Friedrich Nietzsche
Metafizik dünya.— Doğrudur, metafizik bir dünya var olabilir; onun mutlak olasılığıyla (Möglichkeit) kolay kolay rekabet edilemez. Biz tüm şeyleri insan kafası aracılığıyla görürüz ve bu kafayı koparamayız; yine de, kafa gerçekten koparıldığında, dünyanın hangi kısmının hâlâ var olacağı sorusu cevaplanmamış olarak duruyor. Bu tümüyle bilimsel bir sorundur ve insanlar için hiç de gerçek bir kaygı değildir; fakat bugüne kadar metafizik varsayımları insanlar için değerli, korkunç, zevk verici kılan, böylesi varsayımları doğuran şey, tutku, hata ve kendini aldatmadır; tüm bilgi yöntemlerinin en iyisi değil, en kötüsü bize onlara inanmayı öğretmiştir. Bu yöntemlerin mevcut tüm dinlerin ve metafiziğin temeli olduklarını ortaya çıkardığımızda, onları çürüttük. Diğer olasılık hâlâ var olmaya devam ediyor, ama mutluluğun, kurtuluşun ve yaşamın böyle bir olasılığın örümcekli yivlerinden fışkırması şöyle dursun, bu olasılık hakkında bir şey yapmaya başlayamayız bile. Çünkü biz metafizik dünya hakkında onun ötekiliği, bizim için erişilmez ve kavranılmaz olan ötekiliği dışında hiçbir şey iddia edemeyiz; o negatif niteliklere sahip bir şey olacaktır. Böyle bir dünyanın varlığı mümkün olan en iyi şekilde kanıtlansa bile, onun hakkındaki her türlü bilgi şüphesiz ki hâlâ tüm bilgilerin en önemsizi olacaktır: Fırtına tehlikesiyle karşı karşıya olan denizci için suyun kimyasal bileşimine dair bilginin arz ettiği önemden bile daha önemsiz...
Felsefe
modern bilimsel sürecin gelişimi için bir tarih seçmek zorunda olsaydınız muhtemelen on yedinci yüzyılda İngiltere' deki Isaac Newton'un çalışmalarından bahsederdiniz.
Sayfa 13 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Kesin kanıt" diye tercüme edilen burhan kelimesi, bilimsel ve felsefi bir terim olarak "doğruluğunda asla kuşku bulunmayan ve kesin bilgi sağlayan delil" anlamında kullanılmaktadır. Bu açıdan bazı âlimler Kur'an'ın bir adının da burhan olduğunu belirtirler (meselâ bk. İbnü'l-Cevzi, Zâdü'l-mesîr, II, 264). Bazı hadislerde de burhan "kesin bilgi ve kanıt" mânasında kullanılmıştır.
Sayfa 188 - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 9. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
“O gün senin dansını izlediğimde başka bir şey daha gördüm. Yepyeni bir dünyanın hızla yaklaştığını gördüm. Daha bilimsel, verimli bir dünya, evet. Eskiden beri var olan hastalıklara çareler bulan bir dünya. Çok iyi. Ama aynı zamanda katı, zalim bir dünya. Sonra gözlerini sıkıca kapatmış, küçük bir kız gördüm, eski iyi yürekli dünyayı göğsüne yaslamış, artık kalamayacağını yüreğinde hissettiği bu dünyayı tutuyor ve ona yalvarıyor, onu asla bırakmasın istiyordu. Ben bunu gördüm. Karşımdaki sen değildin aslında, senin dansın değildi, bunu biliyorum. Ama seni gördüm ve yüreğim sızladı. Bunu asla unutmadım.”
Sayfa 228 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hatırladığım en eski anılardan biri o güne ait, kesik, kopuk resimler halinde bir şey. Sandıklar hatırlıyorum, annemin bu sandıklara babamın kitaplarını yerleştirdiğini. Ama hatırladığımı sandığım bu resimlerin gerçek olduğundan emin değilim, bana anlatılanlardan veya çocukluk fotoğraflarımdan, babamın evimizdeki kitaplığın raflarını dolduran kitaplarından hareketle böyle bir anı kurgulamış olabilirim, kendimce anlamı olan bir hatıra yaratmış olmam mümkün. Hatıralara güvenen biri değilim ben. Neden güvenmiyorsun hatıralara? Sonradan yanlış hatırladığımı fark ettiğim hatıralarım oldu. İki kişi aynı olayı konuşuyoruz mesela ama ikimiz de farklı kişilerden veya farklı mekanlardan söz ediyoruz. Gerçek bir tane olduğuna göre ikimizden biri yanlış ama hangimiz? İnsan zihni geçmişi hatırlarken yeniden yapılandırıyor. Bu konuda pek çok bilimsel çalışma var. Özellikle acı olaylar insanı üzmeyecek şekilde değiştirilerek hatırlanıyor. Benliğin kendini koruma yöntemlerinden biri bu.
Sayfa 23 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
hele benim gibi tek çocuksa...
Aslında kendimi Eyşan'a göre çok aşağıda görmem, kendime acımam Eyşan'ın varlığının ötesinde, kendi benliğimle ilgiliydi; anneannemin, annemin ve benim, üçümüzün içimize kapalı varoluşumuzun yarattığı, annemin ve anneannemin bilinçdışında uyuduğunu henüz bilmediğim, beni de yakından ilgilendiren acıların etkisiydi. Babaları bilemem ama annelerin bilinçdışında sakladıkları, hayatlarında bir etkisi olmadığını, travmasının çoktan geçmiş gitmiş, tedavi edilmiş olduğuna kesinkes inandıkları ve unuttuklarını sandıkları şeyler bir şekilde kızlarına devroluyor. Belki oğullarına da devrolan bir şeyler vardır, belki onlar da babalarından bu kötü mirası alıyorlardır, bilmiyorum, benim babam olmadı. Ama şunu kendimden biliyorum: Bilinçdışında uyuyan o şey her neyse, özü genetik miras gibi kızlara geçiyor, hele benim gibi tek çocuksa. Hiçbir bilimsel dayanağım yok, belki de saçmalıyorum ama kendi yaşadıklarımdan sonra kaderin de miras olduğuna, tıpkı genler gibi annelerden kızlara devrolduğuna inanıyorum
Sayfa 222 - Can Yayınları·Kitabı okuyor