Birilerinin kalbini kırdığı için mutlu olanlar bilmeliler ki bugün "muhtelif yerlerinde kullandıkları kına işe yaramayacak gün gelince vicdanlarında! Ki bir gün, "insanlık" iddiası olan herkes, ister istemez hesaplaşmak zorunda ardında bıraktıklarıyla!
Sayfa 12
Alıntı
İnsanlar kendi içimizde, emel ve fikirlerimizde biriken kötü­lüklerin dünyanın sonunu getireceğini bilmeliler. Felaketi yak­laştıran şeyse, bu kötülüklerin insanın genetik kodunda sürekli birikmesi. Ama gökler gürlediği zaman geç olacak . . .
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Amerika'lı terör uzmanı Prof. Yonah Alexander
-PKK üzerine uzman bir kişisiniz, konuyla ilgili bir de araştırma raporunuz var. PKK'yı nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncelikle PKK'nın bir terör örgütü olduğu kabul edilmeli. Bir terörist normal savaş kuralları içinde hareket etmez. Ya da insanlığın gerektirdiği kurallar içinde hareket etmez. Ka­dınları ve çocukları öldürmek nasıl açıklanabilir ki? Üstelik sadece şiddet kullanmakla kalmayıp propaganda faaliyetleri­ni de çok iyi kullanan sofistike, en iyi organize olmuş, en iyi altyapıya sahip örgütlerden biri. Dolayısıyla verdiğimiz savaş sadece terörist saldırıları önlemeye yönelik bir savaş olma­malı, aynı zamanda bir eğitim ve propaganda savaşı da ol­malı. -PKK sorunu nasıl ortadan kalkar? Kürtlere birtakım haklar vermekle bu sorun ortadan kalkacak mı? Bugün Kürtler ayrı bir devlet kurmak istiyor. Fakat lrak'taki, İran'daki, Suriye'deki Kürtlere ne diyeceksiniz peki? Eğer biz her grup için bir 'self-determinasyon' hakkı verirsek, dünyayı bir kaos ortamına, vahşi bir ormana çeviririz. Türki­ye'nin doğusunda bir Kürt Devletinin kurulduğunu düşünelim. Politik yaşayabilirliğini bir yana bırakın, ne tür bir ekonomik yaşayabilirliği olabilir bu devletin? Üstelik ben PKK'nın Tür­kiye'deki Kürt insanını temsil ettiğine inanmıyorum. Tür­kiye'yi zayıflatmak için, politik bir futbol oynanıyor aslın­da. PKK'ya yönelik yaşanan tek olumlu gelişme sanırım AB'nin Türkiye'yi gümrük birliğine alması. Bu PKK sorununu insan hakları sorunundan ayrı görmeye çalıştıklarını gösterir. Bazı kimseler iki sorunu birleştirmek istiyorlar. Bu insan hak­ları konusu değildir. Bu gerçekten Makyavelist bir politika so­runudur, bir istismar ve riyakarlık sorunudur. -Askeri çözüm sizce doğru bir seçenek mi? Çözüm tek değildir. Değişik çözüm yolları var. Öncelik­le, açık ve kararlı
Prof. Yonah Alexander, 21.01.1996, Yeni Yüzyıl gazetesi.·Kitabı okudu
1909'da Sultan Abdülhamid bir darbeyle tahttan indirildi. Abdülhamid'in Yıldız Sarayında geçirdiği son güne kadar dünya üzerindeki petrol arazilerinin yüzde yetmişi (yüzde 70) Osmanlı Devleti'nin sınırları içindeydi. On yıl sonra Mustafa Kemal Samsun'da yeni bir hareket başlattı ve Türkiye Cumhuriyeti ismiyle bir devlet kurdu. Yeni devlet, dünya üzerindeki mevcut petrol sahalarının yüzde kaçına sahip olabildi? 0. Yazıyla, sıfır! Musavver Muhit dergisinde köşe yazarı olsaydım 31 Mart üzerine kaleme alacağım yazım şu cümleyle son bulurdu: “İngilizler ve Fransızlar bilmeliler ki biz Türklerin dünya üzerinde hâkim olmak için petrol'e ihtiyacımız olmadığı gibi hürriyete de ihtiyacı yoktur!”
Sayfa 136 - Selman Kayabaşı·Kitabı okudu
Büyükler kaba sözcükler kullanmaya bayılır fakat biz çocukların ağzından duydular mı şaşırarak bu kaba sözleri nereden öğrendiğimizi sorgulayıp bize kızarlar. Oysa onlar hayatımızın içinde davranışlarıyla bizlere örnek olduklarının farkına varmalılar. Bizler şayet hata yapıyorsak bu hatalarda büyüklerin de payı olduğunu bilmeliler. Bize her el kaldırdıklarında aslında kendilerini dövüyor, bizi her azarladıklarında içten içe kendilerine kızıyorlar. Başarımızda pay sahibi olduğunu düşünürler de niçin başarısızlığımızda bizi bir başımıza bırakırlar? Hayat yolculuğumuzda bize yalnız olduğumuzu keşke hissettirmeseler...
Sayfa 49 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
İnsan hiçbir sorununu kendi kendine çözemez. Modern dünya, bize sorunlarımızı kendimizin çözmesini telkin eder. Halbuki insanların bir mürşide, bir eğiticiye, bir rehbere ihtiyacı var. Bunu yapabilecek kimse, kişinin geçtiği o yolları geçmiş bir kimsedir ve bunun geleneksel kültürümüzde birikimi vardır. Kendi sorununu kendi çözmeye kalkan insan, tıpkı dolap beygiri gibi, ömür boyu aynı noktada dönebilir. Hz. Mevlana'nın ifadesiyle, "Bir mürşidle bir adımda atılan adımı, normal insan üç ömürde geçemez." Onun için insanlar her şeyi kendi benlikleri ile çözeceklerini, bilhassa kendi akıllarıyla aşabileceklerini düşünmektense, daha kolay ve emin yolların da olduğunu bilmeliler. Akıl planında takılı kalmak, insanoğlunun akıldan daha da üstün, sevgi gibi melekeleri olduğunu fark etmemek ne acı!