İnsan denen mahluk, üst katta birinin eti çürürken, alt kafta saçımı kurutup, çamaşır yıkayıp, televizyon izleyebiliyordu. İçinde ağılı bir suçluluk dikenleniyordu, evet, ama yine de hepsini yapmayı beceriyordu. Ruhu kanatan bazı sesler bir kulaktan girince, öbüründen hızla def ediliyordu. Kendimden biliyordum. İnsan en kötü şeyleri hep kendinden bilir.
Vücudumuzla fazla tanışmadan, korkular içinde büyüyoruz... sorumluluğun çoğu bizim, ailelerimizin, aldığımız eğitimin... bunun benzerini de kendi çocuklarımıza taşıyoruz... kızımız ya da oğlumuz, küçükken onları kim bilir kaç kez uyardık: "Çek elini oradan!"
Bu yüzden bir küçük şey kötü gittiğinde, her şey kötü gidebilir.Tutumunuzu, olumsuz bir şekilde tepki vermek üzere ayarlamışızdır; hem de yalnızca ilk etapta tutumu yaratan soruna değil daha sonra olan her şeye..
Bir film izledim ve içinde yalan yoktu. Kim bilir kaç zamandır kurmayı beklediğim bu cümleye sımsıkı sarılarak çıktım sinemadan.
Bütün bir hayat boyu içimde gezdirdiğim dilsiz çocuk, tahta arabasını çeke çeke yürüyüp geldi peşimsıra.....
Dönüp bakınca, gözlerinde "Masumiyet"i gördüm.