Puan vermedi·233 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:14
#okudumbitti YAZAR: AHMET HAŞİM GÜLER YAYIN: MKB YAYINEVİ Herkese merhabalar bugün sizlere Ahmet Haşim Güler'in kalemin çıkan Masumiyetin Yükü adlı kitabıyla geldim. Açıkçası farklı anlatımıyla dikkatimi çeken kitaplardan biri oldu. Bir leyleğin gözünden anlatılan hikâye, sadece karakterlerin yaşadıklarını değil onların iç dünyalarında taşıdıkları yükleri de görmemizi sağlıyor. Bu yönüyle kitap, klasik bir aile ya da aşk hikâyesinin ötesine geçerek okuyucuyu karakterlerin duygularına daha da yaklaştırıyor. Aşkın, sadakatin, vicdanın ve alınan kararların sonuçlarının işlendiği etkileyici bir romandı. Karakterlerin yaşadığı olaylar zaman zaman insanı hüzünlendirirken, zaman zaman da "Ben olsaydım ne yapardım?" diye düşündürüyor. Özellikle geçmişte verilen kararların yıllar sonra bile insanların hayatını nasıl etkileyebildiğini görmek hikâyeyi daha da anlamlı kılıyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri ise leyleklerin göçleriyle insanların hayatları arasında kurulan bağ oldu. Leylekler sadece bir anlatıcı değil, aynı zamanda hikâyenin taşıdığı duyguların da bir parçası hâline geliyor. Doğanın döngüsüyle insan hayatının iç içe geçirilmesi kitaba farklı ve etkileyici bir atmosfer katmış. Akıcı dili sayesinde sayfalar hızla ilerlerken, satır aralarında okuyucuya bırakılan mesajlar da uzun süre etkisini sürdürüyor. Okurken hem hüzünlendiren hem de düşündüren, bitirdikten sonra da üzerinde düşünmeye devam ettiğim bir kitap oldu. Farklı anlatım tekniklerini seven ve duygusal yönü güçlü hikâyelerden hoşlanan okurlara tavsiye edebileceğim eserlerden biri. #ALINTILAR Ve belki de bütün hayat, kanat çırptığında yanındakinle beraber yükselip yükselemediğinle anlam kazanır. Bazen kader, insanın üzerine bir dağ gibi iner ve o dağın altında ne kanatlar ne dualar ne de umutlar
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20269 okunma
Şeker Kutusu
Puan vermedi·144 syf.··
2026 1. kitabı
Öykü İnceleme / Şeker Kutusu Rıfat Ilgaz’ın “Şeker Kutusu” adlı hikâyesi, gündelik yaşamın sıradan bir ayrıntısından hareketle dönemin toplumsal yapısını eleştiren anlatıdır. Görünürde bayram ziyaretleri ve hediyeleşme etrafında şekillenen olay örgüsü, aslında sınıfsal farklılıkları, toplumsal değerlerdeki çelişkileri ve insan ilişkilerindeki samimiyet kaybını açığa çıkarır. Hikâyenin merkezinde yer alan şeker kutusu, orijinal niteliğinin ötesinde statü, çıkar ilişkisi ve insani zaafların simgesine dönüşür. Ilgaz’ın yalın dili ve gündelik konuşma doğallığı taşıyan diyalogları, metne güçlü bir ironi kazandırır. “Şeker Kutusu” yüzeyde bir bayram öyküsü izlenimi verse de Türk öykücülüğünde nesne merkezli anlatımıyla birey-toplum ilişkilerindeki yapaylığı sorgulayan hiciv örneklerinden biridir. Bu simgesel anlatım, hikâyenin olay örgüsünde belirgin bir döngüsellik üzerinden derinleşir. Başlangıçta Ali Yılmaz’ın özel olarak bir şeker kutusu yaptırmasıyla başlayan olaylar elden ele taşınan kutunun sonunda yeniden Ali’ye dönmesiyle tamamlanır. Bu döngüde içtenlikten yoksun ilişkilerde yapılan jestler, bir anlam üretmek yerine kendi ekseni etrafında dönen boş eylemlere dönüşür. Bayram gibi paylaşımın ve dayanışmanın sembolü olan bir zamanda bile insanlar birbirine samimiyetle değil, statü kaygısıyla yaklaşır. Ali Yılmaz’ın tutumu, bireysel duygular ile toplumsal roller arasındaki gerilimi görünür kılar. Nişanlısı Sevgi’ye götürmek üzere özenle seçtiği “üzeri çiçekli, içi dışı kadifeli, iç kapağının ortası aynalı, pırıl pırıl selefonlu,” kutu, Ali’nin duygusal ilgisini gösterişli bir nesne üzerinden ifade ettiğini açıkça ortaya koyar. Yani kutu hem duygunun dışavurumu hem de bu duyguyu estetik bir ambalajla sunma arzusudur. Kutunun parlak, aynalı kapağı, duygusal bir
Edebiyat
Şeker KutusuRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017650 okunma
Reklam
Bahçıvan ve Ölüm
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:47
Sanırım bu kitabı ömrüm boyunca en az 1 kez daha okuyacağım, bu okumanın mümkün olan en geç sürede beni bulmasını istiyorum. Okurken bu kadar etkilenip ağlamak istediğim bir kitap daha olmadı sanırım. Yazarın kalemi gerçekten etkileyici, ölüm gerçeğini öyle yalın haliyle yansıtmış ki daha önce belki aklımıza gelmeyen şekliyle - ya da gelse bile üzerine düşünmediğimiz veya çoğumuz için düşünmek zorunda kalmadığımız haliyle, en basit şekliyle yansıtmış. Hepimizin içinden geçen duyguları tetikleyecek bir kitap olduğunu düşünüyorum, kesinlikle okunmaya değer. Yazarın diğer kitaplarını da zevkle okuyacağımı düşünüyorum. Bahçıvan ve Ölüm Georgi Gospodinov
Hayata Dair
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
İşin Aslı – Judit ve Sonrası
8/10
·308 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:04
İşin Aslı – Judit ve Sonrası (Spoiler içerir.) Sándor Márai ve kitapları bana göre yüzleşme demek. Bunu okuyan her okuyucu, kitaplarında az çok hissedebilir. Daha önce Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabını okuduğumda, "Keşke diğer karakteri de dinleme fırsatı bulsaydım, acaba ona hak verir miydim?" diye düşünmüştüm. Bu kitapta ise üç karakteri de dinledim ve bunu çok sevdim. Nasıl bir kitaptı? Anlatımı ve dilinden bahsedecek olursam kesinlikle akıcı; okurken sizi yormayan, boğmayan bir kitap. Ancak üç ana karakteri de ayrı ayrı okuduğunuz için bazı karakterler sizi yorabiliyor. Beni yoran karakterler Judit ve Peter oldu. Peter... Artık tamam, burjuva da burjuva! En çok bu kısımdan sıkıldım. Diğer karakterler kendilerini ve yaşadıklarını anlatırken Peter'ın burjuva sınıfını bu kadar uzun uzun anlatması bana biraz kendini beğenmişlik gibi geldi. Bu bölümler bende çok akmadı ama bunun da tamamen karakterle ilgili olduğunu düşünüyorum. Judit ise okurken sıkılmaktan ziyade çok sevdiğim bir karakter olmadı. Bana göre içten pazarlıkçı bir kadın gibiydi. Doğduğu toplumu ve nereden geldiğini çok iyi bilen bir kadın. Peter ile evlendikten sonra da burjuva sınıfına tam olarak ait olmasa bile o sınıfa ayak uydurmasını çok iyi biliyor. Gözlem gücü gerçekten harika bir karakter. Bana göre -ki bunu kendisi de sonradan söylüyor- Peter'ı hiç sevmedi. Sevdiğini düşündü, heves etti, evlendi ve hevesini aldı. Peter da aslında aynı şekilde sevmedi. Yaşadığı burjuva sınıfından ve ailesinden çok sıkılmıştı. Zira ilk eşi de onun gibi biriydi; çok benziyorlardı. Peter o çevreden tamamen kopmak istediği için Judit'i sevdiğini düşündü. Ona çekici gelen şey, Judit'in o toplumdan olmamasıydı. Fakat Judit zamanla Peter'ın eski toplumuna ayak uydurunca Peter buna şaşırdı. Hatta şaşırmaktan
Alıntı
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,470 okunma
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Çiçeği burnunda bir yazar olarak, bu kitabın sonunda yer alan, 195-199 sayfaları arasındaki 'önsöz'ü tüylerim ürpererek okudum çünkü kitabımı tamamladığımda buna benzer cümleler benim de cümlelerimdi. Kitaptaki her karakterin aslında yazarın bir parçası olması fikri her ne kadar sıra dışı bir fikir olmasa da usta bir kalemden, farklı cümlelerle okuyunca etkilendim. Bir okur olarak başlarda kitabın konusuna 10 üzerinden 10, anlatım diline 10 üzerinden 8 diyebilecek durumdaydım çünkü konusu her ne kadar güzel olsa da edebiyat kokutulmaya çalışılmış çok uzun cümleleri, cümlenin öğeleri açısından bir edebiyat öğrencisinin ilgisini çekecek olsa da, bir 'Edebiyat Ödülü' alacak olsa da, yer yer, benim içimi baymadı desem yalan olur. (bu cümle bile yersiz uzun :) ) Zira aynı cümleyi iki kez okumaktan pek haz etmem :) Fakat tüm bunlara rağmen kitabın ortasından sonrası nispeten daha akıcı, bütünlüğü sağlanmış olması sebebiyle ve yaklaşık son 20 sayfada ruhumu çekip kitaba katmış olması sebebiyle, kitap için 10 üzerinden 10 diyebilirim. Konusuna gelecek olursak kitaplar ve siyaset gibi konular insanlara acı verdiği için kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı bir dünya düzeni anlatılıyor. Başrol Montag'ın ise 'Bu durum hep böyle miydi, itfaiyecilerin asıl görevi bu muydu?' diye sorgulaması ile başlayan macerasının içine giriyoruz bir süre sonra. Eh, daha da fazla spoiler vermeyeyim. Bu kitaba bir şans verin derim çok sevdiklerim arasına ekledim bile. Siz okudunuz mu? Nasıl buldunuz? Bu yorum sonrası okumaya karar verir miydiniz?
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:25
17 Haziran çocukluk, hafıza ve aile ilişkileri üzerine güçlü bir yüzleşme hikâyesi. Alex Schulman aile içindeki yaraları eksik kalan sevgiler ve kurulamayan bağlar üzerinden anlatıyor. Büyük ve tek bir travmanın peşinde koşuyoruz kitap boyunca ve evet öyle büyük bir olayda var ama asıl gerçek tek bir günün değil bütün bir çocukluğun baştan sona travma olması gerçeği. Geçmişin insanın peşini neden bırakmadığını ve bazen yetişkinlikte bile çocukluğumuzdaki duygularla hesaplaşmak zorunda kaldığımızı anlatan, sade diliyle derin iz bırakan bir roman.
Edebiyat
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026959 okunma
Reklam
Reklam