"İki insan türü muhteşemdir; her şeyi bilenler ve hiçbir şeyi bilmeyenler. Sevgili oğlum, öyle üzgün bakma! Genç kalmanın sırrı çirkin duygulardan uzak durmaktır."
Kötülük genellikle cehaletten kaynaklanır ve kendilerini en az bilenler gerektiğinden fazla gururlanmaya ve kendilerini hor görmeyi en fazla eğilimli olanlardır, çünkü karşılaştıkları her yeni şey onları hazırlıksız yakalayıp şaşırtır ve bunu kendilerine atfederek başlarına gelinin faydalı veya faydasız olduğunu hükmetmelerine göre kendilerine hayranlık duyar ve değer verir ya da kendilerinin hor görürler.
Biz Türk kadınları, her türlü duygumuzu hatta düşüncelerimizi önce, içimizin derinliklerine salıyor; onları can suyumuza karışmış sabırla, ince ince işleyip, Allah vergisi nurumuzla aydınlattıktan sonra, sessizce, yumuşak yumuşak seriyoruz gözlerinin önüne. Kadrimizin her zaman bilinmeyişi, çoğumuzun gölgeler içinde ömür tüketip, karanlıkta göçüşü bu yüzden değil mi? Kadrimizi bilenler ise, neyi, nanca anlayabiliyorlar? Kuş kanadının temasında öfkemizi, bir tılsımlı yediveren gülünün kokusunda sevincimizi duyabiliyorlar mı? ...İsyan ise, tevekkülde eriyip, kızıl mordan, pembe eflatuna dönmekte.
Kur’an dışında oluşturulan ve adına etkili dualar denilen dua metinleri hiçbir üstünlük taşımaz.
Tam tersine, onları, makbul olma şansı veya garantisi taşıyan dualar gibi kabul etmek,
insanı şirk alanının içine çeker. Tehlikeli bir tavırdır.
Bu tehlikeli tavır yerine Cenabı Hakk'a içimizden gelen yakarışları, kendi benliğimizden kopan kelimelerle arz etmek çok daha İslamî ve çok daha erdiricidir.
Burada insanları aldatan temel saplantı şudur: Kelimeleri iyi ve isabetli seçemezsem ne olacak?.. İşte bu, dua gerçeğine yabancılığın en büyük göstergesidir ve bunun tamamen tersi doğrudur.
Duayı, bir edebiyat metni hazırlamak, hele
hele bu metinle not alacakmış gibi bir tavra
girmek çok yanlıştır. Kelimeler kırık-dökük,
hatalarla dolu olabilir. Bunun zararlı olması
bir yana yararları da vardır. Çünkü insanın,
Yaratıcı karşısındaki boyun büküktük, acizlik
ve niyaz haline daha uygundur.
Dinin hakikatini bilenler bilirler ki en
makbul dualar, kelimeleri dil kaygılarına düşmeden
seçerek saf ve berrak bir yürekle içlerinden
geleni Allah'a arz edenlerin dualarıdır:
Entellektüel kurnazlıklara bulaşmamış saf ve
doğal insanların, hastaların, yaşlıların, zorda-darda kalmışların, küçük çocukların duaları...
Dua bir kelime ve şekil işi değil, bir samimiyet ve
gönül işidir.