5/10
·104 syf.··
2026 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
Haziran ayı özel seçkilerinin içine eklediğim kuir edebiyat örneklerinden olan Olamayanlar, Fırat Uran'ın kalemiyle tanıştığım ilk kitap oldu. Kitap, yazarın "olamayan" aşklarını anlattığı bir öykü seçkisi aslında. Yaşadığı şehirlerde, farklı aplikasyonlar üzerinden tanıştığı insanlarla yaşadığı ve hiçbir zaman gerçekten olamayan iki insan oldukları hikayeler üzerine kurulu bu öyküler. Açıkçası yazarın yazım tarzını sevdim fakat bu tür, yani bir nevi anı kitabı olabilecek hikayeler sanırım benim pek ilgimi çekmiyor. Su gibi aktı gitti, okuması çok kolaydı fakat okurken keyif aldım mı, bilmiyorum. Fakat bu kadar gerçek olması beni etkiledi diyebilirim, bunu asla inkar edemem. Eminim Türkiye'de ve dünyanın herhangi bir yerinde, pek çok kuir bireyin bu şekilde olamayan hikayeleri var ve yaşanmaya da devam ediyor. Beni en çok etkileyen hikayenin, sanırım Dorian Gray'in Portresi'ni de çok sevmemden ötürü, Dorian Gray Hamamda isimli hikaye olduğunu söyleyebilirim. Bu kitabın yazarıyla tanışmayı, oturup bir kahve içmeyi gerçekten çok isterdim. Nedendir bilmem, yazdıklarını okurken çok iyi arkadaş olurmuşuz gibi hissettirdi. Onunla oturmayı, sohbet etmeyi, yazdıklarının dışında da yaşadıklarını ve tavsiyelerini dinlemeyi çok isterdim. 5/10.
OlamayanlarFırat Uran · Sander Yayınları · 202125 okunma
Büyümeyen Yetişkin: Narsist
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
366 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2023 00:00
Kral Kaybederse kitabının aslında benim hayatıma geçmişte girmiş bir karakteri de çok yansıttığı için mi bilmem, ama bende çok ayrı bir yeri var. Kitabı sesli kitap olarak pandemi zamanı dinlemiştim, bana göre psikiyatrist-yazarın en çarpıcı kitabıdır.Diğer kitapları beni bu denli etkilememişti. Kitaptaki Kral; aslında toplumda teşhisi konulmamış pek çok narsistik kişilik bozukluğuna sahip bireyden sadece birini temsil ediyor. Kenan Baran; zengin ve nüfuzlu bir topluluğa üye, karşı cins tarafından idealize edilen ve buna da aşırı takıntılı bir karakter. Kenan’ın psikolojik yolculuğunda onun iç dünyasına indiğimizde kadınlara olan davranışının kökeninde annesinin ona karşı davranışının yattığını görüyoruz. Kenan; aslında yetişkinliği kabul edemiyor, yetişkin davranışlarının hepsini reddediyor. Çünkü o çocukken annesinin “kral”ı ve bilinçaltı hep o günkü gibi kalmak istiyor ve onu zorluyor. Hayatına aldığı ve yakınlık hissettiği kadınlara baktığımızda hep ona annesi gibi sık sık kral olduğunu hatırlatmış, bir ilişkide alma-verme dengesinde terazinin ölçüsünü hep kaçırmış kadınlar olduğunu görüyoruz. Ancak bu kadınların da Kenan ile birlikte bir içsel yolculuk yaşadıklarını ve yıllarca fedakarlıkla büyüttüğü evladının artık yetişkin olduğunu görmek ister gibi bir süre sonra Kenan’dan yetişkin davranışları sergilemesini beklediklerinde yaşadıkları hayal kırıklarına şahit oluyoruz. Kenan iyileşiyor ve büyüyor hikayenin en sonunda, ancak büyüdüğünde artık hayatın son deminde oluyor. Bütün çevresinin onu bıraktığını, başarı ve güce sahip olmayan bir bireye insanların nasıl acımasız davrandığını görüyor. Her düştüğünde koştuğu insanlardan tekme yiyor. Kitabın gerçek bir hayat hikayesi olduğunu biliyoruz. Kenan iyileşiyor ama çok geç. Peki gerçekte Kenanlar iyileşiyor mu, yoksa
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,8bin okunma
Reklam
Edebiyat, hakikatlerın hayalle süslenmesidir.
Puan vermedi·308 syf.··
2026 10. kitabı
Bu kitap militarist, askeri değerler ve aşk gibi geçici heveslerin eleştirisini okurlara yaptığı ve geçmişte yaşanan zamansız bir aşktan bahsedilerek ruhun aşkla mı askerlikle mi tanımlanması gerektiğini düşündürüyor.Kitap içerisinde askerliğin bir meslekten ziyade bi bir ruh olduğunu kavrıyor. Askeri değerleri sentezleyerek kendi kimliğini buluyor. Krallık ve cumhuriyetçilik eleştirisi yer alıyor. Askeri değerleri, aşkta aradığı rasyonelden ruhaiyatçılığa doğru sürüp giden ve ”Geri Gelen Mektup” şiirinden hakikatin kurgulanıp edebiyatla süslenmesidir bence bu roman. Şiirden bazı dizeler: Ruhun mu ateş, yoksa, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
2/10
·232 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:26
Helloooo Aha öncelikle size bu görselle yeşil zehirlenmesi yaşattığımı için çok sory Hafta sonu dizi mi kitap mı tercihimi kitaptan yana kullanmış olmak üzdü beni. Kitap güzel olsaydı pişmanlık duymazdım ama büyük heveslerle aldığım kitabın bu denli flop olması banada sürpriz oldu. Bir kere esas kız Cinnamon inanılmaz itici bir karakter. Ayyaş ayyaş gezmek eğlenceli değil aptallıktı ama beni rahatsız eden daha çok hareketleri ve tavrırları oldu. O kadar kaba ki şu da çok sevimli diyebileceğim hiçbir bir özelliği yok. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, sarkoşken bir iblisi kurtarıyor. İblis Fallon kendisini kurtaran Cin ile bir anlaşma yapıyor ve işin sonunda herkes mutlu olacak. Cin, tüm kasaba halkı farkında sevilen ve sayılan (dualar edilen demeyeceğim) Kraliçe diye düşündükleri kişinin aslında öyle olmadığını baya baya kötü biri olduğunu, Fallon dahil birçok iblisi büyüsü altına aldığını öğreniyor. Fallon büyüden kurtulmak için Cin'den yardım ister. Buna tehditli yardımda diyebiliriz. Söylememe gerek var mı bilmem ama Fallon'u da sevmedim. Yorumlar içerisinde asla bahsi geçilmeyen bir sahne var ki bence o kısım şüpheli rızaya giriyor. Dönüp o kısmı iki kez okudum ikisinde de aynı noktadayım. Kitap 230 sayfa olunca herşey bir filmin fragmanı gibi ilerliyor be bitiyor. Seri üç kitaplık bir seri ve üçüncü kitap kayıp kardeşin hikayesiymiş, bi merak ettim gibi ama alır mıyım? Bence hayır 🫩 Önerir miyim? Ona da hayır. Zaman ve para kıymetli.. Almayın OKUMAYIN ve OKUTMAYIN KitapRüyasından Sevgilerle
Sarhoştum ve Bir İblisi KurtardımKimberly Lemming · Nox Yayınları · 202630 okunma
7/10
·68 syf.··
2026 25. kitabı
‎Yağmurlu Hisler, isminin vaat ettiği o melankolik ama arındırıcı havayı sayfalarına başarıyla taşıyan bir eser. Yazar, insana dair gözlemlerini, bir şairin hissetme derinliğiyle birleştirerek okuruyla paylaşıyor. Edebiyatta bazen çok süslü kelimelerin anlatamadığı bir duyguyu, son derece sade ve "bizden" bir cümle çıplaklığıyla anlatıverir; bu kitap da tam da bu sadeliğin gücüne yaslanıyor. ‎ ‎Kitabın "Yalnızlık" bölümü, modern insanın en büyük çıkmazını, yani "herkesin mutlusun sandığı o içsel ıssızlığı" merkeze alıyor. Yazar, "Sözün uçması; sebebidir yazıya vefasızlığın" dizeleriyle yazının kalıcılığına sığınırken, aynı zamanda insanın fani oluşuna dair hüzünlü bir hakikatle yüzleştiriyor okuru. Buradaki yalnızlık, sadece kimsesizlik değil; insanın kendi bedeniyle, zihniyle ve dünyayla olan mesafesi. Yazar, metinlerin dokusuna bir "teşhis ve tedavi" edasıyla değil, daha çok bir "hal tercümesi" olarak dokunuyor. "Zihinlerde tasavvur, bedenlerde teşekkül" derken, aslında insanın dünyadaki varoluş sancısını özetliyor. ‎ ‎Yağmurlu Hisler, geleneksel bir şiir kitabının sınırlarına hapsolmaya direnen bir yapıya sahip. Metinler bazen damıtılmış bir şiir, bazen sorgulayıcı bir deneme, bazen de samimi bir günce tadında ilerliyor. Yazar, bir türün kalıplarına takılmadan hislerini olduğu gibi aktarmayı seçtiği için eser, bir sanat metninden çok, bir dostun gecenin sessizliğinde paylaştığı iç döküş sıcaklığına bürünüyor. Kitap bir oturuşta bitirilecek bir serüven değil; aksine okuru durup düşünmeye, satırların kendisinde neye tekabül ettiğini aramaya teşvik eden bir süreç. Örneğin: ‎ ‎Hangi maddenin kaçıncı bendisin ‎Bilmem ki neredesin ‎Bilenin bilmesiyle olmayan şeyler ‎Hazan kalbim tuz buz ‎Yine de "sevmekten kim usanır" ‎ ‎​Bu sitem, kitabın yer yer sertleşen, yer yer
Edebiyat
Yağmurlu HislerHayat Can Yakar · Cinius Yayınları · 20261 okunma
8/10
·104 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:25
Kitabı okurken kurgu sanıyordum ve okudukça genç yazarımızın kendi annesinin hayatını, yaşadıklarını anlattığını sonradan farkettim. Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Ama daha önce “Bir kadının kavgaları ve dönüşümleri” adlı kitabı okumam gerektiğini anladım. Kadının hayatından bir dönem atlamış gibi oldum Neyse az çok konuyu öğrendim. Kitaba ve bende bıraktığı hislere gelecek olursak; Annesinin mutsuz, değer görülmediği, aşağılandığı, ezildiği, şiddet gördüğü ve hakaret edildiği bir ilişkiden kaçarak hayatını yeniden nasıl inşa ettiğini anlattığı dokunaklı bir eser olmuş. Annesinin baskıdan kurtulup özgür olabilmek, kötü birine dönüşmemek yani kısacası kendi olabilmek için ne savaşlar verdiğini duru, yalın bir dille anlatmış genç yazarımız. Annesinin güçlü bir karakter olduğunu, umudunu kaybetmeyip yeniden yeşerebildiğini, artık hayatını kendisi için yaşadığını okuyoruz eserde. Aynı zamanda annesinin kaçmasına, yeni bir hayat kurmasına da epey yardımcı olduğunu görüyoruz. Hatta bunu kendi kendine soruyor; “Neden ona yardım etmeye bu kadar derinden ihtiyaç duyuyordum?” “Bildiğim şey, ona yardım etmek için elimden geleni yapmak bana bir zorunluluk gibi dayatıyordu kendini…” Kısa, akıcı ve duygu derinliği olan bir kitaptı. Diğer eserlerini okur muyum bilmem bilemem.. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim
1000Kitap
Monique KaçıyorÉdouard Louis · Can Yayınları · 202663 okunma
Reklam
Reklam