R&J acemilik dönemi ürünüymüş
Romeo and juliet daha sonraki büyük tragedyaların değerinde olmamakla birlikte, Titus Andronicus ile karşılaştırılınca, Shakespeare'in dört beş yıl içinde nasıl geliştiğini gösterir. Ama Romeo and juliet yazarın acemilik döneminin bir ürünü sayılmalıdır gene de. Öyle sayılmasının başlıca nedeni, bu oyunda tragedya öğelerinin kişilerden değil, kişilerin içinde bulundukları dış koşullardan kaynaklanmasıdır. Romeo ile Juliet'in ruhsal yapıların da hiçbir çelişki yoktur, birbirleriyle de çatışma halinde değildirler. Onları ölüme sürükleyen olaylar kendi kişiliklerinden değil, ancak ailelerinin öteden beri düşman olmalarından kaynaklanır. Yani Montague ve Capulet aileleri iyi geçinse, Romeo ile Juliet tragedyası diye bir şey olmayacaktı.
Kış soğuk olabilir ama çocuklarla birlikte her mevsim hep sıcacık…” Bir sabah perdenizi açıyorsunuz ve karşınızda o büyüleyici, göz alabildiğine pamuk pamuk beyazlık… Hangimiz çocukken bu manzarayı görüp de heyecanla dışarı fırlamadık ki? Eminim bu duyguyu çoğumuz yaşamıştır Kitapta, sabah camdan baktıklarında her yerin karla kaplandığını gören Yağmur ve Toprak’ın bitmek bilmeyen kar keyfine, kardan adam maceralarına ve kartopu oyunlarına ortak oluyoruz. Eski kışların o saf neşesini çocuk kalbiyle hissettiren bu hikayede bir anne olarak en sevdiğim detaylardan biri de tatlı bir dille işlenen günlük rutinler oldu: "Yüz yıkamadan olmaz. Havlu ortaya atılmaz." Hikaye, çocuklara karda oynamanın sınırsız eğlencesini sunarken, minik yaşam kurallarını da çok tatlı bir dille hatırlatıyor. Siz kış mevsimini ve karı özleyenlerden misiniz?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ne denli ılık yağmurlarla uyanıyoruz kimi, zamanı ve mekânı geri saran düşlerimizden. Ne denli içimiz sızlıyor da, oysa bir yangınmışız, anlamsızmışız, yokmuşuz. Neden bazı kimselerin yokluğu, varlıklarında ummadığımız kadar büyük bir boşluk bırakıyor içimizde. Cennet; hayatımızda sevdiklerimizin ölümü haberiyle başlayan süreçlerin geri alınması imkânı mı olacak bir başka zamanda ve mekânda, bir kez kaybetmiş olmanın bilincini yitirmemekle birlikte?
Sayfa 215·Kitabı okudu
Hayata Dair
Çok sevindim, çünkü eskiden beri piliçlere bayılırdım. Güzel kokulu, sıcak çorbayı içtiğim, beyaz etinden büyük bir parçayı elimle koparıp, pilicin ci­ğeriyle birlikte yediğim zaman... oh, nasıl anlatabi­lirim tadını? Beni bağışla Tanrım, o günkü yemeği hatırladıkça hâlâ ağzım sulanır. Allah vere de Fran­cis’in söyledikleri gerçekleşir, tavuklar da cennete girmeye lâyık olurlar. Tanrının yüceliği uğruna — her pazar günü bir tanesini keserdik hiç değilse.
Phalanstère’in amacı, insanları ahlâkın artık gerekli olmadığı koşullara geri götürmektir. Phalanstère’in son derece karmaşık nitelik taşıyan örgütlenme biçimi, karşımıza bir mekanizma olarak çıkar. Tutkuların birbirine kenetlenişi, mekanik tutkuların kabalist tutkularla karmaşık nitelikteki birlikte etkinliği, ruhbilimin malzemesi içersinde makine ile benzeşen oluşumlardır. İnsanlardan oluşma bu mekanizma, Fourier’nin ütopyasını yeni bir yaşamla doldurmuş en eski düşü, tembelliğin ve lüksün egemen olduğu düşsel bir ülkeyi üretir.
Mustafa Kemal'in corinne'e on dördüncü mektubu..
17 eylül 1332 (1916) Sizi 40 gün yatakta kalmak zorunda bırakan hastalığı bana haber veren mektubu aldım. Bu havadis beni çok üzdü. Fakat yine de sizin bu mektubunuz beni teselli etti, zira yatakta yazıldığı halde, bu mektubu sıhhatinizin delili diye kabul ettim Karargahıma gideli ve Nuri Bey'i yalnız bırakalı 15 gün var. Son muharebeleri idare ettiğim bir ay zarfında Nuri Bey, Hüseyin Bey, ilh... ilh... ile hemen her gün beraberdik. Kıymet verdiğiniz insanlarla birlikte ateşe ve ölüme göğüs germek ne zevk. Bu umumi savaşlar sırasında zavallı Faik Paşa alnından bir kurşun yiyerek şeref meydanında can verdi. Eski dostumun kahramanlık misalini takip etmek isteyen Nuri Bey'in coşkunluğu görülerek şey! Allah'tan, cennette kendisi için yapılan, fakat henüz inşa halinde bulunan köşk tamamıyla bitinceye kadar sabretmesi için verdiğim nasihatlere kulak astı. Muş dağlarındaki kumandanımızın manasız bir mektubundan bahsediyorsunuz. Müsaade buyurunuz, size haber vereyim ki hanımefendi, ben de bu zattan her gün hiçbir mana ifade etmeyen mektuplar alıyorum. Anlaşılıyor ki bu zat, son zamanlarda Türkçe şiirleri Fransızcaya tercüme etmekle meşgul olmaya başlamış. Alayın bir kumandanı ve Nuri Bey'in başarılarının bir afişçisi Fuat Bey (Salih Efendi size bu konuda eğlenceli izahat verebilir) bana bir mektup göndermiş, edebiyatımızdan şu güzel tercümeyi yapmış: "Lair de l'amour souffle dans la tète-Monsieur où, moi où. Bu, şu beytin tercümesi Imiş: Havayi aşk eser serde Efendim nerde, ben nerde. Bu tercüme bana Harbiye Mektebi'ndeki arkadaşlarımdan biriyle bir Fransız kızı arasındaki konuşmayı hatırlat: -Matmazel bana bir şeftali verir misiniz? -Şeftali yok bende Mösyö. Zavallı Mösyö, ne manaya geldiğini yalnız kendisinin bildiği Türkçe bir deyimi Fransızcaya tercüme etmişti. Ali Şevket
Sayfa 60·Kitabı okudu