Ruhum Stres Biriktirmiş Faaliyete Geçmiş Bir Fay Hattı
Bu bir icelemeden ziyade, 24 Ocak Elazığ depremi ardından 6 Şubat depremleri sonrasında (Depremleri ve sonrasını bizzat yaşayan biri olarak) yaşadığım ruh sarsıntısıyla," Sözcüklerin cihanda bir ağırlığı vardır.Yaşayacaklarımız önceden kurduğumuz cümlelerde gizlidir.Zaman şaşmaz , insan şaşarmış.Kurduğumuz cümleler gittiği yere varır muhakkak, zamanı şaşırtır.Ömür denilen deftere kalem oynattığımız her cümle zamana belki de ders olur."diyerek, tıpkı cümlelerinin ağırlığı ile zamana meydan okuyan YUNUS gibi , ilmin aslı olan kendini bilme yolunda "Sey'leri "belirsizlik zamirinden kurtarıp, varlığın kendisi olan "İsim'e"dönüştürebilme çabasıyla yazdıklarımdan ibarettir.Cümlelerim ruhum gibi dağınıktır affola... Her insanın kendi kendinin doktoru olduğuna inanırdım yakın zamanlar.Doktorun bir bilinç uzağımda olduğuna .Ruh, kendi kendini iyileştirme bilinciyle hareket ettiğinde bedenin bile ek ve uzman bir destekle çabucak iyileşeceğine.Çünkü dibi görmek istemediğimi, dipte buhrandan başka hiçbir halt olmadığını telkin ederdim sürekli. Kendime bu güvenim ve iyi niyetim, ait olduğum toplum için de geçerliydi: "Yok ya yine de biz, inşallah iyi bir toplum olma yolunda bazen düşe kalka,bazen koşarak,bazen dinlenerek ama gaflete ve tembelliğe kapılmadan yürümeye devam ederek;bazen yoldan çıkmaya azmetmişleri yola getirerek;ortak paydalarda birleştiren iyileştirici ruh gücünden birleştirici ruh ortaklığına ulaşıp sağlıklı toplum olacağımızın idrakine vararak ilerleyen bir toplumuz."diyip,mutlu insan ,mutlu millet pembe balonlarıyla havalandırırdım hayallerimi. "Çok şükür"diye ilminden bir zerre olan akıl ve bu aklın hikmeti için Allah 'ıma teşekkür ederken verdiği akılla yeryüzünde temsilcisi kıldığı her insanı da insan bilirdim.Balonlarım bir bir patlıyor...Her
İnsan ve Duygular
Türkiye'de DepremNaci Görür · Doğan Kitap Yayınları · 2020182 okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Gören yok Brooklyn'de kentsel donusumde olan bir mahallede yaşayan Sydney, annesinin evini elinde tutmak için gerçekten çok cabalamasi gerektiğinin farkına varır. Ve mahallenin etnik yapısını değiştirmek isteyenlere , ısrarla evini sarmasını söyleyenlere karşı asla duruşunu bozmuyor. Tesadüf bu ya, bir gün yolları Theo ile kesisiyor ve aralarındaki bu beklenmedik arkadaşlık ikisinide bir araştırmanın içine sürüklüyor. Araştırma yaptıkça da komşularının ortadan kaybolduklarjni farkediyorlar ve belkide yakın zamanda sıra onlara gelecek... Kitap ikili anlatımla ilerliyor ve ikiside asla miyminti karakterler değiller. Bir mahallenin etnik kökenini değiştirmeye yönelik aninan kararlara duydukları öfkeyi ve hissettikleri acıyı resmen sayfalarda anlıyorsunuz. Bu arada sayfalar ilerledikçe yerinizde duramayan bir gerilimde sizleri alttan alttan yokluyor haberiniz olsun. Hikayenin aslında sizi, görmeyenlere karşı bir iritelik hissettirmesi gerekiyor ve bunu bence başarıyor. Ben ne okudum diyecek tarzda bir hikaye olduğunu söylemeliyim. Şaşırtıcı bir sona hazirsaniz buyurun #görenyok okumaya...
Gören YokAlyssa Cole · Floki · 282439 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·198 syf.··
2022 24. kitabı
Başkahraman Holden’ın gidebilecek hiçbir yeri yokken gece yarısı bindiği takside, taksiciye: “ güney central park'ın hemen yanındaki o gölde bulunan ördekleri biliyor musunuz? o küçük gölde hani. acaba, göl donduğunda ördekler nereye gidiyorlar, biliyor musunuz? haberiniz var mı acaba?” diye sorar. Okuldan atılan holden'ın o gece ne gidecek evi ne de arkadaşları vardır. donmuş bir ördek nereye gidebilirse, holden'da bu şekilde bir yerlere gitmeli… Gölde donarak ölmemek için ördekleri takip etmeyi tercih ediyor. Fakat soruyu her kime sorsa alaya alınıyor ve çaresizliği göz ardı ediliyor. Holden caulfield aslında çok içsel ve duygusal bir karakter tiplemesidir, lakin bakmasını ve okumasını bilen farkına varır.
Edebiyat & Roman
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma
7/10
·362 syf.··
2022 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2022 05:54
Kitabın 2. Dünya Savaşı'nı Mihver Devletlerinin kazandığı distopik bir evrende geçtiğinden herkes bahsetmiş. Benim dikkat çekmek istediğim nokta ise kitabın olay örgüsü. Biraz spoiler içerikli yazı olacak uyarayım. Kitabın alt metninde sanki hayatımızda görmediğimiz, varlığından dahi haberimizin olmadığı kişilerin hayatlarını, vereceğimiz önemsiz kararla bile kökünden değiştirebilme ihtimalinden bahsedilmiş. Şöyle ki kitap 4 olay örgüsü üzerinden gidiyor: Frank, Tagomi, Childan ve Juliana. Teker teker spoiler vererek inceleyelim: -Kitabın evvelinde Frank ile Juliana ayrılmıştır. -Kitap başladığında Frank depresyondadır ve işe gecikir. Bu yüzden kovulur. -Makine yapımı silahları (Colt 44) antika diye yutturup satan şirketten kovulan Frank intikam duygusuyla antikacı Childan'ın dükkanına sahte kimlikle gider ve Colt 44 silahındaki ufak üretim hatasını belirterek bu silahların antika olmadığını ifşalar. -Childan şoke olur. Acaba elimdeki tüm antikalar da çakma mı şüphesine düşer. -Frank'in çalıştığı yerdeki ustabaşı Ed de istifasını verir ve tecrübeli ikili kendi şirketlerini kurarak el yapımı takı üretimine başlar. -Ed ve Frank takıları veresiye satmayacaklarına dair anlaşırlar. Ed bi miktar takı alıp Childan'ın dükkanına gider ve basireti bağlanır, takıları veresiye dükkanda bırakır. -Frank'in sahte kimlikle yaptığı tezgah ortaya çıkar ve dahası Yahudi olduğu da anlaşılır. Almanya'ya iade edilmek üzere tutuklanır. -Bu sırada Tagomi, bir Alman ajanı ve Japon generali ile buluşacaktır. Tagomi'nin olay örgüsünü biraz atlıyorum çok bağlayıcı bir niteliği yok. -Tagomi, Japon general ve Alman ajanıyla buluştuğu sırada iki tane Nazi casusu toplantıyı basar ama Tagomi silahını çekip bunları öldürür. Ve büyük bir pişmanlık duyar. -Tagomi varlık krizi yaşarken, general ve ajanı
Distopya
Yüksek Şato’daki AdamPhilip K. Dick · Alfa Yayınları · 20201,239 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
İnsanlar neler yaşıyormuş meğerse. Çoğundan haberimiz varr çoğundan yok. Olması birşeyi değiştirmiyor elimizden birşey gelmediği sürece. Ahh Mendee.. Okurken yaşadığın herşey o kadar dokundu ki anlatamam. Küçük yaşta "sünnet" olarak geçen o saçma şeyi o kadar hissettim ki sanki ben yaşıyordum. Dinin gereği olarak görülen ve yıllardır devam eden o sünnet senin ve hepinizin yaşadığı bir travma olmuş. Ama kimse öyle bir şey olmadığını öğrenememiş belkide öğrenmek istememişlerdir. İnsanların ten renginden, ırkından, dininden dolayı yaşadıkları o korkunç şeyler malesef ki günümüzde hâlâ var. Bir gün köyüne baskın oluyor ve tüm hayatın değişiyor. Okurken belki kolay ama yaşarken eminim hiç kolay değildi. Kitabı okuduğunuz zaman herşeyi tek tek hissedeceksiniz. İnsanlar neler yaşıyormuş ta bizler bilmiyormuşuz... Kitabın devamını , kaçmak için verdiği mücadeleyi büyük okumak için bekliyorum. Eğer ki okumak isteyen olursa kesinlikle tavsiye ederim.
KöleMende Nazer · Yurt Kitap Yayın · 2004694 okunma
9/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
Yaşar Kemal kitabı yazalı 40 yıl geçmiş ama bir arpa boyu yol alabilmiş miyiz bilmiyorum. Aslında geleceğe dair çok karamsar düşüncelere sahip biri değilim. Daima hep daha iyiye gittiğimize ya da en azından geçmişin bu zamandan daha iyi olmadığına inanırım.( Bu düşüncelerim siyasi ya da ekonomik değil, tamamen “insan olabilme” ile ilgili. ) Ama son zamanlarda yaşanan olayları düşününce istemsiz bir şekilde geçmişin özlemini çekiyorum. Çocukluğumu hatırlıyorum. Hava kararıncaya kadar sokakta oynadığımız, anne-babalarımızın bazen nerede olduğumuzu merak bile etmediği zamanlar geliyor aklıma. Yazık, kızım çocukluğunu hiç böyle hatırlayamayacak. Muhtemelen annem ve babam beni parka götürüp başımda nöbet tutarlardı diyecek. Peki insanlık ne ara çocuklara zarar veren, minicik bedenlerden şehvet duyan bir hale geldi de , çocuklarını cam fanusta yaşatma arzusuyla yandı yürekler. Hep vardı da , şimdi medya mı gözümüzü açtı? Tüm dünya bir tık ötemizde diye mi her türlü pislikten haberimiz oluyor? Geçmişte de mi kötü niyetlilere kurban gidiyordu çocuklar, kendisinden ayrılmak isteyen kadını öldürüyor muydu evrimini tamamlayamamış insan müsveddeleri. Bu sorular bitmez ama bu erkek egemen dünya, bu ataerkil toplum hiç mi değişmeyecek? Yaşar Kemal 1976 ‘da yazdığı “Yılanı Öldürseler” kitabıyla işte bu ataerkil yapıyı ilmek ilmek olay örgüsüne eklemiş. Ben bu kitapla Marquez’in Kırmızı Pazartesi kitabını çok benzettim. Tabi Marquez’in kitabını , Yılanı Öldürseler kitabından 5 yıl sonra yazdığını belirtmeden geçmeyeyim. İki kitapta da olay baştan bellidir. Sonu, başından belli olan bir kitabı okutabilmek de Yaşar Kemal ve Marquez gibi ustaların işi zaten. Marquez işleneceği herkes tarafından bilinen bir cinayetin önlenememesini konu edinir. Ana sorun yine bacak arası ahlak
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma