Beni FESLEĞENDEN nefret ettiren kitap...
O kadar çok konuşuldu o kadar çok önerildi ki önyargım olmasına rağmen alıp okumaya çalıştım.. Bitmesine 50 sayfa kala bidaha açmamak üzere kapattım kitabı. Sağdan soldan toplanan cümlelere birkaç kendi zorlama cümlesini ekleyerek edebiyat yaptığını zannetmiş sayın hocam. Çok fazla alıntı olmasından dolayı özgün olmaktan çıkan çok çok basit bi kitap ortaya çıkmış. Fesleğen o kadar çok kullanılmış ki gerçekten uzun bir süre fesleğen kelimesini duymak istemiyorum.
Dervişan, yazarın okuduğum ikinci kitabı. Aslında ‘Hamza’ kitabını okuduktan sonra bir daha Ömer Faruk Dönmez kitaplarını asla okumam demiştim. Okumam dedim çünkü üslubunu hiç sevmiyorum. Özellikle de İslami kelamı kullanan kesimin argo ve basit cümleleri kullanarak yaptığı gevezeliğe tahammül edemiyorum. Gerçi çoğu espritüel yazış olarak değerlendirebiliyor ancak beni gerçekten rahatsız etti. Aslında yazdıkları Metin Karabaşoğlu gibi. Vurguladıkları çıkarımlar, eleştirdikleri gerçekler benzer ama arada kocaman bir uçurum var sanki.
Ömer Faruk Dönmez’in İkinci kitabını da okudum çünkü dobra dobra -kitabın ortasından- lafı dolandırmadan can damarından konuşuyor. Kendisinin de ifade ettiği gibi biraz radikal. Neden bilmiyorum ama radikal fıtratlara kayıtsız kalamıyorum. Ve tek kitabı ile de haksızlık etmek istemedim. Ek olarak hem kitabın ismi hem de kapak tasarımı ilgimi çekti diyebilirim.
Hamza kitabında olduğu gibi aynı üslüpla benzer şeyler paylaşılmış. İslam dininin aslından uzaklaşmış sözümona müslümanları hakkında yazdıkları. Ama ahirzaman müslümanlarının ameli yaşantısından ziyade sosyolojik çerçevesi, bozulmuş zihniyeti, değişmiş değerleri. Her satırı eleştiri... Kitabı okurken güzel duygular hissedemedim ki. Hatta okuduğum 2 gün boyunca anlayamadığım bir çemkirme, sorgulama, yadırgama ve eleştirme isteği hasıl oldu bende ve bundan hiç hoşlanmadım:( Bu yazarın tenkit zihniyeti de bulaşıcı galiba… Hoşlanmadım çünkü zaten uç olan günümüz insanını daha da uçlaştırabilecek üslubu fazlasıyla birikmiş duygular taşıyor zannımca.
Tenkitle enaniyetin arasındaki o ince çizgiyi fazlasıyla aşmış. Kendisinden başka her şeyi herkesi çok yukarılardan eleştirirken kullandığı cümleler sessiz sessiz ’’ben ben!!! ‘’diyor ki duymamak elde değil! Bu tür kitaplarda devamlı
Daha önce de birkaç veda yazısı yazmıştım ama galiba en zoru bu yazı olacak. O yüzden ne diyeceğimi neresinden tutturacağımı bilemiyorum . Yaşadığım ruhsal sorunlar sebebi ile zaten son bir kaç gündür yazdığım iletilerden de anlaşılmakta , dinlenmeye yalnız kalmaya ihtiyacım var. Burada bulunduğum zamanlarda da hüznümün azalmadığını hissediyorum.
Çok daha seçici , özen gerektiren anlara muhtacım. Yani benim için ayrılıp, kendimi dinlemenin vaktidir. İlk günden itibaren iletişim içinde olduğum hiç bir iletişim olmasa da aynı kitapların farklı satırlarında buluştuğum tüm üyelere varlıkları için minnettarım.
Teşekkürümü de yüreğimin ta içinden ettiğimden samimiyetimden lütfen emin olun.
Hakkınızı helal edin...