8/10
·196 syf.··
2026 22. kitabı
Şöyle minnoş bir manga serisinin ilk kitabıyla geldim Lise döneminde geçen, zaman yolculuğu temalı, yarıdan sonra eğlenceli dialoglara sahne olan tatlış bir mangaydı Adı üstünde yalnız bırakılmak isteyen oğlumuzun yalnızlığını sonlandırmaya kararlı kızımızın çabalarını okuyoruz . Higaşidani Lisesi’nde mezuniyet gününe gelmiş olan Nanamuro, geçen üç yılda tek bir arkadaş bile edinememiştir. Büyük hayallerle başladığı lisenin ilk yıllarında arkadaş edinmek için yaptığı bi takım çabalar kendince rezillikle bitmiş ve pes ederek üç yılı neredeyse hiç konuşmadan bitirmiştir. Tek hayali büyük bir Light Novel yazarı olmaktır ve bunun içinde için yazılar yazar. Mezuniyet günü uzaktan izlediği bir gruptan ayrılan bir kızın, kamyonun önüne çıktığını gördüğünde anlık bir refleks ile kızın hayatını kurtarırken kendisi ölür ama sonra gözünü bir açar ki üç yıl önceye gitmiştir ve meğerse kızımız hayatını kurtaran bu çocuk için ettiği dua kabul olmuştur fakat kızımız da üç yıl önceye gitmiştir. Birlikte lise birinci sınıfa tekrar başlayacaklardır fakat Nanamura yeniden sıkıcı geçen liseyi okumak istemez ama başka çaresi de yoktur. Kızımız Hanamitsuji ise hayatını kurtaran bu çocuğun lise hayatını güzelleştirmeye kararlıdır ve onun arkadaş edinmesini takıntı haline getirir. Nanamura ne kadar yalnız olmak istediğinde diretsede Hanamitsuji’nin pes etmeye niyeti yoktur ve bu uğurda sürekli ikili toplantılar düzenleyerek oğlumuzu arkadaş edinmeye teşvik eder. Planları ise bir nevi çok başarılı olmasa da bazı şeyler yaşanmıştır. Peki yalnızlığın kitabını yazmış olan oğlumuz arkadaş edinebilecek mi dersiniz? Çok daha fazlasıyla birlikte okuyup öğreniyoruz
Lütfen Beni Yalnız Bırak - Cilt 1Kabegiwa Aizaki · Artemis Yayınları · 20258 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 1. kitabı
Çocuklarım okumadan önce kendim okuduğum için okuma alanım farklılık göstermiştir Umarım başka ebeveynlere faydam dokunur. Meraklı Benek, Köy Güzel, Fındık ve Vızvız erkende yola koyulup,hava kararmadan şehre varmak için acele ediyorlarmış. Tohumcu Nine'nin verdiği tohum toplarını doğayı saça saça gidiyorlarmış.Tohumcu Nine'nin saf tohumları toprakta yetişip büyüyormuş.Yolculuk boyunca karşılarına,çıkan birçok şey sorgulamalarına sebep olmuş. İnsanların yaşadığı yerlerin çöplerle kirletildiğini görmüşler. İnsanların neden doğayı kirlettiklerini anlamamışlar. Köy Güzeli bunları görünce çantasındaki meyve çekirdeklerini doğaya saçmış. Çünkü bu çekirdekler doğada ağaca dönüşecekmiş.Şehre geldiklerinde işe şehrin kalabalığı gözlerini korkutmuş Orada ilk defa Marmara Denizi'ni görmüşler. Şila isminde bir kız çocuğu ile karşılaşıp, tanışmışlar. Köy Güzeli kendi tohumlarından, yetiştirmesi için Şila'ya vermiş. Meraklı Benek, Fındık, Vızvız ve Köy Güzeli geri dönmek için yola çıkmış. Bilge Kaplumbağa'nın kütüphanesine gitmişler. Fındık ve Vızvız ailelerini görmek için oradan ayrılmışlar.Meraklı Berek ve Köy Güzeli kütüphanede kalmış. Köy Güzeli, Meraklı Benek'e okuma yazma öğretip, Taburcu Nine'nin saf tohumlarını çoğaltıp, çocuklara dağıtacakmış. Dostların hikayesi burada bitmiş ve onları bir daha gören olmamış. Kitap çocukları sorgulamaya yöneltecek bir kitaptır. İçerisinde La Fontaine'den bir masal ve Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum şiiri bulunmaktadır. Bu yönüyle kitap hoşuma gitmiştir.
Kendini Arayan Domates 4Sinan Akyüz · Büyülü Fener · 20218 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 14:25
Körler ülkesine gelen Nunez'in kendisi gördüğü için "Körler diyarında tek gözlü adam kraldır." psikolojisi ve belki de insanın içindeki kötü tohumlardan gelen bir büyüklenme duygusu da olabilir buna inanıp 14 nesil kör olan, görmek nedir bilmeyen bir topluma gördüğünü, dünyanın gerçeklerini anlatmayı ve belki de hükmedebilmeyi sanarak çıktığı yoldaki macerlarını okudum. Ben bu kitabı bitirdiğimde psikolojideki 'kabullenme' kavramını daha çok uygun gördüm. Psikolojide kabullenmenin 5 evresi vardır bunlar ise; İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir. İnkâr: Nunez ısrarla gördüğünü, bu fonksiyonunun var olduğunu ve gördüğü şeyleri tarif ediyordu. Öfke: Nunez'e karşı çıkan ve durumu kabullenemeyen körler bunun akıl dışı bir şey olduğunu söyler. Nunez ise bu olaylara dayanamayıp şiddete, bağırmaya başvurur ve kabullendirmeye çalışır fakat körler hala oralı olmaz sonunda ise Nunez teslim olup evet görmüyorum dediği yerde körlerin ona inanmayacağının kabullenme süreci başlamıştır. Pazarlık: Nunez durumu kabullendiremeyeceğini yavaş yavaş anlar ve onlara ayak uyduruyormuş gibi bir çabaya girmeye başlar. Körler gibi güçlü duymak vs. Depresyon: Nunez artık durumun farkına varır ve hiçbir çabası sonuç veremez ne kendisi için ne de körler için ve bu diyardan gitmek daha doğrusu gidemeyeceğini biliyor olması psikolojik olarak kendiyle bir savaşa girmesine sebep olur. Kabullenme: Nunez körlerin ona inanmayacağını kesin olarak kabullenmiş(ve deli olarak anılmaya başlanır) bir de üstüne aşık olmuştur ama aşık olduğu kişi bile ona bu konuda inanmayacağını görür. - kendisi mi görüyor yoksa körler mi? Kendisi mi kör ya da körler mi gerçekten kör? benim gördüklerim mi gerçek yoksa körlerin görmedikleri mi gerçek? ikilemlerini bir okur olarak hissettim. Sonucunda ise Nunez
1000Kitap
Körler ÜlkesiH. G. Wells · Kolektif Kitap · 20183,706 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 20:32
EMİRHAN SARICA DÜŞE YAZDIM Merhaba #kitapsever dostlarım Bugün sizlere Ulysses Yayınları yayınlarında çıkan #düşeyazdım eseri ile geldim Kitabımız ilk sayfasında içene çeken samimi bir üslup ,sürükleyici ve sayfaları çevirirken merakla çevirdim. Kitabın içersinde resimler de çok güzeldi. Aşk ,dostluk ,gizem ve aile sırları olan bir kitap okurken bolca altını çizdiğimiz bir kitap bu tür içerikli kitaplar seven herkese tavsiye ederim Kitabımızın konusuna gelecek olursak Çağrı ve Esra yakın arkadaş tabi Esra şiir haşır neşir olduğu için Şair hanım derdi Çağrı ise gitar ile uğraşır ve gitar kursuna gider. En büyük hayali klip çıkarmak tabi çağırın annesi olumlu bakmıyor . Sizce çağrı hayllerin peşinden mi gitmiştir yoksa Ailesi isteği gibi yaşamıştır. Bir gün yakın arkadaşı Esra ile flim izlerken bir telofon gelir Esra abar topar gider ve ona bir defter bırakır. Çağrı esrayi merak eder sorar neden gittin diye Esra ise cevap olarak okula gelmeyeceğini başka şehirde taşındıkları söyler ve bıraktı defterden her birer sayfa okusun ister. Çağrının annesi Esra görüşmesi istemedigi söylemişti acaba onunla ilgilisi var mı deyi başta düşünmedim değil ama sonra doğru sebebini öğrenmiş oluyoruz. Gitar kursunda tanıştığı Ayda bana gitar dersi verir misin demesiyle başlar tabi bu tesadüf mü yoksa birileri planı mi zamanla öğreniyoruz. Sizce Çağrı ve Aydanin gerçek aileri kim Esra neden terk etmiş olabilir şehri Ayda ve Çağrı sonu nasıl bitmiş olabilir tabi kitabın devamı gelecek ama yine güzel bir sondu her şeye rağmen.... Bu soruların cevabı kitapta saklı. "İmkansızı isteyen gözlerim ancak senin ruhunda kanatlanırdı." " Bazen sakladigimiz şeyler içerisinde kaybolup gideriz." " Gündüzünun bile karanlık olduğu dünyada gece ne kadar uyuyabilirdim ki... #okudumbitti
Düşe YazdımEmirhan Sarıca · Ulysses Yayınları · 2025115 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2025 14:06
Selam kitapdostlarım Bugün size #semasoykan kaleminden yine muhteşem bir kitapla geldim Kimimizin belkisi çoktur. Kiminizin ise lügatında yoktur. Fakat hayatımızda hep umut taşır belkiler. Mesela belki ölmemiştir, belki uzaklara gitmiştir, belki hep sevmiştir... Eğer Kıbrıs sınırları içerisindeyseniz ve içinizde en ufak umut taşıyorsanız #belki hep dilinizde olur. 1950'lerde Rumlar'ın ve Türkler'in kardeşçe yaşadığı fakat sonra İngiliz sömürüsü altına girdiği yaşanılan zorluklar, sıkıntılar, savaşlar ve ölümlerin vatanı Kıbrıs'ı konu alıyor kitabımız. Başta bizi Sevgi ve Yiğit karşılasa da Sarah ve Süha'nın hikayeleriyle son buluyor. Aşk, özlemle ve çokça belkilerle yoğruluyor. Kıbrıs yavru vatan bilirdik sadece fakat acıları çekilen çileleri ve kayıpları bilmezdik. İngilizlerin Kıbrıs'ı ilhak etmesi üzerine yıllarca dostça geçinen Rumlar ve Türkler düşman olmuş hatta Türkleri adadan gönderebilmek için türlü işkenceler yapmışlardır. İngilizlerin Rumları desteklemesi ve tamamen Yunanistan'a bağlı bir ada olabilmesi için Kıbrıs Türklerine akla hayale sığmayacak işkence ve katliam yapmışlardır. Kimisi anasız babasız kimisi evlatsız kalmıştı bu savaşta. Sarah bir İngiliz vatandaşı Süha ise vatanına aşık bir Türk. Aşklarını dile getiremeyip kavuşamasalar bile ölümsüz bir sevda bıraktılar arkalarında. Sevgi ve Yiğit daha şanslıydı. Her ne kadar savaş bitmiş sular durulmuş olsa bile yarası hala kanıyordu hepsinin. Savaştan sonra ne kadar yaşanabiliyorsa yaşıyordu geride kalanlar. O kadar çok şaşırdığım konu oldu ki hangisi buraya döksem bilemedim. Aşkları mı anlatayım, acıları mı yoksa umutları mı.. Hepsi okurs öyle bir geçiyor ki okurken yaşadım desem yeri var.İnsanın tarihini bilmeden yaşaması ne tuhaf. Bu kitabı okumadan önce Kıbrıs benim için sıradan bir ülkeydi ( her ne
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025593 okunma
ŞEHİT NUSRET BEYİ UNUTMAYIN!!
Puan vermedi·127 syf.··
2025 410. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 15:34
okumuş olduğum Urfa Mutasarrıfı Şehit Nusret Bey'in Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbindeki Savunması adlı kitap hakkında buraya inceleme yazmaya başlamadan önce şu iki şeyi yazayım; - hakkında inceleme yazmaya başlayacağım bu kitabın belirli bölümlerinden incelememde bahsedeceğim zaman bu bölümlerin buraya alıntı linkini kopyalayıp yapıştırmayacağım.. bunu yapma nedenim -varsa- incelememi okuyan kişinin, kişilerin inceleme-alıntı arası git geller yaparak incelemeden görece kopmasını, uzaklaşmasını bir nebze de olsa önlemektir.. (hem zaten bu düşüncemden sebep bu kitaptan burada alıntı da paylaşmadım..) - yukarıda yazdığım düşüncemden sebep bu inceleme -varsa- okuyucunun, okuyucuların gözüne muhtemelen biraz uzun gelecektir.. yazacağım incelemenin uzun olmasından sebep incelemeyi okumak istemesine rağmen okuyamayacak olan varsa yazacağım bu incelememi okumak yerine adına inceleme yazdığım kitaptan yararlanarak oluşturulmuş şehit nusret beyi anlatan şu vidYoyu izleyebilir; youtu.be/QsuEWW9cyJ0?si=... şunu da belirteyim; yukarıdaki linkte yer alan vidYoya kıyasla benim aşağıya yazacağım inceleme daha detaylı ve birden fazla kaynak ile oluşturulmuş bir yazı.. ----------------------------------------------------------------------------------------------- preveze sancağı sorgu hakimlerinden behram efendinin oğlu olan nusret bey, 1875 yılında yanyada dünyaya gelir.. mülkiye mektebinden mezun olan nusret bey 1900-1912 arası farklı yerlerde öğretmenlik ve mutasarrıflık (kaymakamlık) yapar.. 1912 yılının sonlarında I. balkan savaşında kaymakamlığını yaptığı iskeçenin işgal edilmesi sonrası istanbula dönen nusret bey, 1914 yılında bayburt kaymakamlığına atanır.. ilerleyen süreçte nusret bey, erzincan kaymakam vekilliği, ergani madeni kaymakam vekilliği yapar.. nusret beyin görev yaptığı bu bölgelerde aynı zamanlarda Mustafa Kemal Atatürk
Türk Tarihi
Urfa Mutasarrıfı Şehit Nusret Bey'in Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbindeki SavunmasıMüslüm C. Akalın · Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat Ve Araştırma Vakfı Yayınları · 20111 okunma