1/10
·160 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:08
Bu kitabı büyük bir merakla okumaya başladım çünkü tarihe damga vurmuş aşk hikâyelerini bir arada görmek oldukça cezbedici bir fikir. Ancak kitap beklentilerimi karşılamakta zorlandı. Öncelikle anlatım dili oldukça yüzeysel. Kitapta yer alan aşk hikâyelerinin çoğu kısa özetler hâlinde sunulmuş ve karakterlerin duygusal derinliklerine yeterince inilmemiş. Bu nedenle anlatılan ilişkiler okuyucuda güçlü bir etki bırakmak yerine bilgi notları şeklinde ilerliyor. Editöryal açıdan da kitap beni tatmin etmedi. Okuma sırasında karşıma çıkan yazım ve noktalama hataları metnin akıcılığını zaman zaman bozdu. Bu tür hataların yeterince düzeltilmemiş olması, kitabın genel kalitesine olumsuz yansımış. Bir diğer sorun ise kaynaklandırma ve tarihsel ayrıntılar konusunda hissedilen eksiklik. Bazı hikâyeler ilgi çekici olsa da anlatılan bilgilerin ne ölçüde tarihsel gerçeklere dayandığı konusunda soru işaretleri oluşabiliyor. Bu durum, tarih temalı eserlerden daha fazla detay bekleyen okurlar için tatmin edici olmayabilir. Ayrıca kitapta birçok farklı aşk hikâyesine yer verilmesi, hiçbirinin yeterince derinleşememesine neden olmuş. Bir hikâyeye ilgi duymaya başladığınız anda anlatı sona eriyor ve yeni bir konuya geçiliyor. Bu da okuma deneyimini zaman zaman kopuk hâle getiriyor. Sonuç olarak, konu seçimi oldukça ilgi çekici olsa da içerik bakımından daha kapsamlı bir araştırma, daha güçlü bir anlatım ve daha derin karakter incelemeleri beklerdim. Tarihî aşk hikâyelerine giriş niteliğinde bir eser olarak değerlendirilebilir; ancak bu konuda daha doyurucu okumalar yapmak isteyenler için yetersiz kalabilir.
2026 Okuma Raporları
Efsane AşklarKenan Bıyıklı · Ezr Yayıncılık · 202081 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2026 24. kitabı
Dostlar, bugün elimizde sol-liberal akademinin ilahlaştırdığı ama satır araları doğru okunduğunda insan doğasının o kaçınılmaz trajedisini yüzümüze vuran çetin bir metin var: Judith Butler’ın İktidarın Psişik Yaşamı. Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan bu kitap, öyle vapurda ya da sahilde çerez gibi okunacak bir şey değil. Arkasında Hegel, Nietzsche, Freud ve Foucault gibi devlerin mirası var. Butler’ın sorduğu soru net: İnsan, kendisini ezen ve kısıtlayan iktidara neden bu kadar tutkuyla bağlanır? Biz iktidarı hep dışarıdaki bıyıklı bir devlet, polis ya da baba figürü olarak düşünürüz; o bizi ezer, biz de ona direniriz. Butler bu liberal ezberi darmadağın ediyor. İktidar sadece tepene binen bir güç değildir; seni sen yapan, “özne” olarak dilde ve toplumda var olmanı sağlayan temel kaynaktır. Bir bebek düşünün; hayatta kalmak için kendisini büyütecek yetişkine mutlak bir sevgiyle bağlanmak zorundadır. Bu ilksel bağımlılık, insanı manipülasyona en açık hâle getiren yerdir. Ama insan psişesi yok olmaktansa sisteme entegre olmayı seçer: “Hiç var olmamaktansa, madun (köle) olarak var olmayı tercih ederim.” Althusser’in dediği gibi, polis caddede arkandan “Hey sen oradaki!” diye bağırdığında suçlu gibi arkana dönüyorsan, yasa daha seslenmeden önce ruhun boyun eğmeye çoktan hazırdır. Yani dostlarım, özgürleşmek adına sarıldığımız o “özne” kimliği, aslında sisteme verdiğimiz ilksel bir biatin ürünüdür. Nietzsche’den mülhem düşünürsek; dışarıya akıtamadığın, sisteme karşı yöneltemediğin o hırçın özgürlük içgüdüsü ne yapar? İçeriye, kendi üzerine döner. Alın size “Kara Vicdan”. İnsan, kendisini cezalandırmaktan, günahkârlık hissetmekten mazoşist bir haz almaya başlar. Hegel’in “Mutsuz Bilinç” dediği, kilisede diz çöküp kendisini dışkı kadar değersiz gören o tövbekâr dindar, aslında
İktidarın Psişik YaşamıJudith Butler · Ayrıntı · 201548 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·56 syf.·
2026 11. kitabı
Mösyö İbrahim ve Kur’an Çiçekleri, Yahudi bir çocuk ve Arap bir bakkal arasında geçen bir öyküdür. Paris’in arka sokaklarında, 11 yaşındaki Moise’nin masumiyetini yitirmesiyle başlar. Babası ona paranın eksik olduğunu söyler ve imada bulunur. Moise de, “Madem çaldığımdan şüphe ediyordu, o halde çalacaktım.” der. Baskıcı ve otoriter babasının kendisine biçtiği haksız rolü pasifçe kabul eder. Kısa ve akıcı olan bu kitapta Moise hep tek başınadır ve hayali bir abiyle kıyaslanmaktadır. Mavi Sokak’ta, kırk yıldan fazla süredir Yahudi Sokağı’nın Arap’ı olan Mösyö İbrahim ile samimiyetinin ilerlemesinin nedeni de babasının ona biçtiği roldür. Burada “Her kötü şeyin içinde bir güzellik vardır.” ya da “Vardır bir hayır.” diyerek yorum yapılabilir. Moise, İbrahim’in aslında Arap olmadığını öğrenir. Zaten yazar, Arap’ı şu şekilde açıklar: “Arap demek Momo, sabahın sekizinden gece yarısına kadar, pazar günü dahil açık bakkal demektir.” Mösyö İbrahim, bakkalında çok hareket etmeyen, pos bıyıklı, ince dişli biridir. Moise ile Mösyö İbrahim’in arası, bir yıldızın bakkala gelip su almasıyla güçlenir. Mösyö İbrahim yıldızdan suyu olması gerekenden pahalıya fiyata satar. Moise bu durumu söyleyince, Mösyö İbrahim bunun Moise’nin arakladığı konserveleri sübvanse ettiğini söyler ve o gün arkadaş olurlar. Mösyö İbrahim, babasının aksine gayet sevecen bir adamdır. İlk başta Moise’ye birey olmayı, sosyal hayattaki yolunda rehberlik etmeyi öğretir. Ona gülmeyi öğretir. Bunu dogmatik, baskıcı bir dille ya da ayetlerle yapmaz. “Her ayet bir çiçektir.” Bakkal adeta bir dergâh olur. Sufilik, Moise’ye yeni bir kimlik kazandırır. “Bir toz tanesinden bugüne kadar kat ettiğin yolu gözünde canlandırabiliyor musun? Daha sonra bu insanlık hâlini de geçtiğinde bir melek olacaksın.” Bu kitap,
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,5bin okunma
TÜRKLÜK NEDİR?
9/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 15:47
Bilgi olarak gerçekten doyurucu ve basit şeklinde yazılmış. Türklerin tarihini kısa bir şekilde 3 ayrı bölüme ayırmış. Nerden geldik neler yaşadık özümüzü nasıl neden unutuk ve nasıl hatırladık gibi soruları anlatıyor. Bol bol kaynak kullanılmış hoşuma gitti. Bilgilerin hepsinin doğru veya yanlış diyebilcek kadar bilgim yok ama gerçekten alıp okunması gereken bir kitap.
Ah Şu Biz Kara Bıyıklı TürklerDemirtaş Ceyhun · Asi Kitap · 201758 okunma
Zihnimin Duvarlarında Bir Gölge: 1984
Puan vermedi·352 syf.··
2026 115. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 23:45
Kitabın son sayfasını kapattığımda, odadaki sessizliğin bile aslında bir "sesi" olduğunu fark ettim. Winston Smith’in o daracık odasında, tele-ekranın göremeyeceği bir köşe arayışındaki o çaresiz ama dirençli halini kalbimde hissettim. George Orwell, 1984olarak kurguladığı o karanlık geleceği bugün elime bir ayna olarak tuttu sanki. Sayfalar arasında ilerlerken, "Büyük Birader"in sadece bıyıklı bir portreden ibaret olmadığını anladım. O aslında her yerde; bazen cebimizdeki o ışıklı camlarda, bazen rızamızla vazgeçtiğimiz mahremiyetimizde, bazen de dilimize vurulan görünmez kilitlerde... Kitaptaki "Yenisöylem" kavramı beni en çok ürperten şey oldu. Kelimeler azaldıkça düşüncelerimizin de sınırlandığını, kavramların içini boşaltarak aslında zihnimizi nasıl daralttıklarını görmek, bugünün dünyasına tutulmuş çok güçlü bir projeksiyon gibiydi. Savaşın barış, özgürlüğün kölelik ve cahilliğin güç olduğu o tersyüz edilmiş dünyada; insanın en büyük kalesinin "belleği" olduğunu gördüm. Geçmişin sürekli yeniden yazıldığı, hakikatin her sabah taze yalanlarla şekillendirildiği bir düzende, Winston’ın günlüğüne attığı o ilk imza sadece bir yazı değil, bir varoluş çığlığıydı. Kitabı bitirdiğimden beri etrafımdaki "gerçeklikleri" sorguluyorum. İki kere ikinin bazen beş ettiğine inandırılmak istenen bir kalabalığın içinde, "gözlerimin gördüğüne inanma hakkımı" korumanın ne kadar kutsal bir direniş olduğunu fark ettim. 1984, benim için sadece bir roman değil; zihnimizin en kuytu köşelerine sızmaya çalışan o karanlığa karşı yakılmış, sönmemesi gereken bir uyarı feneri. Belki Winston kaybetti ama biz onun hikâyesini okuyarak hâlâ bir şansa sahibiz: Düşünmekten ve hatırlamaktan vazgeçmemek.
Edebiyat
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Gerçeklikte, gemiler terk etmektedir fareleri /779. İnceleme!
Puan vermedi·124 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 00:38
Kimi yazarlar hayattayken anlaşılmak isterler, "Yaşarken anlaşılmaya mecburum," diyen Oğuz Atay misali... Kimileri ölünce de olsa anlaşılmış olmak! İçlerinden biri var ki ne yaşarken anlaşılmak umurunda ne ölünce! Ne yaşamak umurunda ne ölüm! "Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!" "Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem İntihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte..." Ece Ayhan, Pek çoğumuz edebiyat derslerinden biliriz adını, Ve çok azımız açıp okumuşuzdur bir kitabını. Hani ölmeden, yolda görsek tanımazdık, instagram.com/reel/C_v0Y5QIVy... Bir şiirini okusak altında ismi yazmayan, bu da şiir mi der atardık. Kolay anlamak istiyor insan, kolay anlaşılmak, Oysa onu anlamak için o olmalı, onun geçtiği yollardan geçmeli, içtiği sulardan içmeli... "Çünkü onun şiirleri öncelikle 'kendi kendisinin terzisi'dir, hem kendi kendisini 'diker' (dokur) hem de kendi kendisini 'söker' (anlamlandırır)." "Nedir" sorusunu sorarak anlayamayız onu! "Ne değildir" onun için doğru soru! Arabesk şarkı şairi değildir; badem bıyıklı şair değildir; hükümet şairi değildir; iktidar şairi değildir; insan olduğunu unutan şair değildir; kitle partisi şairi değildir; küçük semt şairi değildir; zararsız şair değildir. Aykırılık, uyumsuzluk, başkaldırı... Yanlış bildiği ne varsa hepsinin üzerine gider kaybedecekleri pahasına! Ki kaymakamdır, devlet adamıdır, orada bile eleştirir sistemi. Susmaz, susturulamaz; susturulamayan herkes gibi yalnızlığa itilir. Yoksulluk ve hastalık içinde geçer yılları... Oysa bilmiyorlardır, bir şair en büyük gücünü yalnızlıktan alır! Boyun eğmez keskin kalemler, kılıç olur bilenir! __Avcılar gazalları öldürür
Şiir
Şiirimiz Mor Külhanidir AbilerEce Ayhan · Yapı Kredi Yayınları · 20222,865 okunma