Labirent oyunu gibi: Küçük labirentin içinde ağır bilye benim. Bazen yaşlanacak bir duvar bulup bir anlığına soluklanabiliyorsun, ama sonra yeniden hareket etmek zorundasın; dünya sağa sola eğiliyor, bir deliğe düşüyorsun, bile yeraltındaki tahta zemine çarpıyor ve sen bir anda yok oluyorsun.
Sayfa 250·Kitabı okudu
“ Başkaları henüz fark etmiyor olabilir, ama ben ediyorum. Labirent oyunu gibi: Küçük labirentin içindeki ağır bilye benim. Bazen yaslanacak bir duvar bulup bir anlığına soluklanabiliyorsun, ama sonra yeniden hareket etmek zorundasın; dünya sağa sola eğiliyor, bir deliğe düşüyorsun, bilye yeraltındaki tahta zemine çarpıyor ve sen bir anda yok oluyorsun. “
Sayfa 250·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Küçük labirentin içindeki ağır bilye benim. Bazen yaslanacak bir duvar bulup bir anlığına soluklanabiliyorsun, ama sonra yeniden hareket etmek zorundasın; dünya sağa sola eğiliyor, bir deliğe düşüyorsun, bilye yeraltındaki tahta zemine çarpıyor ve sen bir anda yok oluyorsun.”
Sayfa 250·Kitabı okudu
Alıntı
Mavi Bilye
Dünya, uzayda dönen mavi bir bilye. . (Geceyi gündüze bağlayan ince bir salıncak gibi dönüyor sessizce.) . Güneş, her sabah kapısını çaldığı evlere adaletle ışık bırakan bir derviş. Rüzgâr, uzak kentlerin yorgun postacısı, Işık, karanlığın inatçı alnında açan bir beyaz zambak. Zeytin dalı barışın nazik parmağı. -Doğada her şey paylaşmanın dilini bilir.- . Bulut yağmurunu saklamıyor, toprak tohumdan esirgemiyor koynunu, ağaç gölgesini seriyor, meyvesini veriyor. Arı balını. Çiçek rengini kokusunu salıyor. Deniz, derinindeki incileri cömertçe sunuyor. -Bir tek insan sofrasına kilit vuruyor.- .
Mavi Bilye
Dünya, uzayda dönen mavi bir bilye. . (Geceyi gündüze bağlayan ince bir salıncak gibi dönüyor sessizce.) . Güneş, her sabah kapısını çaldığı evlere adaletle ışık bırakan bir derviş. Rüzgâr, uzak kentlerin yorgun postacısı, Işık, karanlığın inatçı alnında açan bir beyaz zambak. Zeytin dalı barışın nazik parmağı. -Doğada her şey paylaşmanın dilini bilir.- . Bulut yağmurunu saklamıyor, toprak tohumdan esirgemiyor koynunu, ağaç gölgesini seriyor, meyvesini veriyor. Arı balını. Çiçek rengini kokusunu salıyor. Deniz, derinindeki incileri cömertçe sunuyor. -Bir tek insan sofrasına kilit vuruyor.- .
Sanki o tek bilye bulunabilir olsa, yeryüzünde artık incinmiş çocuk kalmayacak. Ama bütün oyunların kuralları baştan belirlenmiş ve bütün kurallar biri oyunu uzaktan izlesin diye. İlk taşı en günahkarımız attı. O sesini çıkarmıyor.