Bi bira?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 2. kitabı
Bu adam içen, içtikçe düşünen düşünce yolaklarını içki ile körelten ve dünyaya ancak tahammül edebilen bir bey. Bey mi? Değil. İnsan mı? Kesinlikle evet! Yeraltına girişte bir mağara kapısı aydınlatabilir. Ağabeyleri Nabokov falan vardır. Küfür hassasiyeti olanlar okuyabilir. Argo hassasiyeti olanlar? Hayır. Bazen olanı olduğu gibi söylemek de iyidir. Spoiler; bi bira?
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
7/10
·250 syf.··
2026 6. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:01
Vay be... Cidden vay be... Gözlerim dolu dolu bitirdim. Bu arada kitabı okumadım, storytel'den dinledim, seslendirenlerle ilgili bir çift laf etmezsem hatırları kalır, başta Murat Eken olmak üzere hepsi harika iş çıkarmış, tebrik ederim. Storytel'de genellikle bir kitabı tek bir seslendirmen okur, bu yüzden bazen diyalogları takip etmesi ve iç sesi diyalogdan ayırt etmesi zor olur ama bu kitapta her karakteri ayrı bir kişi seslendirdiği için takip etmekte hiç zorlanmadım. Gelelim kitabın içeriğine... Aslında son kısma gelene kadar fikirlerim oldukça olumsuzdu, hikâyenin kurgusu çok basit, yer yer de klişe gelmişti, hele bazı yan karakterlerin hayat hikâyeleri yeşilçam filmlerinden aşırma gibiydi. Tabii bir kitabı dinleyerek takip etmek, okuyarak takip etmekten daha zor benim için. En basitinden, dinlediğim kitapları çoğu zaman ya yolda ya ev iş yaparken, yani hareket halindeyken dinlediğim için not alma fırsatım olmuyor. O yüzden de bu incelemeyi yazarken sadece hafızamda kalanlara güvenmem gerekiyor. Bir de çapraz okuma işini biraz abartıp aynı anda 6-7 kitaba devam ettiğim için bu kitabı ömrünüze bereket tam 76 günde bitirmişim. Neyse çok uzattım, devam edeyim... Dinlerken baş karakterimiz Arif'in sürekli yazarlardan, filozoflardan alıntılar yapması, o alıntıların üstüne söz söyleyip serbest çağrışımla aklına uçuşan apır sapır düşünceleri paylaşması hoşuma gitmişti. Tabii burada okurken edebi hazdan bayılacağınız, beyninizin yanacağı upuzun cümlelerle, bilinçakışı tekniğiyle yazılmış paragraflardan bahsetmiyorum. Bir arkadaşınızla muhabbet ederken kuracağınız basitlikte ve bazen de küfür içeren cümleler işte. Sevdim mi sevmedim mi arada kaldığım bir diğer konu da Arif'in tüm sohbetlerine yedirdiği genel kültürüydü. Yani sevgilisiyle Guinness marka bira içiyor ve
Güzel Filmler Çabuk BiterVolkan Sönmez · Kuartet Yayınları · 2026421 okunma
Reklam
4/10
·272 syf.··
2026 6. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 20:44
Bukowski, kitapta kendi çocukluğunu ve ilk gençliğini Henry Chinaski’nin gözünden anlatıyor: Dayakçı baba, ezik bir ergenlik, sivilceler, ilk retler, bolca bira ve daktilo. Süssüz, küfürlü, acımasız bir dürüstlükle yazılmış. Pis, komik ve rahatsız edici derecede gerçek bir kitaptı.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Meğer Bir Bardak İçeceğin Arkasında Koskoca Bir Tarih Varmış
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:12
İlk duyduğumda dünya tarihinin altı içecek üzerinden anlatılması bana oldukça sıra dışı geldi. Fikir ilginçti ama açıkçası bira, şarap, kahve ya da çayın insanlık tarihini anlatabilecek kadar büyük bir role sahip olduğuna pek ihtimal vermiyordum. Kitabı bitirdiğimde ise en çok şaşırdığım nokta tam olarak bu oldu. Tom Standage, bira, şarap, damıtılmış içkiler, kahve, çay ve Coca-Cola üzerinden insanlık tarihinin farklı dönemlerine ışık tutuyor. Ancak bunu yaparken sadece içeceklerin hikâyesini anlatmıyor; ekonomi, ticaret, vergi politikaları, sömürgecilik, kültürel değişimler ve hatta dünya güç dengelerine kadar uzanan geniş bir tablo çiziyor. Bir noktadan sonra içecekler sadece bir araç hâline geliyor ve aslında dünyanın nasıl şekillendiğini okumaya başlıyorsunuz. Kitapta en çok kahve bölümü ilgimi çekti. Kahvehanelerin yalnızca insanların vakit geçirdiği yerler değil, fikirlerin dolaşıma girdiği ve tartışma kültürünün geliştiği merkezler hâline gelmesi beni gerçekten şaşırttı. Çayın ticaret savaşlarıyla olan ilişkisi ve Coca-Cola'nın Amerikan etkisinin sembollerinden birine dönüşmesi de aynı şekilde oldukça ilgi çekiciydi. Kitabın en sevdiğim yanı bunu akademik bir tarih kitabı gibi yapmaması oldu. Bilgi veriyor ama boğmuyor. Bu yüzden tarih merakı olan ama ağır akademik eserlerden hoşlanmayan okurların rahatlıkla okuyabileceğini düşünüyorum. Tarih konusunda daha derin okumalar yapanlar bazı bölümleri yüzeysel bulabilir. Hatta ben bile zaman zaman "Acaba burada içecekler biraz bahane mi olmuş?" diye düşünmeden edemedim. Bazı tarihsel gelişmelerin içeceklerle bağlantısı yer yer biraz fazla vurgulanmış gibi geldi. Yine de bu durum kitabın en büyük başarısını gölgelemiyor. Çünkü kitap boyunca sürekli "Bu kadarını bilmiyordum" hissi yaşadım. Altı Bardakta Dünya Tarihi
Kitap Simyacıları
Altı Bardakta Dünya TarihiTom Standage · Kırmızı Kedi Yayınları · 20241,214 okunma
10/10
·318 syf.··
2026 28. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:08
Kitapta insanlık tarihinde 6 içeceğin hem kendi tarihi ve bulunuşu hem de insanlık tarihine etkileri anlatılmış kısaca. Tabi en sonun bir de suyu eklemiş. Bu içecekler, bira, şarap, damıtılmış içkiler ( votka, viski, cin vb. gibi yüksek alkollü içkiler.), kahve, çay ve coca cola. Bunlardan ilk üçü alkollü diğerleri ise alkolsüz ama içlerinde kafein vb gibi alkol benzeri etkiler yapan maddeler var. Kahvenin Yemen'den avrupaya nasıl gidişi, bu içkilerin çağları, insanları, ekonomileri nasıl etkilediği gibi ilginç konular var. Okuyun.
Altı Bardakta Dünya TarihiTom Standage · Merkez Kitap · 20151,214 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 54. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 14:38
Kitap Yorumu : Rapunzel / L. P. SICARD Özet; Rob ve Paul uzun yıllardır birlikte avlanan iki yakın arkadaş. Ama çıktıkları bir av gününde işler tamamen değişiyor. Rob'un fazla miktarda aldığı k*kain ve bira, uzun süredir bastırdığı karanlık tarafını açığa çıkarmasına neden oluyor. Bir insanın — hatta bir canlının — ölümünden aldığı haz ve sonrasında yaptıkları gerçekten rahatsız ediciydi. Okurken "bu kadarını yapmaz" dediğim noktaları geçti resmen. Jacinthe ise küçük yaşta annesini kaybetmiş bir kız. Annesinin ölümünden sonra sürekli sarhoş olan babası Richard'la yaşamaya devam etmiş. Bir gece arkadaşlarıyla birlikte, yıllar once yüzlerce çocuğun öldüğü yanmış bir hastaneye giriyorlar. Ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor... Jacinthe gözlerini bir hücrede açıyor. Üstelik yalnız da değil.Bulunduğu yerde onun gibi tutsak edilmiş birçok kız var. Ve hepsinin korktuğu tek bir isim var: "Pite..." yani "Cadı." Yaşadığı dışlanmışlık ve travmalar yüzünden özellikle uzun saçlı kızlara korkunç şeyler yapan biri... Jacinthe kaçmaya çalışırken onu kurtaracağını düşündüğü Rob'la karşılaşıyor ama yolun sonunda kendisini, farkında olmadan Pite'nin bulunduğu karanlığın tam ortasında buluyor. • Yorum; Ben zaten normalde kısa saç insanıyımdır ama bu kitaptan sonra saç uzatma fikrinden tamamen uzaklaştım sanırım... 9° Pite'nin yaşadıkları için içimde bir noktada empati kurmaya çalıştım. Çünkü yaşadığı dışlanmışlık gerçekten ağırdı. Ama o kızlara yaptıklarını okumak...gerçekten mideme oturdu. Bazı sahnelerde tüylerim diken diken oldu. Uyuyan Güzel ve Külkedisi'nden sonra bunun da karanlık olacağını biliyordum ama bu kitapta beni en çok etkileyen şey; kötü karakterin doğrudan "kötü" olmamasıydı. Onun nasıl dönüştüğünü, nasıl kırıldığını, nasıl canavara dönüştüğünü okumak çok
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025222 okunma
Reklam
Reklam