When Harry Met Sally
Filmimiz Harry ile Sally 'nin New York'a birlikte gitmesiyle başlıyor. Ve kadınlarla erkekler arkadaş olabilir mi? sorusunun cevabını cevaplıyorlar. Yıllar geçiyor hayatlarına birileri giriyor. Ve tekrar yolları kesişiyor. Sally Harry ile arkadaşlığının tamamen bitmesinden korkarak ve yılbaşında yalnız kaldığı için yanına geldiğini düşünerek Harry'nin itirafına inanmaz. Ve filmin en sevilen repliği olan "Hava 20 dereceyken üşümeni seviyorum. bir buçuk saatte sandviç sipariş etmeni seviyorum. deliymişim gibi bakarken kaşını kıvırmanı seviyorum. seninle beraber olunca, giysime parfümünün sinmesini seviyorum. ve gece yatmadan önce konuştuğum en son insan olmanı seviyorum. ve yalnız olduğum için veya yılbaşı akşamı olduğu için değil. çünkü hayatının geri kalanını başka biriyle geçirmek istediğini anladığında, hayatının geri kalanının bir an önce başlamasını istiyorsun. anlıyor musun?" söyler. Tabi ki Sally'nin gönlünü fetheder, evlenirler. Mutlu Son...
Film
Çok sigara içiyorum çok Oysa ki birlikte bırakacaktık Ellere bahar geldi bize güz Gittin kalbimle yapayalnız kaldık Çok sigara içiyorum çok Her yere sinmiş anılarımız Şehrin neresine gitsem sensin Biri sandalye çekse sokakta Aklıma hemen sen gelirsin Çok sigara içiyorum çok Manzaralar hiç değişmedi Sesini yeni yeni unutur gibiyim Başı dumanlı ıssız dağlarda Özlemimi kurt gibi ulutur gibiyim Çok sigara içiyorum çok Samimiyetsiz insanlar dolu yanım Ben sokağında ki yalnızlığı özledim Şubatın ayazın da mayıs yağmurların da Seni ıslandım hep ben, seni üşüdüm Samimiyetsiz insanlar dolu yanım fani
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben işte Miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım. Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım. Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Didem Madak🌷
Şiir
O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner Azrail'e hoş geldin diyebilmekte hüner. ** Açma pencereni perdeleri çek: Monna Rosa, seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek; Anla Monna Rosa, ben öteliyim... Açma pencereni, perdeleri çek. Perde ve pencere metaforları üstat Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç'un şu dizelerinde beraber değerlendirildiğinde pek çok derin manaları barındırdığı görülecektir. Onlardan birini şöyle ifade etmek mümkündür.. Öteli olmak ve bir bakışın ölmeye yetecek olması "Hz Peygamberin "ölmeden önce ölünüz" fermanına işaret etmekle birlikte, beşeri aşktan ilahi aşka geçişin bir basamağı olarak da karşımızda durmaktadır. "Azrail'e hoş geldin" diyebilen bir mümin nazariyesi; perdelerin çekilmesi ile beşeri aşkın sınırlarının aşılmasına imkan sağlayan bir lütfun da işaretidir. Böylece ötellilik sırrıyla nazarını ahirete çeviren bir mümin, kendisini ölümün kıyısına getirecek bir aldanıştan sıyrılmakla birlikte Azrail'e dost, Resulü Ekrem aleyhissalatu vesselam efendimize hakiki bir yoldaş olma nimetine erişecektir..
Bugün, geçmişin tecrübeleri ve geleceğin umutlarıyla yeni bir yaşın adımını atıyorum, her ne kadar dile getiremediğim hislerimin eksik olan yanımın olmasıyla birlikte daha güçlü bir ben olmayı diliyorum ve hayallerime ulaşacağım bir yaş olsun iyi ki doğdum :)) (18/06)
Akıl uzerine Tanımlar/temhid fi beyanı tevhid Ebu şekür es selimi Bazı alimler şöyle demiştir: "Biz aklın bir cevher (töz) ya da araz (nitelik) olduğunu söylemeyiz; aksine akıl, bilgiye (marifete) ulaşmanın ve eşyayı idrak etmenin bir sebebi ve aracıdır." ​Bazıları ise şöyle tanımlamıştır: "Akıl; kalbe inen, orada parıldayan, eşyayı görmeyi ve onların hakikatlerini algılamayı sağlayan latif (gözle görülmeyen nurani) bir şeydir. Güzel, onun güzel bulmasıyla güzel; çirkin de onun çirkin bulmasıyla çirkindir. Akıl; eşyanın ve amellerin maslahatını (faydasını) gerekli kılan, imkansız olan (muhal) şeyleri ve onların zıtlarını reddeden, kabul ve benzerlik yönünden ispat sunan, tüm bilgileri, onların rükünlerini ve araçlarını kuşatan bir yetidir." Bu, Mu'tezile mezhebinin görüşüdür. ​Diğer bazı alimler ise: "Akıl; ayırt etme (temyiz), uyanıklık (kiyaset), geçim işlerini düzene koyma ve feraset yetisidir ki, şer'î hitap (dini sorumluluk) onunla insana yönelir" demişlerdir. Bu, Ebû’l-Hasan el-Eş’arî’nin görüşüdür. ​Bir grup alim de şöyle demiştir: "Akıl, kendisine ilahi hitabın yöneldiği, bu sayede sevap ve cezanın gerekli kılındığı manevi bir vasıftır. O, ilim ve marifeti elde etme aracı olduğu gibi, insanı kötülüklerden, haramlardan, boş ve faydasız işlerden (malahi ve münkerat) alıkoyan bir engelleyicidir." Bazıları aklı "gözden gizlenmiş ince bir cisim" olarak, bazıları ise "kişiyi akıllı, alim ve arif kılan bir illet (sebep)" olarak görmüştür. ​Bu konuda en doğru olan görüş şudur: Akıl, bir mahalde (bedende) ortaya çıkan bir arazdır (niteliktir). Eşyanın kavranmasında aklın kullanılmasıyla delil getirilir ve zorunlu akıl yürütme yollarıyla şahitten (gözlemlenenden) hareketle gaip olana (görünmeyen hakikatlere) ulaşılır. ​Bununla birlikte aklın vücuttaki yeri (mahalli)