Tek tek varolanların somut gerçekliği (oboia) ancak biçim veren ve biçim alan varlık ilkelerinin etkileşimiyle ortaya çıkar (Aristoteles: Metafizik 1035a 2; 1039b 20). Salt iki etmenden oluşan ürü- nü değil, ayrıca bu etmenlerden her birini, kendi başına, "varolan" olarak görebiliriz (Aristoteles: Metafizik 1042b 10; 1014 b35; 1037a 29). Bir bakıma bu iki etmenin somut tekil varlıktan daha büyük bir gerçekliği vardır, çünkü bunlar varlığın a priori ilkeleridirler ve oluş ya da yok oluştan bağımsızdırlar. Başka bir açıdan, tek tek varolanlar ile kıyaslandığında maddenin daha az, formun daha çok gerçekliği vardır; çünkü maddeye, somut nesnenin gerçekliğini oluşturan belirlenimlerin hiçbiri karşılık gelmez. Oysa form, belirlenimlerin maddede oluşturulması için ve böylece somut nesnenin varoluşu için gerekli olan koşuldur. Ayrıca madde ile form, varlığın kendisi açısından değil de düşüncede somut gerçeklikten soyutlanabildiği ölçüde, gerçekliğin asıl temsilcisi belirli tekil varlıktır (Aristoteles: Metafizik 1039b 20; 1043a 19; 1054b 5). Gerçekliğin ya da tözsel varlığın Aristoteles'te ikili bir anlamı olduğunu unutmamalıyız. Bir anlamıyla, gerçeklik ve tözden ontolojik bir ilke olarak saf varlık anlaşılır - bu anlamıyla madde de "bir bakıma" (wg) tözdür (Aristoteles: Fizik 192a 6) - buna karşılık form en gerçek anlamıyla gerçeklik ve tözdür. İkinci anlamıyla gerçeklik ilkin, madde ile formdan oluşan tek tek varolanların somut varlığında kendini gösterir ki, bu somut edimsellik (energeia) tözün içeriğidir.
1156. ve1157.Hadis CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ VE CUMAYA HAZIRLIK
Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle demiştir: “Cuma günü boy abdesti alıp; camiye (erken vakitte) giden, bir deve; ikinci vakitte giden, bir inek; üçüncü vakitte giden, boynuzlu koç; dördüncü vakitte giden, bir tavuk; beşinci (son) vakitte giden ise bir yumurta sadaka vermiş gibi olur. İmam minbere çıktığında ise (sevapları yazma işini bırakan) melekler gelip hutbeyi dinlerler.” (B881 Buhârî, Cum’a, 4; M1964 Müslim, Cum’a, 10) Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) bir gün cumanın faziletini anlatırken: “Cuma gününde öyle bir an vardır ki, bir Müslüman bu vakitte namaz kılıyor olur da Allah’tan bir şey dilerse, Allah ona dilediğini verir.” buyurdu. Ve eliyle de bu vaktin kısa bir zaman olduğuna işaret etti. (B935 Buhârî, Cum’a, 37; M1970 Müslim, Cum’a, 14)
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ebû Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah bir gün cumanın faziletini anlatırken: "Cuma gününde öyle bir an vardır ki, bir Müslüman bu vakitte namaz kılıyor olur da Allah'tan bir şey dilerse, Allah ona dilediğini verir." buyurdu. Ve eliyle de bu vaktin kısa bir zaman olduğuna işaret etti. (B935 Buhari, Cum'a, 37: M1970 Muslim, Cuma, 14)
Sayfa 422·Kitabı okudu
Felsefi akıl, bugüne dek gerçekleştirdiği tüm insani ilerlemeyi, aklın huzur bulduğu herhangi bir yerin tekin olmadığı yolundaki kuşkucu gözleme borçlu ise; ve eğer felsefi aklın yakın zamanda eleştirel uğ­ raşı yoluyla gerçekleştirdiği dikkate değer gelişmesini, bizzat ünlü kaşifi1 kuşkuculuğa borçlu olduğunu açıkça itiraf ettiyse; ve eğer bu­ nunla birlikte araştırmaları ilerledikçe, kendi aralarında gittikçe bölü­ nen bu yeni felsefenin yandaşları tarafından sergilenişi devam eden manzara, her şeyden habersiz bir gözlemciye bile aklın her ne kadar yakınlaşmış olsa da, henüz felsefeyi bir bilime dönüştürme amacına • Almanca özgün metnin başlığı tam olarak şu şekildedir: Aenesidemus oder dic.• Fundamente der von dem Herrn Professor Reinhold in fena gelieferten Elementar-Philosophie: Nebst einer Vertheidigung des Skepticismus gegen die Anmassungen der Vernunftkritik [Aenesidemus ya da Profesör Reinhold Tarafindan fena 'da Önerilen, Akıl Ele§tirisi'nin İddia/arma Kar§ı Ku§kucu­ luğu Savunmap İçeren Temel Felsefe'nin Temelleri Üzerine}; çeviri için yararlanılan kaynak: J.G. Fichte (1993) "Review of Aenesidemus'', Early Philosophical Writings içinde, haz. ve çev. Daniel Breazeale, lthaca and London: Cornell University Press. 1 Bu, kuşkusuz lmmanuel Kant'a bir göndermedir. Kant'ın, kuşkuculuğun felsefeye olumlu katkısına ilişkin onayı için bkz. onun Gelecekte Bilim Ola­ rak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena'ya girişteki Hume tar­ tışması ve SafAkim Ele§tİrislnde 'kuşkucu yöntem'in yararları üzerine kısa yorumları, A424/B45 I , A485/BS l 3-A486 /BS 1 4, A507/B535, ve özellikle A755/B/83-A769/B797. 3 4 Acncsidcmus 'un Eleştirisi ula§mamt§ olduğunu açık ediyorsa; o zaman ku§kuculuğun görevini tamamlamasından ve aklı yüce amacına erişme yolunda sorgulamaya devam
1000Kitap