Düşündüm her şeyi. Kaybettiklerimi... Bir gece, çok sarhoşken değer verdiğim nadir insanlara nasıl hakaretler yağdırıp gittiğimi düşündüm. "Bitiyorum" dedim kendime. Belki de bittim. "Peşimi bırakmayan sıtmadan önce ben kendimi öldüreceğim" dedim. Asla bir kurşunla değil. Asla bedenime zarar vermeden. Bir "squat" haline gelmiş zihnimdeki düşüncelerle öldüreceğim kendimi. Bir gün o kadar yükseleceğim ki, bir gün o kadar isteyeceğim ki beynim duracak. Dünya duracak! Bir resimli roman kahramanı gibi, bir karikatür gibi hayaller içinde yaşayan adamın ölümü de hayalî olacak. Ancak bedenim bu dünyada kalacak. Sürüklenecek her yere. Ama beynim öldükten sonra hiçbir önemi yok. Kabul etmeliyim ki bir insanın ideal adına seçtiği böylesine garip bir amaç hayli anlamsız gelebilir. Ama şu an için seçtiğim tek yol bu.
Bedenimden önce ölmek!
Başıma çok kötü bir şey geldi, yandım, bittim, öldüm." dediğin bir hadise, seni çok büyük bir saadete, mutluluğa, başarıya, huzura taşıyan bir vasıta ve dahi sınav olabilir. Sürecin içerisinde sen bunu fark edemeyebilirsin, büyük sıkıntılar yaşayabilirsin. bu ukıntıların ötesinde ne olacağını ancak Allah bilir. Onun için biraz kadere rızaya, hükm-i ilahiye teslim olmaya kendimizi alıstırmamız lazım. Yasadığımız çoğu travmanın sebebi bu razı olamama halidir.
Yağmur yeşeriyor şakaklarımda
Sen hayatta dönüp dolaşıp tek üzebildiğim
Kürkçü dükkanım, alnımdaki payanda
Ölsün, dediğin her yerde bittim
Olsun, dediğin hiçbir yerde yoktum.