bir zamanlar ıssız yerlere gidip kendi ruhunu bulmaya çalıştığını söylerdi. sonunda kendi öz ruhu sayılabilecek bir ruhu olmadığını anlamış. koskoca bir ruhun bir küçük parçası onunmuş. ıssız yerler iyi değildir, derdi. çünkü kendi payı olan o küçük ruh parçası, diğer ruhların arasında olmadıkça, bütünün yanında olmadıkça hiçbir işe yaramıyormuş. nasıl hatırlıyorum hepsini, çok garip. dinlediğimi bile sanmıyordum. ama şimdi anlıyorum.. insanoğlu tek başınayken bir halt değildir.
Kendi ölümümle beni en çok uzlaştıran şey bir düşünce, senin ve benim kemiklerimin birlikte gömülüp dağıldığı, çırılçıplak kaldığı bir yer düşüncesi. Kemiklerimizin ortalığa saçılmış darmadağın yattıkları bir yer. Kaburga kemiklerinden biri kafatasıma dayalı. Sol el kemiklerimden biri kalça kemiğinin içine girmiş. (Kırık kaburga kemiklerimin üstünde göğsün bir çiçek gibi.) Ayak kemiklerimiz, yüzlercesi darmadağın. İç içeliğimizi böyle imgeleyişimin, yalnızca kalsiyum fosfattan oluşsa da, huzur verici olması garip. Ama öyle. Seninle olduktan sonra, kalsiyum fosfat bile olmanın yeteceği bir yer düşünüyorum..
Ne garip, bildik şeylerin bir anda yabancılaşması.
(senin gidişin nesnelerin tadını da alıp götürdü).
Bu odaların kendi gizli yaşamları var. Hep birşeyler oluyor gibi.
Beklenmedik bir anda odalardan birine girdiğimde -beni bekleyecek kim var?- ben çıkar çıkmaz sessizce yeniden başlayacak olan, sinsi ve sonu gelmez bir uğraşın orta yerinde kesildiği izlenimine kapılıyorum.
Kocaman, sessiz ve biraz arızalı bir saatin içinde yaşamak gibi bu.
“Garip şey doğrusu. Bir adamın malı demek, o adamın kendisi demektir. Mal canın yongasıdır ve mal can gibidir. Insanın ancak malı olduğu zaman göğsünü gere gere malının üzerinde yürüyebilir, onu işleyebilir; bozulmasına üzülür, üzerinde yağmur yağmasına sevinebilir, çünkü mal, kendisi demektir. Kendisini büyük görür, çünkü mal sahibidir. İyi ürün almasa bile yine malıyla övünür. Anlıyor musun? Bunu böylece belle.”
"Günah çok garip bir şeydir," dedi Samuel. "Bence bir adam, içinde dışında ne varsa, hepsini silkeleyip atsa, yine de bir yanında, kendini rahatsız edecek birkaç küçük günah saklamayı başarır. Günahlar, en son vazgeçebileceğimiz şeylerdir."