Süpürge Otu, Yazar Sema Oğuz Bey'in ikinci kitabı. Birinci kitabında kendi hayatından bahseden yazar, bu defa bir kurgu roman ile karşımıza çıkıyor. Romanın baş kahramanı Funda çok güçlü bir kadın. Beş kız çocuğu olan bir ailenin ikinci kızı. Hikayesi bir noktada güzel başlayıp bizi aşka inandıran Funda, hiç beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalıyor. Her şeye rağmen çok seviyor. Ama sevginin de yetmeyeceği şeyler olduğunu anladığı anda çekip gidiyor. Hem de öyle bir gidiyor ki kalan herkese ders veriyor. Güçlü kadın karakteri, yaşadığı hayat o kadar gerçekçi bir şekilde çarpıtılmadan verilmiş ki sanki yanı başımızda yaşanan bir hayat hikayesini dinliyor gibiyiz. Kalbi iyi olanın eninde sonunda iyi bir hayata kavuşuyor olması, kalbi gibi bir hayata sahip olabilmesi de kitabın en güzel mesaji bence. Okuyalım, okutalım. Daima kitapla kalın dostlar. Süpürge OtuSema Oğuz Bey
Tarık Tufan harika bir yazar. Yeni çıkan kitaplarını genellikle hemen alır okurdum. Bu kitaba neden bu kadar geç kalmışım diye sordum kendime. Sonra kitabın içinde geçen cümleler cevap verdi bana. "Zaman meselesi bu. Hazır olduğunda seni buluyor." Gerçekten de bu kitabı şimdi okumam lazımmış diye düşündüm. Daha önce okusam aynı duyguları hissetmeyecektim belki de.
Kitap, Akademisyen Orhan'ı anlatıyor. Orhan'ın saplantılı bir şekilde Firdevs'e aşık olması, aşkının karışıklıksız kalması,hayatını mahvettini düşünmesi...Hatta kitap da "Hayatımı mahvettim..." diye başlıyor. Aşk acısı ile kıvranan Orhan bir anda kendini Saklıkuyu'da buluyor. Mekan tasvirleri öyle gerçekçi ki.. Kitabı okurken Saklıkuyu gerçekten var mı, bimarhane gerçek mi diye araştırdım bile. Ne yazık ki Google'da bir şey bulamadım. Gerçek olsun, gidelim, ziyaret edelim istedim. Benim gibi düşünen var mı merak ediyorum. Kitaba geri dönecek olursak. Saklıkuyu ismiyle müsemma tam bir Saklıkuyu. Eski bimarhane binasında kalan herkesi, Saklıkuyu bir şekilde oraya çağırmış ve orada buluşturmuş. Orhan'ı oraya çağıran neydi , neden oraya gitti, orada nasıl bir bağı olacak bu kitabın sonunda geçiyor. Okuyup öğrenince şaşıracaksınız. Okumayan herkese tavsiye ederim. İyi okumalar dilerim. Daima kitapla kalın. Tarık TufanÂşıklara Yer Yok
Kitap, Zeynep Kaçar'ın okuduğum ikinci kitabı oldu. Kurgusunu, dilini çok sevdim. Ah Feray diye diye okudum kitabı. Kitabı okumak da sindirmek de zordu. Yanlış anlaşılmasın kitap bir çırpıda akıp gidiyor. Sadece Feray'ın dünyası ağır geldi. Bir kadın olarak yaşadıkları, yaşayacakken yaşayamadıkları... Son olarak şunu da belirtmeliyim ki dinin kahramanlar tarafından kötüye kullanılmış olması beni huzursuz etti. Bu durum her ne kadar beni üzmüş olsa da hayatın gerçeklerinde de bunlar vardı. Çarpıtmadan, yürekten bir inançla olduğu gibi yaşasak keşke. Var olun. Daima kitapla kalın sevgili okurlar. Zeynep KaçarYalnız
"Yeter bildiklerimiz be Ethem. Çok bilmek de iyi değil. Söylemeye bilmeyeyim..."
Bir çırpıda soluksuz okudum romanı. Zaten Şermin Yaşar'ı çok severim. Dili beni hep etkilemiştir. Roman yazsanız ne güzel olur demiştim, bir imza gününde. Gülmüştü. Anlamıştım, yazacaktı. Belki de yazıyordu.
Roman, üç erkek kardeşin hayatlarını anlatıyor. Her bir kahramanın kendi ağzından anlatılıyor hikaye. Bu ailede herkesin bir sırrı var. Herkes birbirinin sırrını biliyor ama kimse söylemiyor. Sonra sırlar bir şekilde ortaya çıkıyor. Kendini bulanlar, kaybedenler, her şeyden vazgeçenler... Sırların ortaya çıkması ailedeki her ferdi başka şekilde etkiliyor. Kitabı okurken hemen bir sonraki kahramana geçip ne anlattığını okumak istiyorsunuz. Dili öyle akıcı öyle samimi ki hiç sıkılmadan bir oturuşta okuyabilirsiniz.
Kitabın adı Ethem karakterinin severek dilediği "Söyleme Bilmesinler" adlı şarkıdan geliyor. Sizde kitabı okurken Samime Sanay'dan "Söyleme Bilmesinler"i dinleyin. Kitabı mutlaka okuyun, okutun. Daima kitapla kalın.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar
İnsan kaç kitabı ağlayarak okur ki?.. Boğazım düğüm düğüm, gözlerim sağanak... İclal Aydın'ı neden bu kadar çok sevdiğimi bu kitapla bir kez daha anladım. Çok samimi,çok bizden ve her şeye rağmen çok güçlü kalmayı,yeniden başlayabilmeyi başarabilen güçlü bir kadın... Duyguları öyle güzel hissettiriyor ki...
Bu kitap on yedi mektuptan oluşuyor. Aslında her biri birer anı-günlük şeklinde oluşmuş on yedi bölüm. Bu defa İclal Aydın okuruna kendini açmış. Öyle güzel olmuş ki... Romanlarını nasıl yazdığını, hangi yollardan geçtiğini,neler hissettiğini sanki onunla konuşuyormuş gibi okuyup öğreniyorsunuz. Hep yazsa,daha çok yazsa; biz de hep okusak sevgili kitapseverler. Kitapla ve sevgiyle kalın.
Bunu Sen Okuİclal Aydın