Türk edebiyatında yeraltı edebiyatı türünün miladı ve en aşılmaz zirvesi kabul edilen Hakan Günday’ın genç yaşta kaleme aldığı kült şaheseri "Kinyas ve Kayra", insan ruhunun en karanlık, en vahşi ve en çıplak dehlizlerine inen sarsıcı bir modern zaman başyapıttır. Roman; her türlü toplumsal normu, ahlakı, dini ve kurumsal yapıyı reddeden, hayatın anlamına dair hiçbir umut beslemeyen iki sıra dışı adamın, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Türkiye’ye uzanan kan, vahşet, uyuşturucu ve felsefi sorgulamalarla örülü nihilist yolculuğunu odağına alır. Günday; Kinyas ve Kayra karakterleri üzerinden, insan doğasının kötülüğe olan meylini, varoluşsal hiçliği ve modern dünyanın ikiyüzlülüğünü cerrah titizliğiyle deşer. Kitabın iki ayrı bölüme ayrılan yapısı, okuyucuya hem mutlak bir kabullenişin hem de kaçınılmaz bir deliliğin anatomisini sunar. Bilinç akışı tekniğinin sert ve tavizsiz kullanımı, her cümlesi bir aforizma ağırlığındaki o vurucu lirik dili; bu eseri sadece bir roman değil, sisteme ve yaşama karşı yazılmış en hacimli, en öfkeli ve en ölümsüz edebi manifestolardan biri haline getirmiştir.