Gülhan ÜNLÜSOY

Gülhan ÜNLÜSOY
@birkitapbinhazine
Eğer bir annenin sekiz çocuğu varsa, ortada sekiz ayrı anne vardır. Bu sadece annenin sekiz çocuğun her birine davranışının farklı olmasından kaynaklanmaz. Eğer her birine tamamen aynı davranabilseydi bile her birinin kendi gözünden gördüğü anne farklı olurdu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gerçekten de kelimeler mekân ve zaman bağlamında değer ifade ediyorlardı. Mahalsiz ve vakitsiz söylenen söz lakırdıdan öte geçemiyordu. Düşünmeden konuşmak nişan almadan ateş etmeye benziyordu. Ataların kuralımı tekrar edip sustum: "Söz gümüşse sükût altındır." “Kimseye güvenmiyorsanız neye sahipsinizdir ki?” “İnsanın kalbini huzura erdiren en büyük erdem masumiyettir.” “Hayat, arkadaşının sevincini kendi sevincin kabul ettiğin vakit güzelleşir.”
Ama şafak sökmeden uyanırım ve senin gittiğini anlarm. Elimde değil, elimde değil, eğer ağlarsam hoşcakal dediğini hatırlarm. -Salgu, demek ki senin alnın kızardığında yetişkin oluyorsun. Peki, insanın kalben büyüdüğünü nasıl anlayabiliriz? Bazen içimin bir parçasının on bir yaşında takılıp kaldığını hissediyorum. -Belki de hepimizin içinde sonsuza dek çocuk kalacak bir yer vardır. O yer ki anılarla yaşamaya devam eder. Hatırladığın çocukluk, içinde hâlâ yaşıyor.
Neden? Bunca şeyi nasıl yapabildim? Belki de dünyada gerçekten sorun olarak gördüğüm şeyleri yaşadığımı düşündüğüm içindir, bizlerin tür olarak devamlılığını sağlayacak daha değerini bile bilmeden benden çalınan şey için. Belki de her bir olayda intikam için öldürdüm, kıskançlık nedeniyle elimdeki gücü kullanarak ödettirdiğim bir geçiş ücreti, benimle birlikte büyüyenlerin çoktan geride bıraktığı ancak benim asla erişemediğim şey: Yetişkin olmak.
Bu kadar saf olabildiğine inanamıyordu. Hastalığının işlerini etkilemesinden korkarken çok daha acımasız bir gerçekle yüzleşmişti. Hukuk bürosu onsuz da gayet iyi işlemeye devam ediyordu. Herkes yerine geçmek için birbiriyle yarışacak, odası ve otoparktaki yeri başka birine verilecekti. Sarah bu düşünceyle yıkıldığını hissetti. Sara'nın durumundan endişe duyan doktoru ona anti-depresan ilaç yazdı. Doktorun söylediğine göre ağır bir hastalığa yakalanan kişilerin depresyona girmesi doğal bir tepkiydi. Ancak bu, tedavisini olumsuz yönde etkileyen bir faktördü. Toparlanması şarttı. Sarah içinden "Aptal," diye geçirdi. Hasta olan o değildi. Asıl hasta olan ve tedavi edilmesi gereken toplumdu. Toplum zayıfları korumak, yanlarında olmak yerine tıpkı yaşlı filleri bir başlarına ölüme terk eden fil sürüleri gibi onlara arkasını dönüyordu. Hayvanlar hakkındaki bir çocuk kitabında bir gün "etobur hayvanların, zayıf ve hasta hayvanları yiyerek tabiata fayda sağladıklarını" okumuştu. Kızı bunu duyunca birden ağlamaya başlamıştı. Sarah kızını yatıştırmak için "bu tabiat yasasının insanlar için geçerli olmadığını" söylemişti. O zamanlar hâlâ sınırın güvenli tarafında, medeni bir dünyada yaşadığını zannediyordu. Ancak fena hâlde yanılmıştı...