Puan vermedi·124 syf.··
2026 84. kitabı
Bu kitabı okurken sanki gece boyunca bir insanın zihninin içinde dolaştım… Ve kitap bittiğinde içimde garip bir yalnızlık hissi kaldı. Kısacık bir roman olmasına rağmen çok yoğun, çok derin bir okuma oldu benim için. Karayipler’de tropik bir adada yaşayan yaşlı anlatıcının, köpekleriyle birlikte sabahı beklediği o uzun gece boyunca; ölüm, geçmiş, yalnızlık ve insanın dünyadaki yeri üzerine düşündüklerini okuyoruz. Ama bu bir olay kitabı değil daha çok insanın kendi iç karanlığıyla yaptığı bir hesaplaşma gibi Beni en çok atmosferi etkiledi sanırım. Elinde içkisiyle gecenin seslerini dinleyen, anılarıyla boğuşan o anlatıcı… Doğa sürekli canlı ama insan gittikçe daha yalnız hissediyor. Kitapta sürekli bir “sona yaklaşma” hissi var. Sanki karakter sadece sabahı değil, hayatının sonunu da bekliyor… Bu yüzden her düşünce daha ağır, daha kırılgan geliyor Yazarın dili de çok etkileyiciydi. Bazı cümleler şiir gibi, bazılarıysa insanı rahatsız edecek kadar çıplak ve gerçek. Özellikle insanın doğayla ilişkisini anlatış biçimi çok farklı hissettirdi bana İnsanlardan uzaklaşma, yalnızlığı seçme ama yine de o yalnızlığın içinde kaybolma hâli… Okurken insan kendi iç sesini de daha çok duymaya başlıyor.. Kitap bana göre gece boyunca süren melankolik bir iç yolculuk gibi… Sessiz, karanlık ve düşündürücü bir kitap. Bitince insanda tuhaf bir boşluk bırakıyor
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202528 okunma
ALAMUT - HASAN SABBAH - CENNET
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Tabi ki bu bir kurgu eserdir. Ana kahraman Hasan Sabbah. Hikaye sürekli bir yerden bir yere götürülen 13 yaşındaki Halime ile başlıyor. Satın alınmış ve bir kaleye götürülüyor. Alamut Kalesine. Kız öldürüleceğini düşünürken girdiği yerde kızların sesini duyunca biraz rahatlıyor. Gözleri bağlı. Sonra bağı çözüyorlar ve karşısında Meryem. Meryem çok güzel bir kadın. Görmüş ve geçirmiş. Halime’nin yaşından dolayı yaşadığı çelimsizliği ve korkusunu görüyor. Korkma diyor. Halime’yi bir güzel temizliyorlar, yıkıyorlar. Onunla konuşuyorlar, cesaretlendiriyorlar. Korkusunu yensin diye rahatlatıyorlar. Sonra Meryem “iyice dinlen” diyor. Yarından itibaren eğitimler başlıyor. Bir de Apama var. Yaşlı bir kadın ama gençliğinde çok güzelmiş. Uğrunda kimler kimler ölmüş ama güzelliğini kaybetmiş. Bunun farkındalığı içten içe Apama’yı üzüyor ama yapacak bir şey yok. Her güzellik geçicidir. Kendi güzelliğini kaybetmesinin acısını çekerken, orada hayatının başında yeni yeni serpilmeye başlayan güzel kızları da aşırı kıskanıyor. Apama oradaki kızların hepsinden sorumlu. Onlara eğitim vermek. Ne eğitimi? Dans, şiir, güzel söz söyleme sanatı, dini eğitim, erkekleri etkileme sanatı vs. Eğitim başlıyor ve Halime bambaşka bir dünyaya gözlerini açıyor. Sara isimli zenci bir kızla aynı odaya veriyorlar. Sara farklı eğilimleri olan bir kız. Halime’yi geceleri öpmeye çalışıyor, okşuyor. Halime ilk başlarda karşı koysada sonra o da karşılık veriyor. Bildiğiniz lezbiyen bir ilişki. Halime böyle eğilimi olan bir kız değildir ama karşı koymuyor işte. Sara’yı sevdiği için. Hikaye bir de başka yerden devam ediyor. İbni Tahir isimli genç. Burada İslam dininin mezhep problemleri de ortaya çıkıyor. Şiilik ve Sünnilik meselesi. Peygamber Efendimizden sonra halifelik ünvanının Hz Ali’ye geçmesi gerektiğini
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·64 syf.··
2022 84. kitabı
Üvercinka, Cemal Süreya’nın 1958’de yayımlanan ilk şiir kitabıdır ve İkinci Yeni şiirinin en önemli eserlerinden biridir. Kitap, adını taşıyan ünlü şiirle özdeşleşmiştir ve Türk şiirinde modern bir kırılma noktası yaratmıştır. Kitabın Genel Özellikleri ve Önemi Temalar: Aşk, erotizm, tutku, kadın bedeni, yalnızlık, özgürlük, modern yaşam ve toplumsal/politik eleştiri iç içedir. Şiirler bireysel deneyimi evrenselleştirirken, ironik ve şok edici bir üslup kullanır. Süreya, “şok” etkisini ön plana çıkarır. Yayımlanma ve Etkisi: 1953-1957 arası şiirlerden seçilen 29 şiirle (sonraki baskılarda artmıştır) çıkan kitap, kısa sürede tükenmiş ve 1959 Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanmıştır. İkinci Yeni’nin öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir; alışılmadık imgeler, dil oyunları, erotizm ve bireysel duyarlılıkla Garip şiirine tepki niteliğindedir. Dil ve Biçim: Serbest vezin, yeni kelimeler (neologizmler), imge yoğunluğu, konuşma dili unsurları ve anlam çok katmanlılığı öne çıkar. Şair, kelimeyi zorlayan bir şiir anlayışı benimser. Kitap, Süreya’nın erotizmi direnç ve özgürlük aracı olarak kullandığı, bireysel ile toplumsal olanı harmanladığı bir dönüm noktasıdır. “Üvercinka” Şiirinin Analizi Şiir, kitabın kalbidir ve Süreya’nın otobiyografik bir deneyiminden beslenir. “Üvercinka”, şairin eşi Seniha hamileyken tanıştığı ve tutkulu bir ilişki yaşadığı bir kadına taktığı isimdir (gerçek kimliği gizemini korur). Şiir, bu tutkulu aşkın, ayrılık kararının ve duygusal karmaşanın yansımasıdır. Aşk ve Erotizm: Şiir, bedensel tutkuyu (boyun, saç, sevişmek) çarpıcı imgelerle betimler. Kadın figürü hem fiziksel hem simgeseldir; özgür, cesur ve hayat vericidir. “Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor” gibi dizeler, sevgiliyi canlı ve çoğul kılar. Özgürlük ve Dayanma: “En uzun
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Sokak Başında Parlayan Neşeyle Sönen Ömrün Kederli Resmi
7/10
·611 syf.··
2026 211. kitabı
Oktay Rifat’ın Bütün Şiirleri 1, Türk şiirinin o en devrimci, en delişmen ve aynı zamanda en derin kırılmalarını saklayan, hüzünle neşenin sokak başlarında çarpıştığı o ilk büyük menzildir. Bu cilt; şairin Yapı Kredi Yayınları külliyatında Garip, Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler, Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki gibi edebiyat tarihimizin seyrini değiştiren o ilk dönem kitaplarını bir araya getirir. Sayfaları açmak, dilde ve sokakta fırtınalar koparan bir gençliğin hatıra defterine dokunmak gibidir. ​Kitabın ilk yarısı, o meşhur Garip ihtilalinin, Orhan Veli ve Melih Cevdet’le kurulan o sarsak, teklifsiz dünyanın kalbidir. Şiir podyumlardan, yalı fısıltılarından indirilmiş; nasırlı ellere, eski kunduralara, esnafa ve küçük insanın o her günkü ekmek kavgasına emanet edilmiştir. İlk bakışta bir alay, bir hile ve hafiflik gibi görünen bu mısraların arkasında, aslında İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde kalmış, yoksullukla ve geleceksizlikle boğuşan bir kuşağın o mahzun, o içli çehresi gizlidir. Oktay Rifat, sokağın neşesini yazarken bile o neşenin hemen altına, akıp giden ömrün ve yokluğun o ince sızısını yerleştirir. ​Ancak bu ilk cildi asıl manalı ve derin kılan, şairin o ilk avarelikten sıyrılıp Yaşayıp Ölmek ve sonrasındaki o muazzam olgunlaşma evresidir. Şiirler ilerledikçe, o neşeli sokak çocukları yerini geceleri sokak lambalarının altında yalnız yürüyen, aşkın ve zamanın o amansız akışına karşı kalbini sigara dumanıyla avutan bilge bir adama bırakır. Aşk, bu ciltte sadece bir kavuşma heyecanı değildir; giden trenlerin arkasından bakılan, eski fotoğraflarda sararan, yağmurlu İstanbul akşamlarında bir odanın yalnızlığına çöken koyu bir hüzündür. ​Karga ile Tilki’ye doğru gelindiğinde ise, dildeki o halk söyleyişlerinin, taşra nakışlarının ve toplumsal
Hayata Dair
Bütün Şiirleri IOktay Rifat · Yapı Kredi Yayınları · 2018459 okunma
Sıradan Hayatın Şairi
Puan vermedi·240 syf.··
2026 30. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 20:37
Orhan Veli'nin Bütün Şiirleri kitabını okurken en çok dikkatimi çeken şey, şiirin aslında ne kadar doğal olabileceğini fark etmem oldu. Onun dizelerinde süslü kelimelerden çok hayatın kendisi var. Bir vapur sesi, sokakta yürüyen bir insan, küçük bir özlem ya da fark edilmeden geçip giden bir an... Orhan Veli, başkalarının şiire konu etmeye değer görmediği şeyleri şiirin merkezine yerleştirmiş. Kitabı okudukça bazı şiirlerde gülümsedim, bazılarında ise sebebini tam açıklayamadığım bir hüzün hissettim. Çünkü Orhan Veli insanı olduğu gibi anlatıyor. Kahramanları olmayan, gösterişsiz ama gerçek hayatları anlatıyor. Bu yüzden yıllar önce yazılmış şiirler bile bugünün insanına uzak gelmiyor. Bence Orhan Veli'nin en büyük başarısı, şiiri anlaşılması zor bir sanat olmaktan çıkarıp herkesin hissedebileceği bir yere taşımasıdır. Onun şiirlerinde bilgi yarışına giren bir şair değil, hayatı gözlemleyen ve gördüklerini samimiyetle paylaşan bir insan var. Bütün Şiirleri benim için yalnızca bir şiir kitabı değil, sıradan görünen hayatların aslında ne kadar derin olabileceğini gösteren bir yolculuktu. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey belirli dizelerden çok, insanı yormayan ama uzun süre düşündüren o sade ve içten anlatımdı.
Bütün ŞiirleriOrhan Veli Kanık · İnkılap kitabevi · 202331,4bin okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:00
Merhabalar merhabalar, İlk defa bir şiir kitabı okudum desem ne tepki verirdiniz? Şiirciler ve romancılar diye ikiye ayrılıyor sanki okur kitlesi, her şeyde böyle değil miyiz? Hatta zorlasak, daha da ayrılırız: kimisi kurgu okuyanları eleştirir, kimisi kişisel gelişim okuyanları. Bence hepsine ihtiyacımız var; hiçbir türe küsmemeliyiz. Ama bazı türler için ek teşvik gerek cidden. If it wasn't for BDK, I wouldn't have read a poem book. Yani kitap grubum sağolsun yine yeni bir kitap türü kilidim açıldı çok mutluyum. İlk şiir kitabımı da bitirdim az önce. Şiirler başkaymış, kurguya benzemiyor. Sana bir sürü şey anlatıyor ama az kelimeyle. Bir de bunu Işıl Madak la söyleşi yaptıktan sonra okuma şerefine nail oldum. Şaşırdığım bir bilgi de Didem Hanım'ın bir zamanlar tesettüre girmesi oldu. Elimdeki bu kitabı yazdığı dönemlermiş sevgili kardeşinin anlattığına göre. Bu gözle kitabı okumak şairi daha iyi anlamamı sağladı. Şiirler gerçekten başka bir dünya. İçine işliyor, çok farklı duygular uyandırıyor, bilmediğin kapılar açıyor göğsünde. Ama bir yandan da şiirle aramın çok da olmadığını fark ettim. Şimdiye kadar hiç şiir kitabı okumamıştım; kendi kendime durduk yerde "hadi şiir okuyayım" demek bana hâlâ biraz garip geliyor. Romanlar, kurgular ve kurgu dışı eserler bana daha tanıdık. Kurgu da olsa başka birinin hikâyesini okuyup bakış açına yeni bir pencere açıyorsun; kurgu dışı eserler ise zaten sana bir şeyler öğretmek için var. Şiir ise bana biraz farklı hissettirdi. Sanki doğrudan şairin kalbine açılan bir kapı gibi. Yaptığı işleri takip ettiğim, aralara sızdırdığı küçük ayrıntılardan hayatlarını tanıdığımı hissettiğim insanlar oluyor bazen. Şiir kitabı okumak da bana tam olarak bunu hissettirdi. Belki sürekli şiir okumam ama iyi ki okumuşum. Kesinlikle hoşuma gitti.
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma