Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Çifte Açmaz çok mu güzel diye orda çocuklar
İz
9/10
·222 syf.··
1996 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 1996 00:00
Benim 1990'larda okuduğum bir kitap. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını anlatan bir kitap. Yakalanmaları ve mahkeme sırasında olanlar anlatılıyor. Ayrıca kitapta yazarın şiirleri de var. Kitabın son bölümünde ise mahkeme ve bunun hukuki geçerliliği hakkında bazı insanların yazıları var. Kitap aslında Vatan gazetesinde yazı dizisi olarak yazılmış 1976 yılında ve sonra kitap haline getirilmiş. 22 yıl yasaklı olarak kalmış kitap. Tekrar izin verilince birçok baskı yapmış. Kitapta yazanlar idam kararının haksız ve ağır olduğunu söylüyor. Suçluydular ama cezası idam olmamalı idi deniyor. Bugün bile bazı insanlar, banka soymak nasıl idam ile cezalandırılır veya kimseyi öldürmemişler neden idam edildiler der. Halbuki idama gerekçe bunlar değildi. İdam kararı gerekçesi anayasayı zorla değiştirmek yani rejim değiştirmek idi. Kitapta bunun bir avuç genç ile yapılamayacak bir suç olduğu ve kararın ağır olduğu yönünde. 68 hareketlerinden etkilenmiş Türk solu ve bu gençler acaba komünizmi veya 68 hareketini ne kadar anlamışlardı? Orası da muamma bence. 68 hareketi ne kadar sol bir hareket gibi görünse de mesela Stalin ve Sovyetlere karşı bir hareketti de aynı zamanda.
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
2/10
·224 syf.··
2026 18. kitabı
Psikolojik gerilim mi? Sadece gülerim. Tek bir soru: Psikolojik nerede, gerilim nerede? ​ ÇOK CİDDİ SPOILER (SÜRPRİZBOZAN) İÇERİR!
AnneValerie Keogh · Sonsuz Kitap · 202562 okunma
7/10
·415 syf.··
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
Selamlar. Bu kitap korkunç değildi bence ama kitabı Jack taşıdı diyebilirim. Genel anlamda slow burn ilerleyen nefretten aşka temalı bir Ali Hazelwood kitabı. Yazarın diğer kitaplarını okuduysanız
Aşk, Teorik OlarakAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 2023989 okunma
9/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:21
Bu bir aşk romanı değil bence ya da öyle olmamalı.. Belki de yanılıyorum ve aşk tam olarak böylesi bir öfkeyi,körlüğü, intikam hırsını, koşulsuz sevgiyi, iyilik ve kötülüğü ayırt etme yeteneğini elden alabilecek sarsıcı yıkıcı bir şeydir. Bunları bilmiyorum ama kitabın bir sanat eseri olduğu, diğer sorunun aksine apaçık belli.. Kitapta görüyoruz ki elimizdeki tohumun ne kadar kıymetli olduğundan ziyade onu nerede nasıl yetiştirdiğimiz, sonunda neye dönüşeceğini gösteriyor. Sonra dönüştüğü şeyin kimde kalacağı falan filan bi sürü şey bambaşka sonuçlar doğurabilir. Ve her bir sonuç aslında tam da olması gerektiği gibi olur. Her şey sonunda sahibini bulur; anlamı kalsın ya da kalmasın.. İnsana ait her duyguyu en uç noktasına kadar görüyoruz Uğultulu Tepelerde. Kimi zaman yakıştıramasakta duyguyu sahiplenen bedene.. Her karakterle istemsiz bağ kurup kızdım, sevindim, durdurmak istediğim zamanlar oldu Ama yazar onlara ve bana gösterdi ki bazen çabalar boşunadır yaşanacaklara engel olmak mümkün değildir ve o tohum kıymetliyse elbet bir gün bir şekilde hakettiği zemine kavuşacaktır… Her bölüm sonu ; bir sonraki bölümünü heyecanla beklediğimiz dizinin bölümleri gibiydi. Kitaba başlıyorsunuz ve artık tek işiniz bu kitaba dönüşüyor. Ve kitap sonunda kızdığımız nefret ettiğimiz herkesle barışıp dostça ayrılıyoruz. Çünkü her bir zerre bir amaç için var nihayetinde ve herkesin yaşam gâyesi bambaşka. Bunların hepsi o güzel resmi oluşturur sonunda. Yazarın da dediği gibi “insanları cezalandırmak tanrının işi; bizler bağışlamayı öğrenmeliyiz”
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,7bin okunma
Koktyos' un asıl hikayesi bu
Lisede başlarından beri anı - günlük yazarken hem kendimi görüyordum hem de dolaylı yoldan Allahımla konuşuyordum. Çoğu şikayet, isyan, söylenme, yakarış, acı, gözyaşı, ihanet vs. olduğu için