10/10
·392 syf.··
2026 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:32
Merhaba sevgili okurlar Bugün sizlere Semra tavsiyesiyle geldim.Daha ilk sayfalardan itibaren içine çeken, karanlık atmosferiyle beni adeta o izole adanın içine hapseden bir okuma oldu. Sydney’in hikâyesiyle birlikte ben de sürekli “Gerçek olan ne?” sorusunun peşinden gittim. Vancouver Adası’nın ıssız ormanları, gizemli araştırma merkezi, tuhaf olaylar ve karakterlerin sakladığı sırlar sayfalar ilerledikçe gerilimi daha da yükseltti. Her bölümde yeni bir soru işareti oluştu ve cevapları bulduğumu düşündüğüm anda kitap beni bambaşka bir yere götürdü. Yaz ortasında yağan kar, kaybolan öğrenciler, açıklanamayan olaylar ve ormanın içindeki o rahatsız edici his… Okurken Sydney kadar ben de gerçeklik algımı sorguladım. Yazar öyle bir atmosfer kurmuş ki bazen karakterlerin yaşadığı korkuyu hissettim, bazen de “Acaba her şey gerçekten böyle mi?” diye düşündüm. Sydney’in kusursuz olmayan ama güçlü duruşunu sevdim. Geçmişinden kaçarken kendini bambaşka bir karanlığın içinde bulması, yaşadığı dönüşüm ve verdiği mücadele hikâyeye ayrı bir derinlik katmıştı. Wes Kincaid ve diğer karakterler ise kitabın gizemini daha da artıran, akılda kalan karakterler oldu. Gotik atmosfer, gerilim, gizem ve dozunda romantizmin bir arada olduğu bu kitap; beni hem ürpertti hem de merakla sayfaları çevirmeye devam ettirdi. Özellikle sonlara doğru gelen ters köşelerle “Ben bunu nasıl fark edemedim?” dedirten anlar yaşattı. Kısacası; karanlık ormanların, saklanan sırların ve psikolojik gerilimin olduğu hikâyeleri seviyorsanız kesinlikle şans verilecek bir kitap. Benim için son zamanlarda okuduğum ve etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri oldu. .
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202571 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar katilin peşinden koşturur, bazıları ise sizi katilin zihnine hapseder. Bu kitap ikinci türden. Daha ilk sayfalarda katilin kim olduğunu biliyorsunuz. Buna rağmen merak duygusu tek bir an bile azalmıyor. Çünkü bu kez cevap aranan soru "Katil kim?" değil; "Yaptıklarının bedelini nasıl ödeyecek?" oluyor. Alışılagelmiş gizem ve gerilim kalıplarını ters yüz eden, son sayfasına kadar temposunu koruyan etkileyici bir kurguydu. Sayfalar öylesine akıp gitti ki kitabı elimden bırakmam mümkün olmadı; bir günde bitirdim. Farklı bir gerilim deneyimi arayanlar için kesinlikle akılda kalacak bir okuma.
Andrea’nın Adını VerNoelle W. Ihli · Beta Byou · 202665 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bazı kitaplar okunur ve unutulur bazıları ise bir ömür düşündürür
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:41
Yine bir Barnes ve yine zihninde bir sürü soruyla sonlanan bir kitabı.. Ayrılış(lar) Barnes'in yayınlanan son kitabı ve araştırmalarım sonucu öğrendim ki edebiyat sahnesinede veda kitabı özelliğinide taşıdığı için daha bir değerli.. Kitapta ayrılık kavramı ele alınmasına rağmen, dramatik cümleler,karalar bağlanmış duygular yok. Aksine ayrılık ,hayatın olağan döngüsünde yaşanılan ve olması gereken bir durummuş gibi sıradanlaştırılıyor. Bunuda zaten ancak Barnes bu şekilde muhteşem aktarabilirdi. Diğer kitaplarında da olduğu gibi karakterler var ama kitap karakterler üzerinden değilde duygular üzerinden devam ediyor. Bir olay örgüsü varmış gibi okuyorsunuz ama cümlelerin sonu hep bir soru ile bitiyor. Kitap boyunca ayrılık kavramını iki insan veya insanların arasındaki bedensel mesafe olarak değilde zihinlerin, ruhların,duyguların ayrılığı üzerinden ele alıp okuyucuyu hem hüzünlendirip hemde ayrılık denilen kaçınılmaz sona hazırlıyor. Geçmişe dönük hafızamızı zorladığımızda ortaya çıkan hatıraların gerçek mi yoksa bizim istediğimiz şekildeki anılar mı olduğunu ayrılık kavramı üzerinden bize aktarıyor. Kitaplarından edindiğim tecrübeye göre Barnes hafızaya güvenilmemesi konusunda okuyucusunu hep uyarıyor. Zihnimizin bize her zaman oyun oynayabileceğini özellikle vurguluyor. Konu ne olursa olsun her zaman mizah ve zekayı bir arada kullanarak yazıyor kitaplarını ve çok ciddi çok dramatik bir konuda bile farketmeden tebessüm edebiliyorsunuz. Zaten yazarı bırakamama sebebimde derin ve sonsuz zekası.. Bir otobiyografi kitabı ama inanın çok daha fazlası. Kitap bitiyor ve birsürü cevapsız soruyla başbaşa kalıyorsunuz. Çünkü Barnes diyor ki ; Sen düşün ,sen bul, sen devam ettir, sana göre peki ? Bu soruları kendi zihninde cevaplamanı ve hikayeyi kendi dünyanda kendine
Ayrılış(lar)Julian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 202612 okunma
İnsandan duygularını alırsanız ne olur?
7/10
·216 syf.·
2026 22. kitabı
İthaki BKK serisinden, kurgusunda bilim-kurgu barındıran bir kitap okumuş olmanın memnuniyetini baştan belirtmem gerekir. Zira her ne kadar seriyi seviyor ve de koleksiyoner edasıyla, okuyamasam da topluyor olsam dahi, "bazı kitapların bu seride ne işi var" diye sormaktan kendimi alamıyorum doğrusu. Neyse ki bu sefer böyle bir durum yaşamadım, gelgelelim okuduğum kitaptan etkilendim mi? Ehhh işte... Kendi halinde, Mill Valley adında bir kasabada gelişiyor olaylar. Baş karakterimiz Doktor Miles, eski yangını, yeni boşanmış Becky Hanımın, muayenehanesine gelmesiyle ufak çaplı bir bocalama yaşıyor. Kendisi de yeni boşanmış, "ulan acaba bu bir işaret mi" gibilerinden kafasında türlü çakallıklar dolandırırken, işin aslının başka bir sebepten olduğunu öğreniyor. Becky, kuzeni Wilma'nın yaşadığı bir problemden ötürü yardımını istiyor Miles'ın (yine hüsrağğnnn... yok yok merak etmeyin, çiftimiz öylece ayrı yollara gidip, Becky hemen denklemden çıkmıyor). Wilma, amcası Ira'nın, aslında amcası olmadığını düşünüyormuş meğer. Bir terslik sezinleniyor, ki genelde böylesi, özellikle de duygusal sapmalar, terslikler, ya kadınlar ya da çocuklar tarafından sezinlenir. Hakkınızı vermek lazım ;) Neyse, gidiyorlar beraber, amcayla sohbet muhabbet... Pek ikna olmuyor doktorumuz ve böylesi ikna edilemeyişlerin akabinde, kaçınılmaz olan şey gerçekleşip, doktorumuzun psikiyatr arkadaşına havale ediliyor Wilma. Fakat buna benzer vakaların sayısı artarak devam edince işin rengi değişiyor. Üstüne üstlük, kasabanın edebiyatçısı da evinde bir ceset bulup durumu doktorumuza anlatınca (ne hikmetse), işler iyice girift bir hale bürünüyor. Buraya kadar bahsetmekte bir beis görmüyorum, bunu girizgahtan sayalım. Sonrası ise işin bilim-kurgu tarafı... Aslına bakarsanız, "insandan duygularını alırsanız,
Bilim-Kurgu
Beden Kemiricilerin İstilasıJack Finney · İthaki Yayınları · 20267 okunma
Altıncı Koğuş, Anton Çehov
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Anton Çehov Altıncı Koğuş, yalnızca bir akıl hastanesini anlatan bir roman değil; insanın vicdanını, toplumun duyarsızlığını ve "normal" dediğimiz kavramı sorgulayan güçlü bir klasik. Çehov, okuru rahatsız eden ama bir o kadar da düşündüren sorularla baş başa bırakıyor: Delilik gerçekten aklın bir hastalığı mı, yoksa bazen adaletsiz bir dünyaya verilen en insani tepki mi? Roman boyunca beni en çok düşündüren şey, kötülüğün her zaman kötü niyetle ortaya çıkmadığıydı. Bazen haksızlıkları görüp sessiz kalmak da en az onları yapmak kadar yıkıcı olabiliyor. Çehov'un eleştirisi yalnızca bir döneme değil, bugün hâlâ geçerliliğini koruyan insan hâllerine yöneliyor. Kitabı kapattığımda aklımda tek bir soru kaldı: İnsanı gerçekten deli eden şey zihni mi, yoksa yaşadığı dünya mı? Sanırım bu sorunun cevabını herkes kendi hayatına bakarak verecek. İşte bu yüzden Altıncı Koğuş, yıllar geçse de değerini kaybetmeyen eserlerden biri.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
8/10
·896 syf.··
2026 18. kitabı
4. kitabın incelemesi uzun özetin ardından değerlendirme şeklinde olacak. Bu sefer de böyle olsun istedim zira ilk tek cümlelik bir girizgah yapamayacak kadar yorgunum. Bitirmek 1 aya yakın zamanımı aldı ve özet için not almak, cümleleri kafamda toparlamak, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmadan bir yazı hazırlamak da haliyle zaman alıcı ve yorucu oldu. Açılış sahnesi gelecekten bazı şeyleri görme yeteneği olan yeni kabul edilmiş olan, tam adının Elmindreda olduğunu öğrendiğimiz aes sedai Min'in TarValon'a gelip Amyrlin ile görüşmek istemesiyle başlar. Sheriam Amyrlin'in meşgul olduğunu söyleyip izin vermese de Sahra adlı genç aes sedai ona yardımcı olur. Min Amyrlin'e yani Siuan Sanche'ye gördüklerini anlatır. Kötü şeyler görmüştür. TarValon da bir savaş olacağını, ölü aes sedai ve muhafızlar gördüğünü söyler. Bununla eş zamanlı olarak Beyazpelerinlilerin lordu Byar'ın Andor'da Karanlıkdostu avı devam etmektedir. Yeni karakter gibi görünen esasında Padan Fain'İn ta kendisi olan Ordeith ekibi sürekli kışkırtıp nefret yaymaktadır. Tenekeciler, yani Tuathanlar yani şiddet karşıtı gruptan 3 kişi kayıptır ve Ordeith tamamının öldürülmesi yönünde manipülasyon yapmaktadır. Bornhald'ın Perrin'e olan nefreti devam etmektedir ve babasının ölümünden onu sorumlu tutup intikam planları yapmaktadır. Yine eş zamanlı olarak Aryth okyanusu kıyısında 2.kitaptan tanıdığımız Seanchan grubu ile karşılaşırız. Yüksek leydi Suroth Sul'damlara Rand'ın nerede olduğunu, gücü nasıl yönlendirdiği sorar ama yakalarsa onu imparatoriçeye götürüp götürmeyeceğini kendisi de bilmemektedir. İşler biraz game of thrones'a dönmektedir. Bu kısa sahneden sonra kendilerinden bir daha haber alamayız. Bakalım kaçıncı kitapta karşımıza çıkacaklar. Ekip bıraktığımız yerde Taş'tadır. Perrin'le Faile odada
Gölge YükseliyorRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,048 okunma