Feminizm, gerçekçi olduğu kadar romantik bir ütopyayı da içinde barındırıyordu aynı zamanda: Savașlar bitecek, insanlar eșit olacak, özgür olacak, birlikte tertemiz bir gökyüzüne bakacak. Dünyayı değiștirmek kolay değildi maalesef, en azından kadınlar henüz balaramamıştı bunu. Abim gibileri ikna edemedikçe de başaramayacaktık.
Ne zaman bulutlansak
Yapraklarla örtülü bir zamana bakarak
Şimdi neden acı verir eski mutluluğumuz?..
Ve bir gün ne yapsak bitecek bir dünyayı
Hangi korkuyla böyle çoğaltıp dururuz?..
“Bu da geçecek, hepsi gibi.
Dilerim ki eksiltmeden, eksilmeden geçsin.
Bir bakacaksın ki eksildiğin yerlerinden çiçek açacaksın.
Daha da güçlenerek kalkacaksın ayağa.
Bitmez dediklerin bitecek
Olmaz dediklerinin başrolünde bulacaksın belki kendini.
Nefret ettiklerini silecek, silkinip, yeter diyeceksin.
Unutma. Farkında olduğun için vardı onlar
Vazgeçtiğin için bugün yok olacaklar.
Ama emin ol geçecek.
Seni yaralayan her şey, herkes geçip gidecek.
Biraz zaman, biraz sabır, biraz da inanmak gerek.”
Sesimi alıp göğe bıraksam
Bilemez yaşamasını, elbet düşecek
Yüzüm, sen bari kolla kendini
Sesim bir gün bitecek
Beni ölüme karşı
Yaşama karşı iyi savun
-Sen benim akşam sefamsın biliyor musun anne
Güneşle birlikte biten bahçelerde
Böyle her sabah her sabah
Yeniden bitirip rengini sessizce Sevincini bir düş gibi gecelerde
Bitecek korkusuyla yaşadığım...