalımı yoğun biçimde sürdürür. Tanzimat Dönemi ve onu izleyen evrelerde özgün sesini ararken elbette bazı başarılı romanlar ortaya çıkar; ancak bu romanların evrenselliği çoğu zaman tartışmalı kalır. Sıklıkla Batılı anlamda olay örgüsü ve biçem tercih edilir; bu da metinleri yer yer güçlü kılsa da, kökensel bir sesin tam anlamıyla kurulamamasına yol açar. Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimler, bir anlamda aşırı yerel, melankolik ve yer yer mizahi bir iz taşırlar; bu iz değerli olmakla birlikte, “büyük roman” dediğimiz ölçekte bir kırılmayı tam olarak gerçekleştiremez. Yetmişlere gelindiğinde ise tablo değişir; adeta bir sıçrama yaşanır. Bu dönem, Türk edebiyatının altın çağı olarak bile okunabilir. Oğuz Atay, Yaşar Kemal, Yusuf Atılgan ve ardından Sevim Burak, edebiyata neredeyse bir patlama etkisiyle girerler. Kendilerinden önceki görece sıradan yazım tekniklerine açık bir başkaldırı söz konusudur; biçim parçalanır, anlatı çoğullaşır, dil gerilir. Ve nihayet, Türk edebiyatının yüz akı sayılabilecek, sahici anlamda büyük romanlar ortaya çıkmaya başlar. Türkiye’yi tanımak isteyen birinin, yalnızca birkaç güçlü metin üzerinden bile bu coğrafyanın toplumsal, tarihsel ve psikolojik katmanlarını büyük ölçüde kavrayabileceğini düşünüyorum. Bu bağlamda altı kitaplık bir liste neredeyse bir panorama sunar: Tutunamayanlar Yaban Yenişehir'de Bir Öğle Vakti Hakkâri'de Bir Mevsim İnce Memed Suyu Arayan Adam Bu altı eser, birlikte okunduğunda, merkez-çevre geriliminden bireyin parçalanmışlığına, köyden kente geçişten ideolojik arayışlara kadar Türkiye’nin temel meselelerini yoğun bir şekilde açığa çıkarır. Sevgili Arsız Ölüm ise bambaşka bir yerde durur. Sanki bu altı kitabın en kritik
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Reklam
Reklam