"Aman yarabbi!Sevmek bu muydu?İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altında ezik,bitik,can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey,sevmek bu muydu?
Halime:
«-İşe yaramaz, cansız bir merkebimiz vardı. Sütsüz ve kavruk, bir de dişi devemiz. Allah'ın Resûlü aramıza girince devenin memeleri süt doldu. Sağa sağa bitiremez olduk.
Kocam hayretler içinde: «Halime, diyordu; getirdiğin yetim ne uğurluymuş! İçimize girer girmez bereket yağmaya başladı.» Kocam haklıydı. Tez zamanda davarlarımız türedi, bolluk bizi her yandan kuşattı.»
Öyle ki Halime Hatun, Nur Çocuğu önüne alıp cansız merkebe bindiği zaman, o bitik hayvan bile hayata geliyor ve yanı sıra gelenler ona ayak uyduramaz oluyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendimi o kadar çok kurcaladım ki ruhum şimdi, birçok anatomi masasında görülenler gibi, bölük pörçük ve parça parça, cansız, tüm sinirleri açıkta ve karmakarışık.
Tüm acılarımı, tüm umutlarımı ve tüm zayıflıklarımı soğuk gözlerinizin önünde ortaya döküyorum. Ne acıma ne de hoşgörü, ne övgü ne de avuntu istiyorum, istediğim tek şey hayatınızın üç, dört saatidir. Ve beni dinledikten sonra yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir şey olmadığımı kabullenmeniz gerekecek...
Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir...