Aşk, cevabı ertelemek ya da soru sormaktan kaçınmak anlamına gelir. Bir başkasını belirli bir kişiye dönüştürmek, geleceği tanımsız kılmak anlamına gelir. Geleceğin tanımsızlığına razı olmak.
Kim dünyadaki tüm insanları kurtarmayı başarabilir? Dünyanın tüm tanrılarını bir araya getirseler bile nükleer silahlara engel olamadıkları gibi terörün kökünü de kazıyamazlar. Afrika'daki kuraklığı biti remedikleri gibi John Lennon'ı yaşama döndüremezler. Dahası dünya çok daha karışık bir yer haline de gelebilir. Bu durumu ortaya çıkartan acizliği düşününce, insanları gizemli soru işaretleriyle dolu havuzda bir süre yüzdürmek daha hafif bir suç olmaz mı?
Sayfa 110 - Doğan kitap, Çeviri: Hüseyin Can Erkin
"En ilginç sorular soru olarak kalır. Bir gizem taşırlar. Her cevaba bir 'belki' eklemek gerekir. Hayatta sadece faydasız soruların kesin cevapları vardır."
Çünkü herkesin kendi omuzları üzerinde kendi başını taşıması gerektiğini; kişinin kendini hangi yoldan gerçekleştireceğini ancak kendisinin bulabileceğini; önemli olanın bulunmuş yanıtları tekrar etmek olmadığını; merakını yitirmeyen, soru sormaktan vazgeçmeyen bir insanın kendi yolunu çizebileceğini ve bu manada da her deneyimin kendi içinde kıymetli olduğunu tekrar tekrar dile getiriyor.
Yapı Kredi Yayınları'ndaki arkadaşlarıma zaman zaman sorduğum bir soru da şudur: "Niye Masumiyet Müzesi romanı hep satıyor?" İtiraf edeyim: Masumiyet Müzesi benim en iyi romanım değildir. En iyi romanlarım Kara Kitap, Kafamda Bir Tuhaflık ve Benim Adım Kırmızı'dır. Roman olarak Masumiyet Müzesi onlardan sonra gelir. Ama bir müzesi olması, o müzenin de bir çağdaş sanat
yerleştirmesi olması,Masumiyet Müzesi romanını değişik bir yerde tutar.