... tragedyaların genelinde hüsranı, intikama dönüşenler -Cavell'ın deyimiyle işi "dünyayı katletmeye" vardıranlar- ve dönüşmeyenler diye sınıflandırmak faydalı olabilir.
...
Freud'un bize anlatmak istediği hikaye de budur: bireyin kaderinin hüsran karşısında aldığı tavırla nasıl bağlantılı olduğu. ... Freud, "ruhsal denge durumunun en başta içsel gereksinimlerin ivedi talepleri tarafından sekteye uğratıldığı" üzerinde durur. Bu tabloda ruh bir denge, göreli bir uyum içindedir ve bir aşamada arzular bu uyumu bozar. ... istekleri yüzünden rahatı kaçan bir varlık imgesi vardır. ...
Freud basit bir süreci tanımlıyor: Açsınız, leziz bir yemek fantazisi kuruyorsunuz, bu fantazi sizi doyurmuyor, beslenmenize ya da doymanıza yol açmıyor ve tahayyül ettiğiniz bu yemeği gerçek dünyada nasıl bulabileceğinizi düşünmeye başlıyorsunuz.
Burada sürecin başında halüsinasyonlar yani fantaziler vardır ve sonunda da arzuladığınız yemeği gerçek dünyada elde etmeye çalışırsınız. Bu yemek en iyi ihtimalle esas istediğinize yaklaşmaktan öteye geçemez, ama gerçekten yiyebileceğiniz bir şey olma avantajı taşır. Kritik nokta beklenen tatminin gerçekleşmemesi, hayal edilenin gelmemesidir; arzu eden bireyi gerçekliğe sevk eden şey hayal kırıklığıdır. Hüsran karşısında bireyin müracaat ettiği ilk yol, fantazi vasıtasıyla mükemmel ve hüsran yaratmayan bir figür oluşturarak kendini tatmin etmektir. Bu başarısızlığa uğrayınca geriye sadece gerçekliğe dönmek kalır. Önceden arzulanan tatminin başarısızlıkla sonuçlanması daha gerçekçi bir tatmin olasılığına yol açar.
Kitaplar insanın elinin ulaşabileceği bir yerde durmalı, her türlü acil durumda erişilebilir olmalı, maazallah bir hayat memat meselesi olabilir, bir konuyu danışmak, bir Borges şiirine, bir karakterin ismine bakmak, bir arkadaşa Céline'in Yolculuk'undan bir sahne göstermek, etkilemeye çalıştığımız bir kıza bir kuple okumak gerekebilir.
Gittikçe unuttum o kadar insan sevdim de
Çekik gözlü, kıvırcık saçlı, düz beyaz yüzlü o kadar
Diyorum elleri nerde, benimkisi bu bu
Hani o büyücek sevgiler şimdi de yok mu
Yok denecek bir şey ama var var.
Ve eşik
Büyükannelerin sediridir
Köy dedikodularının ve
Gizli konuşmaların kürsüsüdür.
Ve eşik
Gelinin sevinciyle
hayal kırıklığı arasındaki farktır.
Ve eşik
Bir tabutun taşınarak geçişinin
Badem ağacının lezzetine ya da
Kaktüsün tiksintisine işarettir.
Ve eşik
Sevginin anlamını bilen
Ama okuma yazma bilmeyenlerin
Mektuplarını okuyan bir delikanlıdır.
Bakışının biri satırlarda
Diğeriyse kadınlar dinlenirken
Açığa çıkardıkları cazibe hazinelerindedir.
Ve eşik
Büyük küple opera arasında
Sabanın demiriyle
Elif harfi arasında
Acı bir kopuştur.
Ve eşik
Bizim yolumuzdur...
Murid el-Berguti || Gecenin İnsanları