İlk geldiğimizde,köpekler evlerinin çevresinde koşuyor,kendilerini korumaya çalışıyor,insanların geri gelmesini bekliyorlardı.Bizi gördüklerinde mutlu oldular.Seslerinize doğru koşuyorlardı.Onları evlerin,ahırların içinde,tarlarlarda vurduk.Sokağa doğru çekip,çöp arabasına yüklüyorduk.Anlamıyorlardı.Onları neden öldürüyorduk ? Öldürmek çok kolaydı hepsi ev hayvanıydı.Silahlardan ve insanlardan korkmuyorlardı.
"Ne hale gelmiş bu nesil? Her şey önemli ama ölüm önemli değil!" Ve,kendi kendine soruyordu: "Eğer ölümün onlar için hiçbir önemi yoksa,yaşamanında yoktur.Öyleyse niçin ve nasıl yaşıyor bu insanlar?"
Bu yerlerde trenler doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir..gider gelirdi...
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız,engin,sarı kumlu bozkırların nasıl Greenwitch meridyeninden başlıyorsa,bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir..gider gelirdi...
Savaş her şeyi,kimsenin gözünün yaşına bakmadan yutup yok ediyordu:Hayatı,işi,hürriyeti,hatta çocukların bir kaşık çorbasını yalayıp yutuyor,en küçük bir buğday tanesini bile doymak bilmeyen midesine indiriyordu.