Hani hayatta bir şeyler olur ve onu yazmak için sözcükler bir araya gelmekten utanır ya muhtemelen bu incelemede öyle olacaktır...
Kitaba geçmeden önce Ezîdîler hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum ya da yanlış bilinen şeyleri düzeltmek istiyorum...
Ezîdîler Ortadoğu'da 4000 yıldır yaşayan dini ve etnik bir azınlıktır. Sanıldığının aksine arapça değil Kürtçe dua ederler. Dünya çapında bir milyona yakın ezîdî yaşıyor. Hristiyanlık, Sufizm, Zerdüştlük gibi dinlerden etkilenmiş bir inançtır. Kitapta adı sık sık geçen Melek Tavus'a inanırlar. Kerbela olaylarıyla hiçbir ilgileri yoktur.
EZÎDÎLER TARİH BOYUNCA 74 KERE KATLİAMA UĞRAMIŞLARDIR...
Yukarıda büyük harflerle yazdığım tek bir cümle. Ama koca bir cehennem. Düşünsenize farklı şehirler, ülkeler, zamanlar, mekanlar, insanlar her şey değişiyor düşmanları bile değişiyor ama zulm gören hep onlar. Ve bunu sadece inançları için yapıyorlar.
Ben hep yakın çevreme söylerim üstün ırk yada özel ırk, millet denen bir şey yoktur. Sadece bazıları daha fazla mücadele etmek zorunda bırakılmıştır, bazıları daha acı çeker, daha çok kayıp verir. Ama bunun sebebi herkesin kendi milletini, kendinden olanı daha üstün görme çabasından. Farklılıklarla yaşamaya insanoğlu ne zaman alışacak acaba?
Bu umutsuzca bir soru açıkçası...
Evet az önce 74 defa katliama uğradılar dedim. Bütün bu katliamlar peş peşe olmuş. En sonuncusu ki umarım sondur bu. 2014 yılında İŞİD'in yaptığı katliamdır. Feleknas Uca'nın da dediği gibi tüm uluslararası devletler "kör, sağır ve dilsiz" bir yaklaşım sergilemişlerdir.
2014'teki katliamda ki kitap bundan sonraki olayları ele alıyor. Düşünsenize dehşet verici bir tarihiniz var. Binlerce değeriniz yakılıp yıkılmış, soyunuz yok edilmeye çalışılmış. Ve bütün bunları büyüklerinizden duyarken, ki buna rağmen yaşama
Birkaç haftadır hatta bir aydır diyeyim hayatımda hiç bırakmadığım kadar kitap yarım bıraktım. Genelde içimde bir pişmanlık olur bir kitabı yarım bırakırsam sanki ihanet etmişim gibi ama dün arkadaşımla (@Leylaggg)bu yarım bırakma konusunda biraz konuştuk ve kendisi bana hayatımızın kısa olduğunu ve bu yüzden sevmediği kitap ile vakit öldürmek istemediğini söyledi. Çok da haklıydı daha önceden bununla ilgili bir makale okumuş ya da bir videoya denk gelmiştim tam hatırlamıyorum ama cidden çok haklı bir düşünce. Sonuçta eğlenmediğim bende merak uyandırmayan ya da etkilemeyen bir kitabı okurken ne ögrenecektim ki bu yüzden bu yıl başladığim ve hayal kırıklığına uğradığım(kendi fikrimce) kitapları yarım bırakırken hiç de pişmanlık duymayacağım...
Bu benim görüşümdü peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?