Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla
Bu yağmur bu saatte nasıl davetkar
Sızdıkça camdan ev önündeki kaldırıma
Uyunur mu hiç?
Bu senin uzaktan güzelliğin
Ev içleri gibi darlayan içimi
Senin de camından süzülüyor mu diye
Kalkıp geleyim diyorum
İlk ayakkabıyla evinin önüne
Ama bende bu talih varken
Yarı yolda yağmur kesilir
Sen uyursun
İyisi mi
Yağmur dursun..
- Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor. (Sustu bir sigara yaktı.)
Bakın şimdi adımdan daha önemli bir şey biliyorsunuz. Sigara içtiğimi. İşte bir başkası: Bütün bu siz"ler , iz"ler, uz"lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana. İkinci konuşmamda 'sen' diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. Ne dersin(iz)?
- Galiba sizi anlıyorum.
- Yanılıyorsun. 'Siz' anlanamaz, 'sen' anlanır. Bazı kitaplar da "sizi seviyorum"u görünce gülerim. Sanki "siz" sevilirmiş! "Sen" sevilir, değil mi?
- Seni anlıyorum. (Kızardı.)