Labirent oyunu gibi: Küçük labirentin içinde ağır bilye benim. Bazen yaşlanacak bir duvar bulup bir anlığına soluklanabiliyorsun, ama sonra yeniden hareket etmek zorundasın; dünya sağa sola eğiliyor, bir deliğe düşüyorsun, bile yeraltındaki tahta zemine çarpıyor ve sen bir anda yok oluyorsun.
“ Başkaları henüz fark etmiyor olabilir, ama ben ediyorum. Labirent oyunu gibi: Küçük labirentin içindeki ağır bilye benim. Bazen yaslanacak bir duvar bulup bir anlığına soluklanabiliyorsun, ama sonra yeniden hareket etmek zorundasın; dünya sağa sola eğiliyor, bir deliğe düşüyorsun, bilye yeraltındaki tahta zemine çarpıyor ve sen bir anda yok oluyorsun. “
“Küçük labirentin içindeki ağır bilye benim. Bazen yaslanacak bir duvar bulup bir anlığına soluklanabiliyorsun, ama sonra yeniden hareket etmek zorundasın; dünya sağa sola eğiliyor, bir deliğe düşüyorsun, bilye yeraltındaki tahta zemine çarpıyor ve sen bir anda yok oluyorsun.”
Dünya,
uzayda dönen mavi bir bilye.
.
(Geceyi gündüze bağlayan
ince bir salıncak gibi
dönüyor sessizce.)
.
Güneş,
her sabah kapısını çaldığı evlere
adaletle ışık bırakan bir derviş.
Rüzgâr,
uzak kentlerin yorgun postacısı,
Işık,
karanlığın inatçı alnında
açan bir beyaz zambak.
Zeytin dalı
barışın nazik parmağı.
-Doğada
her şey paylaşmanın dilini bilir.-
.
Bulut yağmurunu saklamıyor,
toprak tohumdan esirgemiyor koynunu,
ağaç gölgesini seriyor, meyvesini veriyor.
Arı balını.
Çiçek rengini kokusunu salıyor.
Deniz, derinindeki incileri cömertçe sunuyor.
-Bir tek insan sofrasına kilit vuruyor.-
.
Dünya,
uzayda dönen mavi bir bilye.
.
(Geceyi gündüze bağlayan
ince bir salıncak gibi
dönüyor sessizce.)
.
Güneş,
her sabah kapısını çaldığı evlere
adaletle ışık bırakan bir derviş.
Rüzgâr,
uzak kentlerin yorgun postacısı,
Işık,
karanlığın inatçı alnında
açan bir beyaz zambak.
Zeytin dalı
barışın nazik parmağı.
-Doğada
her şey paylaşmanın dilini bilir.-
.
Bulut yağmurunu saklamıyor,
toprak tohumdan esirgemiyor koynunu,
ağaç gölgesini seriyor, meyvesini veriyor.
Arı balını.
Çiçek rengini kokusunu salıyor.
Deniz, derinindeki incileri cömertçe sunuyor.
-Bir tek insan sofrasına kilit vuruyor.-
.
Sanki o tek bilye bulunabilir olsa, yeryüzünde artık incinmiş çocuk kalmayacak. Ama bütün oyunların kuralları baştan belirlenmiş ve bütün kurallar biri oyunu uzaktan izlesin diye. İlk taşı en günahkarımız attı. O sesini çıkarmıyor.